İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Davacı vekili 16.09.2019 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; devlet hastanesinde doktor olan müvekkilinin, gözaltına alındığı, 05.05.2018 tarihinde tutuklandığını, 31.07.2008 tarihinde tahliye edildiğini, yapılan yargılama sonunda resmi evrakta sahtecilik suçundan soruşturma izni verilmediğinden düşme, dolandırıcılık ve rüşvet suçundan beraatine karar verildiği, kararın temyizi üzerinde düşme kararı ve rüşvet suçundan verilen beraat kararının kesinleştiği, dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararının bozulması üzerine yeniden yapılan yargılama ile beraatine karar verildiği ve kararın temyiz incelemesi ile kesinleştiği, haksız yargılama nedeniyle 150.000,00 TL maddi ve 500.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...-i maliyeden alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı vekili 18.10.2019 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın reddi gerektiğini, davanın süresinde açılmamış ise reddi gerektiğini, mahsup araştırması yapılması gerektiğini, davacının makul şüphe ile tutuklandığını, talep edilen tazminat miktarının fazla olduğunu, davanın kanunda belirtilen tazminat şartlarını taşımadığından reddi gerektiğini, öne sürmüştür.
3.Turgutlu Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.01.2020 tarihli ve 2019/274 Esas, 2020/27 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 01.11.2020 tarihli ve 2020/848 Esas, 2020/2031 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 30.12.2021 tarihli tebliğnamesi ile davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddini talep edilmiştir.
Davacı vekilinin temyiz istemi; Müvekkilinin doktor olduğunu, maddi zararının bulunduğundan maddi tazminatın reddi kararının bozulması gerektiğini, hükmedilen manevi tazminatın eksik olduğunu, tazminata faiz ile karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacının tazminata esas Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2008/376 esas sayılı dosyasında sahtecilik suçu yönünden soruşturma izni verilmemesi nedeniyle düşme kararı, dolandırıcılık ve rüşvet suçlarından beraat kararları verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2012/9160 esas sayılı kararı ile düşme ve rüşvet suçu yönünden verilen beraat kararlarının onanmasına, dolandırıcılık suçu yönünden verilen beraat kararının bozulmasına karar verildiği, bozma sonrası Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2014/221 esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucu davacının dolandırıcılık suçundan 5271 sayılı Kanunun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verildiği ve söz konusu kararın Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 18.06.2019 tarih 2018/4024 esas, 2019/6836 karar sayılı ilamı ile onanarak 18.06.2019 tarihinde kesinleştiği, davacının Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2014/221 esas ve 2016/1 karar sayılı dosya kapsamında 05.05.2008 - 31.07.2008 tarihleri arasında 87 gün tutuklu kaldığı ve anılan dosya kapsamında yapılan yargılama neticesinde de davacının üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olmadığı anlaşılarak hakkında beraat kararı verildiği ve beraat kararının 18.06.2019 tarihinde kesinleştiği mahkememize gönderilen kesinleştirme şerhli ilamdan anlaşılmış, davacının tutuklu geçirdiği sürelerin başkaca cezasından mahsup edildiğine dair bir kaydın dosyada bulunmadığı, tutuklu kaldığı dönemden sonrada Turgutlu Devlet Hastanesinin 08.11.2019 havle tarihli cevabi yazısından da anlaşılacağı üzere ilgili kurumda çalıştığı, tutuklu kaldığı döneme ilişkin maaşının 2/3'ünü aldığının ve halen iş aktinin devam ettiğinin bildirilmiş olması nedeniyle davacının eksik kalan maaşlarını ilgili idareye başvurarak alabileceği, bu nedenle tutuklu kaldığı döneme ilişkin eksik kalan maaşının 1/3'lük kısmının maddi tazminat kapsamına dahil olmadığı, yine davacının dilekçesinde 1/2 oranında sağlık keseneği, emekli keseneği, döner sermaye alacağı, 2008 yılında yargılandığı dava nedeniyle kurum zararı olarak SGK'ya ödemiş olduğu 2.864,07 TL paranın maddi tazminat