İhbar eden ... tarafından, 05.03.1999 gününde verilen dilekçe ile muris....'ın terekesinin tespiti talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; terekeden el çekilmesine dair verilen 15.12.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi ihbar olunan Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

Dava, terekenin korunması amacıyla tespiti talebine ilişkindir.
İhbar eden ..., muris ...’ın 12.08.1998 tarihinde vefat ettiğinden bahisle terekesinin tespitini talep etmiştir.
Mahkemece, terekeden el çekilmesine; dosyada mevcut bankalarda yer alan 13.729,64 TL bedelin 5/6’sı olan 11.441,36 TL’nin mahsup mirasçı ...’a ödenmesine, kalan 1/6 hissenin 2.228,28 TL’sinin Hazineye ödenmesine, 17 parsel sayılı taşınmazın muris adına kayıtlı 5/6 hissesinin mahsup mirasçı ...’a vasiyetname ile bırakıldığının tespitine dair karar verilmiştir.
Hüküm, ihbar olunan Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, resmi kurumlardan murisin taşınır ve taşınmaz malvarlığına ilişkin bilgi istenmiş ancak terekenin tespiti yanında tasfiyesine ilişkin de hüküm kurulmuştur.
Türk Medeni Kanununun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 33. maddesi gereğince ölüm anı itibariyle terekedeki taşınır ve taşınmaz mal ve hakların tespitiyle yetinilmesi gerekir. Tedbir niteliğinde terekenin tespiti isteminde bulunulduğu halde hakim tarafından HMK'nin 25. maddesi gözetilmeksizin istek dışına çıkılarak terekenin tasfiyesi sonucunu doğuracak şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle ihbar olunan Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 13.05.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi.