Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede,
Başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-İki sanığı olan olayda, kovuşturma aşamasında dinlenen tanık ...'in bir erkek şahsın müştekiye “seni öldürürüz” dediğini beyan etmesi, soruşturma aşamasında ifadesine başvurulan ve olaya ilişkin görgüye dayalı bilgisi bulunan ...'un, tehdit sözlerini daha çok genç olan şahsın söylediğini belirtmesi yine soruşturma evresinde dinlenen ...'ın ise tehditten bahsetmeyip, küfürleşme olduğunu beyan etmesi karşısında; ... ve ...'ın tanık sıfatıyla dinlenerek beyanları arasındaki çelişkilerin giderilmeye çalışılması giderilemediği taktirde yöntemince irdelenip hangi beyana hangi nedenle üstünlük tanındığı açıklanıp tartışıldıktan sonra sanığın hukuki durumunun tayini gerektiği gözetilmeden, eksik kovuşturma ve yetersiz gerekçeyle hüküm kurulması,
2-Kabule göre ise;
a-Sanığın aşamalarda, müştekinin, kendisine hakaret ettiği savunması karşısında, ilk haksız hareketin kim tarafından gerçekleştirildiği araştırılarak, sonucuna göre haksız tahrik hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
b-Anayasa Mahkemesi’nin hükümden sonra 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı ile TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendine yönelik olarak vermiş olduğu iptal kararlarının uygulanması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.