Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı vekili; vekil edeninin 163 ada 28 parsel sayılı taşınmazda paylı malik olarak bulunduğunu, anılan taşınmazda kira sözleşmesinin feshinin davalıya bildirilmesine rağmen taşınmazın tamamının teslim edilmediğini, bir kısmının halen kullanıldığını, taşınmazın bir kısmına moloz, taş, harfıyat iş, tarım makinası gibi malzemeler konulduğunu, müşterek sınıra ve yer yer müvekkilin taşınmazına duvar örmek suretiyle kullanmaya devam ettiğini, davalının elinde tuttuğu kısmı kullanmaya devam ederken tarım arazisi vasfını bozduğunu, bu nedenle dava konusu 163 ada 28 parsel sayılı taşınmaza davalının el atmanın önlenmesine, el atılan bölüm üzerindeki malzemelerin ve duvarın kaline, el atılan kısmın tarım arazisi vasfı yok olduğundan eski hale getirilmesi için yapılması gerekli eski hale getirme bedelinin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş olup; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

el atmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil istemine ilişkindir.

Tüm dosya kapsamı incelendiğinde; her ne kadar Mahkemece dava konusu taşınmazın komşu parsellerinde davalının hak sahibi olmadığı gerekçesi ile red kararı verildiği görülmüş ise de, dosya içerisinde mevcut mahalli bilirkişi ve tanık anlatımları ile; davalının, davacının taşınmazına duvar çekmek sureti ile müdahalesinin bulunduğunun kanıtlandığına, fenni bilirkişi raporunda da duvar çekmek sureti ile gerçekleştirilen ihlalin A ve B harfleri ile gösterildiğine göre krokide A ve B harfleri gösterilen kısımlar yönünden davanın kabulüne, C harfi ile gösterilen kısım ile ilgili müdahale son bulduğundan hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekir iken; davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

ŞONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/III-1,2,3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 23/12/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.