SUÇLAR: Reşit olmayanla cinsel ilişki, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER: Düşme, beraat
Şikayetçi ... vekilinin temyiz isteğinin incelenmesinde; katılan mağdurenin velayetinin suç tarihinde babası olan kanuni temsilci ...'e verilmesi ve kayda göre on sekiz yaşını ikmal ettiği 25.02.2020 tarihli duruşmada sanık ... yönünden şikayetçi olmayıp suça sürüklenen çocuk yönünden şikayet ve davaya katılma istemi bulunan katılan mağdure üzerinde velayet hakkı bulunmayan ...'nin davaya katılma hakkı bulunmadığı gibi Mahkemece verilen katılma kararı da hükümsüz olduğundan, şikayetçi ... vekilinin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı belirlenmiştir.
Katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteğinin incelenmesinde; sanık ve suça sürüklenen çocuk hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Silifke Ağır Ceza Mahkemesinin 29.09.2015 tarihli ve 2012/83 Esas, 2015/196 Karar sayılı kararı ile; suça sürüklenen çocuk ...'ın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci fıkrası uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık ...'in ise çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Anılan karara karşı katılan Bakanlık vekili, sanık ... müdafii ve suça sürüklenen çocuk ... müdafiinin temyiz yoluna başvurması üzerine Yargıtay kapatılan 14. Ceza Dairesinin 01.06.2016 tarihli ve 2016/3083 Esas, 2016/5366 Karar sayılı kararı ile; sanık ... ve suça sürüklenen çocuk ... hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelemesinde; yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmekle birlikte Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulundan alınan 08.06.2015 tarihli raporda mağdurede olaydan kaynaklanmış ruh sağlığını bozacak mahiyet ve derecedeki psikiyatrik bozukluğun sanık ve suça sürüklenen çocuğun eylemleri ile arttığının bildirilmesine karşın 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin altıncı fıkrasının uygulanmaması suretiyle eksik cezaya hükmolunması, sanık ...'in üzerine atılı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun gerektirdiği hapis cezasının alt sınırının beş yıldan fazla olmasına karşın sanık müdafiinin yokluğunda hüküm kurularak savunma hakkının kısıtlanması, suç tarih sanık ... için 2011 yılı Aralık ayı, suça sürüklenen çocuk ... için 2010 yılı olduğu halde gerekçeli karar başlığında 2008 yılı olarak gösterilmesi gerekçeleriyle hükümlerin bozulmasına, suça sürüklenen çocuklar Gökhan hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan beraat hükmünün incelenmesinde; olay günü onbeş yaşını ikmal etmeyen mağdure Nejla'nın, suça sürüklenen çocuk ...'ın evine cebir, tehdit veya hile olmaksızın giderek anılan ikamette zor olmaksızın bulunduğunun anlaşılması karşısında, onbeş yaşından küçük olan mağdurenin yaşı itibariyle rızasının hukuken geçerli olmadığı nazara alınarak suça sürüklenen çocuk ...'ın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği gözetilmeden beraatine hükmedildiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
3. Silifke Ağır Ceza Mahkemesinin 07.06.2018 tarihli ve 2018/149 Esas, 2018/242 Karar sayılı kararı ile; suça sürüklenen çocuk ...'ın beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan lehe olduğu anlaşılan suç tarihinde yürürlükteki haliyle 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, altıncı fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci fıkrası uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) ve (f) bentleri, beşinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık ...'in beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan lehe olduğu anlaşılan suç tarihinde yürürlükteki haliyle 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, altıncı fıkrası, 62 nci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
4. Anılan karara karşı katılan ... vekili, katılan Bakanlık vekili, sanık ... müdafii ve suça sürüklenen çocuk ... müdafiinin temyiz yoluna başvurması üzerine Yargıtay kapatılan 14. Ceza Dairesinin 26.11.2019 tarihli ve 2019/4358 Esas, 2019/12752 Karar sayılı kararı ile; mağdure Nejla'nın velayetinin babası kanuni temsilci ...'de bulunması karşısında, anne katılan ...'nin velayet ve davaya katılma hakkı bulunmadığından vekilinin temyiz isteğinin reddine karar verilmekle, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi ile mağdure hakkında Mersin Devlet Hastanesinden alınan 01.03.2012 tarihli rapor ile Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunca tanzim edilen 13.05.2013 tarihli rapor arasında mağdurenin yaşının belirlenmesi açısından çelişki bulunduğu nazara alınarak, Adli Tıp Üst Kurulundan rapor aldırılmak suretiyle mağdurenin suç tarihindeki gerçek yaşının belirlenmesi, Adli Tıp 6. İhtisas Kurulunun 06.08.2015 tarihli raporu ile mağdurenin, mağduru bulunduğu olayda temyiz dışı sanık ... ...'nin eylemi nedeniyle ruh sağlığının bozulduğu, diğer sanıkların eylemlerinin ruh sağlığındaki bu bozulmayı artırdığının bildirilmesi karşısında, sanık ile suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin altıncı fıkrasının uygulama koşullarının oluşmadığı gerekçeleriyle hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir.