olarak ödenmesini talep etmiş ise de söz konusu kalemlerin fiilen çalışmaya bağlı olduğu, SGK'ya yapmış olduğu ödemenin ise daha sonra ilgili kurumdan başvurularak talep edilebileceği dikkate alındığında belirtilen taleplerin maddi tazminat kapsamına dahil olmadığı, ayrıca dava dilekçesinde tedavi masrafları talep edilmiş ise de davacının tutuklama koruma tedbiri nedeniyle tedavi masrafı ödediğini belgelendirmediği anlaşılmakla hali hazırda davacının haksız tutuklama nedeniyle karşılanmamış maddi zararının bulunmadığı belirlenerek, maddi tazminat talebinin reddine, 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin ve davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine, istinaf merci, davacının dava dilekçesinde faiz talebi olmadığı, yargılama aşamasında da faiz talep ettiğine dair herhangi bir ıslah talebinde bulunmadığı halde, kısmen kabulüne karar verilen manevi tazminat miktarı için dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hukuka ve taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğundan kararın hüküm fıkrasının, (2) nolu bentte yazılı "..dava tarihi olan 16/09/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte" ibaresinin hükümden çıkartılması suretiyle, istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
Tazminat talebinin dayanağı olan Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/221 Esas, 2016/1 Karar sayılı ceza dosyasında davacının, resmi belgede sahtecilik, rüşvet ve dolandırıcılık suçlarından 05.05.2008 - 31.07.2008 tarihleri arasında 87 gün tutuklu kaldığını, bozma öncesi yapılan yargılama sonunda resmi belgede sahtecilik suçundan soruşturma izni verilmemesi nedeniyle düşme, rüşvet ve dolandırıcılık suçundan ise de beraat kararı verildiği, temyiz incelemesi ile resmi belgede sahtecilik suçundan soruşturma izni verilmemesi nedeniyle düşme ve rüşvet suçundan beraat kararının 10.02.2014 tarihinde kesinleştiği, dolandırıcılık suçundan ise yeniden yapılan yargılama ile beraat kararı verildiği ve kararın 18.06.2019 tarihinde kesinleştiği, ve davanın 5271 sayılı Kanuna tabi olduğu anlaşılmıştır.
Davacının resmi belgede sahtecilik, rüşvet ve dolandırıcılık suçlarından tutuklanmasına karar verilip, tek tutuklama müzekkeresi düzenlendiği, davacının tazminata hak kazanabilmesi için dava dosyasında tutuklandığı ve yargılandığı tüm suçlardan beraat etmesi gerektiği, dolandırıcılık ve rüşvet suçundan beraatine karar veriliği, resmi belgede sahtecilik suçundan ise soruşturma izni verilmemesi nedeniyle düşme kararı verildiği, 5271 sayılı Kanun'un 144 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde genel veya özel af, şikâyetten vazgeçme, uzlaşma gibi nedenlerle hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya davanın düşmesine karar verilen veya kamu davası geçici olarak durdurulan veya kamu davası ertelenen veya düşürülen kişilerin tazminat isteyemeyecek kişilerden olduğunun belirtildiği ve davacının üç suçtan da tutuklandığı göz önünde bulundurulduğunda, davacının her üç suçtan da beraat etmesi halinde tazminata hak kazanacağı değerlendirilmekle, davanın tümüyle reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş ancak temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.
Davacı vekilinin temyiz talebi yönünden;
Tazminat talebinin dayanağı olan ceza dosyası kapsamında, davacının resmi belgede sahtecilik, rüşvet ve dolandırıcılık suçundan gözaltında ve tutuklu kaldığı, dolandırıcılık ve rüşvet suçundan beraat etmişse de resmi belgede sahtecilik suçundan ise soruşturma izni verilmemesi nedeniyle düşme kararı verilmesi nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 144 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereğince tazminata hak kazanamayacağı halde davanın kısmen kabulüne karar verildiği ancak bu hususun temyiz eden sıfatına göre bozma nedeni yapılmadığı yukarıda açıklanmış olup davacı vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 01.10.2020 tarihli ve 2020/848 Esas, 2020/2031 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Turgutlu Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.12.2023 tarihinde karar verildi.