İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Davacı vekili 25.04.2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; "Müvekkilin beraatine karar verilen ceza dava dosyası kapsamında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 13.12.2017 - 01.11.2018 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklu kalması sebebiyle 42.400,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini arz ve talep ederim." şeklinde beyanda bulunmuştur.

2. Davalı vekili 21.06.2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "Davanın süre yönünden reddine karar verilmesi gerekir. Gözaltı ve tutuklama işlemleri yasalara uygun şekilde yapılmıştır. Davacı hakkında delil yetersizliğinden beraat kararı verildiği için davacının tazminat talep etme hakkı yoktur. Talep edilen tazminat miktarları fahiştir. Faiz talebi mümkün değildir. Avukatlık ücretinin hazineden talep edilmesi yasaya aykırıdır. Davacının açılan davaya muvafakatinin bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır." şeklinde beyanda bulunmuştur.

3. Fethiye Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.12.2019 tarihli ve 2019/215 Esas, 2019/533 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 17.09.2020 tarihli ve 2020/580 Esas, 2020/1874 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 22.12.2021 tarihli ve 2020/96763 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii edilmiştir.

Davacı vekilinin temyiz istemi; hükmedilen tazminat miktarlarının az olduğuna, ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacının, davaya konu beraat ettiği dosyada gözaltında kaldığı 13.12.2017 - 01.11.2018 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklulukta kaldığı süresinin Milas 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/246 esas 2018/71 karar sayılı ilamı ile verilen 2 yıl 6 ay hapis cezasından mahsup edildiği, davacının 13.12.2017 - 01.11.2018 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklulukta kaldığı, dava sonunda beraat ettiği, beraat kararının kesinleştiği, davacının işbu gözaltında ve tutuklulukta kaldığı sürelerin başka bir cezasından mahsup edildiği, davacının serbest gündelik işlerde çalıştığının tespit olunduğu, buna göre asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamada davacının toplam 17.134,96 TL maddi zarara uğradığı, yine davacının günlüğü 100,00 TL'den 32.400,00 TL manevi zarara uğradığı ancak haksız gözaltı ve tutuklulukta geçen süresinin başka bir cezasından mahsup edilmesi nedeni ile hakkaniyete uygun olarak takdiren maddi tazminatın 6.000,00 TL, manevi tazminatın ise 10.000,00 TL olarak belirlenmesine, davacının bu kapsamda maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne, belirlenen maddi ve manevi tazminatın talep gibi gözaltına alındığı tarih olan 13.12.2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Dosya kapsamına göre; davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 13.12.2017 tarihinde gözaltına alındığı, 14.12.2017 tarihinde tutuklandığı ve 01.11.2018 tarihinde tahliye edildiği, davacının gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin Milas 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/276 Esas, 2018/71 Karar sayılı 16.08.2019 tarihli ek kararıyla mahsup edildiği anlaşılmakla, davacının tutukluluğunun tamamının mahsup edildiği dikkate alınarak haksızlığı belirlemek amacıyla makul bir maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden bu kriterlere uymayacak şekilde fazla miktarda tazminata hükmedilmiş olması, hukuka aykırı bulunmakla, istinaf yoluna başvurulan hüküm fıkrasının; birinci bendinde yazılı maddi tazminat miktarı olan "6.000,00 TL" ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine "1.500,00 TL" ibaresinin eklenmesi, birinci bendinde yazılı manevi tazminat miktarı olan "10.000,00 TL" ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine "1.500,00 TL" ibaresinin eklenmesi, bunlara bağlı olarak düzeltilmesi gereken nisbi vekalet ücretine ilişkin hüküm fıkrasının ikinci bendinde yazılı "1.920,00 TL" ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine "1.056,00 TL" ibaresinin yazılması sureti ile düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Tazminat talebinin dayanağı olan Bodrum Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/248 E., 2019/124 K. sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapmak veya sağlamak suçundan 13.12.2017 - 01.11.2018 tarihleri arasında 323 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği, beraat hükmünün 29.03.2019 tarihinde kesinleştiği, davacının gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürenin tamamının Milas 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/276 Esas, 2018/71 Karar sayılı ceza dava dosyasındaki hükümlülüğünden mahsubuna karar verildiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davaları her ne kadar 5271 sayılı Kanun'da düzenlenmiş ise de; özel hukuk yanı ağır basan bir dava olması nedeniyle bu Kanunda düzenlenme bulunmayan hallerde tazminat hukukunun genel prensipleri çerçevesinde 6100 sayılı Kanun'un uygulanması gerekmektedir. 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen duruşma açılmadan düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilebilecek haller bir suç kovuşturması sonucu verilen hükümler için geçerli olup doğrudan tazminat davalarında uygulanması mümkün değildir. Bu nedenle 6100 sayılı Kanun'un istinafa ilişkin hükümlerinin kıyas yolu ile uygulanması gerekmekte olup, aynı Kanun'un 353 üncü maddesi gereğince tazminat miktarlarının azaltılması veya artırılmasının duruşma açılmaksızın düzeltilerek esastan reddine karar verilmesinde bir engel bulunmadığından tebliğnamede tazminat miktarının eksiltilmesinin duruşma açılarak yapılması gerektiğine ilişkin bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

Davacı vekilinin temyiz isteği yönünden;
Haklarında mahsup işlemi yapılmayan kişilerle tutukluluğu başka mahkumiyetinden mahsup edilenler arasındaki dengenin, hak ve nefasetin sağlanması amacıyla; tutuklu kalınan sürenin tamamının mahsup edildiği halde makul bir miktar maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği göz önünde bulundurularak takdir edilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının eksik olmadığı anlaşıldığından, kararda bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 17.09.2020 tarihli ve 2020/580 Esas, 2020/1874 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Fethiye Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

18.12.2023 tarihinde karar verildi.