5. Silifke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.04.2021 tarihli ve 2020/11 Esas, 2021/269 Karar sayılı kararı ile; suça sürüklenen Gökhan hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan lehe olduğu anlaşılan suç tarihinde yürürlükteki haliyle 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci fıkrası uyarınca 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) ve (f) bentleri, beşinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık ... hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan lehe olduğu anlaşılan suç tarihinde yürürlükteki haliyle 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
6. Anılan karara karşı katılan Bakanlık vekili, sanık ... müdafii ve suça sürüklenen çocuk ... müdafiinin temyiz yoluna başvurması üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 07.02.2022 tarihli ve 2021/25693 Esas, 2022/775 Karar sayılı kararı ile; sanık ve suça sürüklenen çocuk ile müdafilerinin aşamalarda cinsel ilişkiye girildiği tarihte mağdurenin on beş yaşından küçük olduğunun bilinmediği yönündeki savunmaları, mağdure hakkındaki yaş raporları ile beyanı alınırken hazır bulunan sosyal hizmet uzmanıyla sosyoloğun görüşleri ve tüm dosya içeriği nazara alınarak 5237 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı tartışılması, kabule göre de; on beş yaşından küçük mağdurenin olay tarihinde yapılan davet üzerine arkadaşı ...'la birlikte suça sürüklenen çocuk ve arkadaşı ...’ın bulunduğu eve giderek cebir, tehdit veya hile olmaksızın burada kaldığı tüm dosya içeriğinden anlaşılmakla, mevcut haliyle olayda mağdurenin direncinin kırılması suretiyle üzerinde müşterek hakimiyet kurulması söz konusu olmadığından, suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde yer alan suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesine bağlı ağırlaştırıcı hal uygulanamayacağı gerekçeleriyle hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir.
7. Silifke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.06.2022 tarihli ve 2022/66 Esas, 2022/222 Karar sayılı kararı ile; sanık ve suça sürüklenen çocuğun mağdurenin yaşı hususunda hataya düştüğü gerekçesiyle değişen suç vasfı ile reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan altı aylık şikayet süresinin dolması gerekçesiyle 5237 sayılı Kanun'un 73 üncü maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca davaların düşmesine, suça sürüklenen çocuk üzerine atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkraısnın (a) bendi uyarında beraatine karar verilmiştir.
8. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 19.12.2022 tarihli ve 9-2022/119611 sayılı, kısmi onama, kısmi düşme görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
A. Şikayetçi ... Vekilinin Temyiz İsteği
Hükmü temyiz etme iradesinden ibarettir.
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği
Sanık ve suça sürüklenen çocuğun, katılan mağdurenin yaşı hususunda hataya düştüklerine dair kabulün hatalı olduğuna, dosya kapsamındaki deliller itibariyle sabit olan çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkumiyet hükümleri kurulması gerektiğine ilişkindir.
