Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili aleyhine davalı tarafından kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan icra takibine dayanak senedin keşide yeri Mersin, keşide tarihi 30.06.2018, keşidecisi Paflagon Gıda Dağ. Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti., lehtarı müvekkili ..., muhatabı ise Türkiye Ekonomi Bankası (TEB) olan 6972301 seri no.lu, 100.000,00 TL bedelli aslında kambiyo senedi olma niteliğini kaybetmiş "çek" olduğunu, müvekkilinin ilgili çekten dolayı hamiline herhangi bir borcunun bulunmadığını, söz konusu çekin 02.07.2018 tarihinde takas sisteminden karşılıksız işlemi gördüğünü, 20.07.2018 tarihinde ilgili çekin muhatap bankaya ibraz edildiğini, bankanın ödemekle yükümlü olduğu 1.600,00 TL'yi hamil ...'a ödediğini ve çekin arkasına kaşe basılarak çek aslının ...'a teslim edildiğini, ancak bahse konu çekin arka yüzünde imza ve kaşe için yer kalmadığından muhatap bankanın antetli kağıdı ile alonj yapılarak, bankanın karşılıksızdır işleminin bu kağıt üzerine yapıldığını, TEB tarafından basılan kaşe kısmı alonjdan kesilerek yeni bir ek yapıldığını, ek üzerinde yalnızca müvekkilinin imzasının kaldığını ve bu tam ciro olarak kabul edilerek ciro silsilesinin haksız ve kötü niyetli olarak devam ettirildiğini, böylelikle müvekkilinin çek üzerinde ciranta olarak göründüğünü ve kendisine haksız ve kötü niyetli takip başlatıldığını, davalı ile müvekkilinn birbirlerine çek ciro etmek için aralarında hiçbir ilişki bulunmadığını, bankaya ibrazdan sonra devredilecek çekin ancak alacağın devri hükümlerine göre devredilebileceğinden takip alacaklısına yapılacak cironun temlik cirosu olduğunun açıkça anlaşılır olması gerektiğini, ancak takip alacaklısı ... ile çeki kendisine devretmiş görünen ve aslında çek üzerinde tahrifat yaparak kendisini yetkili hamilmiş gibi gösteren ... tarafından yapılan ciroya istinaden herhangi bir temlik sözleşmesi yapılmadığını, davalının yetkili hamil olmadığını, müvekkili ile dava dışı ... arasında alacağın devri hükümleri doğuracak şekilde çekin devri için yazılı anlaşma yapıldığını, ancak çekin karşılıksızdır işlemi gördükten sonra yapılan bu anlaşmada müvekkilinin çekle ilgili sorumluluğunun olmadığını devralana yazılı olarak bildirdiğini, çek tahrif edildiği için kambiyo senedi olma özelliğini kaybettiğini ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin çeki ciro ile devir alan iyi niyetli 3. kişi olduğunu, çekte tahrifat olmadığını, bankanın kaşesinin kesildiği iddia edilen kaşenin karşılıksızdır kaşesi olmadığını, çünkü çekte bu kaşenin bulunduğunu savunarak davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, takibe konu çekin 02.07.2018 tarihinde takas sisteminden karşılıksız işlemi gördüğü, 20.07.2018 tarihinde davacı ...’ın TEB Bankası Kırşehir Şubesi'ne çek aslını ibraz ettiği, banka sorumluluk bedelinin kendisine ödendiği, çekin arkasında kaşe basılacak yer kalmadığı için alonj yapılarak bu alonjun üzerine kaşe basıldığı, çekin fotokopisi alınarak çek aslının davacı ...’a teslim edildiği, TEB'e vekâleten Kuveyt Türk Bankası tarafından basılan karşılıksız çek kaşesinden sonra ...’ın cirosunun ve bu cirodan sonra da TEB'in banka sorumluluk tutarının ödendiğini gösterir kaşesinin bulunduğu hususlarının TEB Kırşehir Şubesinin 24.04.2019 tarihli yazısı ile sabit olduğu, TEB tarafından gönderilen çek görüntüsünde banka sorumluluk tutarının ödendiğini gösterir kaşenin bulunduğu, işbu banka sorumluluk tutarının ödendiğini gösterir kaşenin takibe konulan çekte bulunmadığı, diğer bir anlatımla banka sorumluluk tutarının ödendiğini gösterir kaşenin kesilerek çıkartıldığı, dolayısıyla takibe konu çekin dava dışı ...’a ciro yoluyla geçmediği, dava dilekçesi ekindeki tutanak başlıklı 14.12.2018 tarihli belgeye göre takibe konu çekin sorumsuzluk kaydı ile dava dışı ...’a devredildiği, her ne kadar alacağın devrinde 6098 saylı Kanun'un (6098 sayılı Kanun) 193 üncü maddesi gereği devredenin garanti sorumluluğu bulunuyor ise de, garanti sorumluluğu hükümleri emredici nitelikte olmadığından, tarafların anlaşmasıyla sınırlandırılabileceği ya da kaldırılabileceği, bu nedenle takibe konu çek sözleşme ile dava dışı ...’a devredilmiş ise de, sözleşmede ... lehine sorumsuzluk kaydı bulunduğundan artık takibe konu çekten dolayı ...’