SUÇLAR: Cinsel saldırı, kişi hürriyetinden yoksun kılma

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Korgan Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.01.2016 tarihli ve 2010/208 Esas, 2016/9 Karar sayılı kararı ile sanığın basit cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi ve beşinci fıkrası ve 110 uncu madde uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.

2. Dava Dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 28.04.2022 tarihli ve 9-2022/57164 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği
Suç vasfında hataya düşüldüğüne, kararın usul ve Kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.

Mahkeme, "... Sanık soruşturmada ilk ifadesinde suçun işlendiği tarihlerde Korgan'da olmadığını beyan etmiş ise de, sonraki ifadelerinde ise, bahsi geçen arabayı yarım saatliğine aldığını eşini Korgan'a almaya gittiğini olayla alakası olmadığını beyan etmiştir. Sanığın bu çelişkili ifadeleri nedeniyle hakkındaki suç şüphesi kuvvetlenmiştir. Ayrıca suçta kullanılan araba, müştekiye teşhis ettirildiğinde direkt aracı teşhis edebilmiştir. Mağdurun kaçırılmasından hemen sonra müştekinin denk geldiği araçtaki tanıklarda, sanığı bulamadıklarını, ancak daha sonra dönüşte mağdura denk geldiklerinde polise haber verdiklerini bildirmişlerdir. Aracın sahibi tespit edildiğinde o tarihlerde aracını emaneten ...'ya emanet ettiğini 3-4 saat sonra aracının geri getirildiğini beyan etmiştir. ...'da dinlendiğinde aracı başkasına verdiğine dair herhangi bir beyanda bulunmamıştır. Bu durumda mağduru araca bindirerek götüren kişi ...'dan başkasının olma ihtimali yoktur. Mağdure soruşturmadaki beyanında; çelişkili ve dengesiz de olsa kendisini arabaya bindiren şahsın bacaklarını ve baldırını göstererek onlara dokunduğunu söylemiştir. Mağdureyi araca alan kişi buradaki beyandan da anlaşılacağı üzere sadece araçta gezdirmemiş, aynı zamanda mağdurenin vücuduna da dokunmuştur. Sanık ... beyanında; mağdureyi araca alarak sadece gezdirip geri aldığım yere bıraktım şeklinde bir beyanda bulunmayıp mağdureyi hiç almadığını, olayla bağlantısının olmadığını beyan etmiştir. Normal şartlarda bu şekilde bir kızı kaçırıp belli bir müddet sonra geç getiren kötü niyetli bir kişinin de kızın bacaklarına ve baldırına dokunmuş olması hayatın olağan akışına uygundur. Akıl hastası bir kızı kaçırmak başka bir amacı olmaması durumunda, mantıksız bir eylem olacaktır, bu kaçırma eyleminin kesinlikle bir amacı olmalıdır, bu amaçta dosyamızdan ve mağdurun beyanında anlaşılacağı üzere cinsel amaçtır. Yani burada sanığın, mağdura yönelik cinsel amaçla dokunduğu ispatlanmıştır. Bu durumda, basit cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının sanık tarafından işlendiği sabit olmuştur.
.." şeklindeki kabul ve gerekçesiyle sanığın mahkumiyetine karar vermiştir.

1. Mağdurenin aşamalarda sağlıklı bir şekilde beyanda bulunamadığının anlaşıldığı, tanıkların görgüye dayalı beyanlarının bulunmadığı, katılan mağdure tarafından sanığın teşhis edilmediği, katılan mağdure hakkında tanzim edilen adli raporlar ile tüm dosya kapsamı nazara alındığında, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek sanığın atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

2. Tebliğnamede sanığın yüzüne karşı okunan iddianame ile sorgusu arasında en az bir haftalık süre bulunmasının gerektiği ve bu süreye riayet edilmeden sanığın savunma hakkı kısıtlandığından bozma talep edilmişse de, sanığın talimat Mahkemesince alınan 02.12.2013 tarihli ifadesinde savunma için süre talep etmediğini beyan ettiği anlaşıldığından, bu hususta Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Korgan Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.01.2016 tarihli ve 2010/208 Esas, 2016/9 Karar sayılı kararına yönelik katılan mağdure vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye farklı gerekçe ile uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

18.12.2023 tarihinde karar verildi.