2010 yılı yaz aylarında katılan mağdurenin arkadaşı olan tanık ... ile birlikte suça sürüklenen çocuk ...'ın daveti üzerine adı geçenin ikametine gittiği, anılan mahalde adı geçenler dışında temyiz dışı suça sürüklenen çocuk ...'ın da bulunduğu, katılan mağdure ile suça sürüklenen çocuğun arasında duygusal anlamda ilişki bulunduğundan adı geçenleri yalnız bırakmak maksadıyla tanık ... ve temyiz dışı suça sürüklenen çocuk ...'ın başka bir odaya geçtikleri, anılan mahalde suça sürüklenen çocuk ...'ın uygunsuz davranışları üzerine tanık ...'ın suça sürüklenen çocuk ve katılan mağdureye haber vererek anılan mahalden ayrıldığı, devamında suça sürüklenen çocuk ...'ın şarap almak maksadıyla ikametten ayrılması üzerine temyiz dışı suça sürüklenen çocuk ... ile katılan mağdurenin odalardan birine geçerek rıza dahilinde vajinal yoldan cinsel ilişki yaşadıkları, suça sürüklenen çocuk ...'ın ikamete gelmesi ile adı geçenlerin bir süre birlikte alkol aldıkları, akabinde temyiz dışı suça sürüklenen çocuk ... ile katılan mağdurenin odalardan birine geçerek rıza ile cinsel ilişki yaşamaları üzerine suça sürüklenen çocuk ...'ın adı geçenlerin yanına gelerek "...'a var da bize yok mu" şeklinde sözler sarf ederek katılan mağdure ile cinsel ilişki yaşamak istediği, ilk başta katılan mağdurenin bu teklifi kabul etmemesine karşın devamında rıza göstererek suça sürüklenen çocuk ... ile rıza dahilinde vajinal yoldan cinsel ilişki yaşadığı, anılan süreçten sonra katılan mağdurenin 2010 yılından 2012 yılına kadar sanık ... ile duygusal mahiyette bir ilişki yaşayarak ilk olarak 2011 yılının Aralık ayı içinde rıza dahilinde vajinal yoldan cinsel ilişkinin yaşandığı, 2012 yılının Ocak ayında farklı tarihlerinde üç kez olmak üzere yaşanan cinsel ilişkinin devamında son olarak adı geçenlerin 12.02.2012 tarihinde cinsel ilişkiye girdiklerinin kabulüne dair Mahkeme gerekçesinde katılan mağdurenin adli muayene raporu, sanık ve suça sürüklenen çocuk savunmaları, tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamı itibariyle katılan mağdurenin yaşı hususunda hataya düşüldüğüne dair savunmalar, katılan mağdurenin yaşına ilişkin Adli Tıp Kurumundan alınan raporlar, katılan mağdurenin 21.03.2012 tarihli talimat duruşmada beyanı alınırken hazır bulundurulan sosyal hizmet görevlisinin katılan mağdureye dair "gerek zihinsel gerek fiziksel gelişiminin 1997 doğum yılına göre ileride olduğu, tashih edildiği söylenen 1994 yılı ile uyumlu olduğu" yönündeki gözlemi itibariyle suça sürüklenen çocuk ve sanığın katılan mağdurenin yaşı konusunda kaçınılmaz hataya düştüklerinin kabulü ile değişen suç vasfına göre eylemlerin reşit olmayanla cinsel ilişki suçuna tekabül edeceği, takibinin şikayete bağlı olan suçla ilgili katılan mağdurenin sanık hakkında şikayetçi olmaması, suça sürüklenen çocuk yönünden şikayet hakkının altı aylık şikayet süresinden sonra kullanıldığı anlaşıldığından anılan suçtan ötürü açılan kamu davalarının şikayet yokluğundan düşmesine, suça sürüklenen çocuk ...'ın üzerine atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu açısından katılan mağdurenin yaşı hususunda düşülen kaçınılmaz hata ile olay günü katılan mağdurenin arkadaşı tanık ... ile birlikte anılan mahalde cebir, tehdit ve hile olmaksızın rızasıyla kaldığı gözetilerek atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.
A. Şikayetçi ... Vekilinin Temyiz Talebinin İncelenmesinde
Katılan mağdurenin velayetinin suç tarihinde babası olan kanuni temsilci ...'e verilmesi ve kayda göre on sekiz yaşını ikmal ettiği 25.02.2020 tarihli duruşmada sanık ... yönünden şikayetçi olmayıp suça sürüklenen çocuk yönünden şikayet ve davaya katılma istemi bulunan katılan mağdure üzerinde velayet hakkı bulunmayan ...'nin davaya katılma hakkı bulunmadığı gibi Mahkemece verilen katılma kararı da hükümsüz olduğundan, şikayetçi ... vekilinin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, vekilin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi gereği reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz Talebinin İncelenmesinde
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdanî kanıya ulaşıldığı, kanuni ve yeterli gerekçeye istinaden hata hükümlerinin uygulanmasına karar verildiği anlaşılmış, kararın gerekçe kısmında değişen suç vasfına göre katılan mağdurenin sanık ... hakkında şikayetçi olmadığı gerekçesiyle davanın düşmesine karar verilmesine karşın hüküm kısmında altı aylık şikayet süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın düşmesine karar verilerek hüküm ile gerekçe arasında çelişki yaratılması, yapılan uygulama karşısında sonuca etkili görülmeyerek bozma nedeni sayılmamış olup, bu kapsamında kurulan hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Onama gerekçesine göre reşit olmayanla cinsel ilişki suçu yönünden kurulan hükümlerin bozulması yönündeki Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.
A. Şikayetçi ... Vekilinin Temyiz Talebi Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle Silifke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.06.2022 tarihli ve 2022/66 Esas, 2022/222 Karar sayılı kararırına yönelik şikayetçi ... vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz Talebi Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle Silifke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.06.2022 tarihli ve 2022/66 Esas, 2022/222 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.12.2023 tarihinde karar verildi.