ın sorumluluğuna gitmenin mümkün olmadığı, hal böyle olunca, davacının icra takibinden ve takibe konu çekten dolayı davalıya borçlu olmadığı, davalı ...’ın takibe konu çeki kötüniyetle iktisap ettiğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalı aleyhine kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bu yönden kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece çek asılları celp edilmeden fotokopileri üzerinden inceleme yapıldığını, eksik inceleme neticesinde verilen kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu çekte cirolar ve bankanın karşılıksız kaşesinden sonra eklenen alonjda davacı ...'ın imzası ve bankanın sorumluluk tutarını ödediğine dair kaşesinin bulunduğu, ancak takip dayanağı çekte alonjdaki bu kısmın sonradan kesilerek çıkartıldığı ve dava dışı ... ile davalının cirolarının bulunduğu alonjun eklendiği, davalının bu çeke dayalı olarak alonj üzerinde cirosu bulunan davacıdan alacaklı olduğunu ispatlayamadığı, 17.05.2021 tarihli bilirkişi incelemesinin çek aslı üzerinden yapıldığı, davalının takip yapmakta kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı, Mahkeme kararının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; çek aslının incelenmediğini, bilirkişi raporunda çekte tahrifat olduğuna dair bir tespit olmadığını, bilirkişi raporunda, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü gibi banka kaşesinin kesilip tahrip edilmesinden bahsedilmediğini, davacı iddiasını ise banka kaşesinin kesildiği yönünde olduğunu, davacı şikayeti sonucu yapılan savcılık soruşturması aşamasında çek aslında yapılan incelemede alonjun koparılması vs mevcut olmadığı rapor edildiğinden takipsizlik kararı verilerek kesinleştiğini, temyize konu kararın maddi vakaya aykırı olduğunu, çek aslının duruşmada incelenmesi halinde, çekte eksiklik ya da tahrifat olmadığının anlaşılabileceğini, çeki iyiniyetli 3. kişi olarak ciro ile devralan müvekkiline karşı önceki def'ilerin ilerü sürülemeyeceğini, müvekkilinin çeki devralırken kötü niyetli olduğunun ispatlanmadığını, keşideci ile lehtar arasındaki defilerin müvvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Dava, kambiyo senedine dayalı başlatılan takipten dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 683 ve 818 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi,
4. 6098 sayılı Kanun'un 193 üncü maddesi.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve somut olayda, dava konusu çek, bankaya ibraz edilip bankaca ilgili mevzuat uyarınca sorumlu olunan miktar ödendikten sonra ibraz eden davacıya teslim edilmiş, sonrasında bankanın sorumlu olduğu kısmı ödediğini gösterir beyan yazısı çıkartılıp alonj eklenmiş bu şekilde yapılan tahrifattan sonra çekte davacı cirosundan sonra dava dışı ... cirosu yer almakta olup davacı ile bu kişi arasında sorumsuzluk anlaşması yapılmıştır. Bir an için çekte tahrifat olmadığı ve bu ciroların doğru olduğu kabul edilse bile çekin bankaya ibrazından sonraki ciro alacağın temliki hükümlerine tabi olup davacının kendisinden sonraki ciranta ile aralarındaki ilişkiden doğan def'i hakkını sonraki cirantalara karşı ileri sürebilecek olmasına göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.