Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Davacı vekili 31.05.2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; "Müvekkilin beraatine karar verilen ceza dava dosyası kapsamında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 26.04.2016 - 12.03.2019 tarihleri arasında tutuklu kalması sebebiyle oluşan zararının karşılığı olarak 300.000,00 TL maddi, 500.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini arz ve talep ederim." şeklinde beyanda bulunmuştur.

2. Davalı vekili 24.06.2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "Davanın süresinde, görevli ve yetkili mahkemede açılıp açılmadığı, mükerrer dava açılıp açılmadığı, mahsup yapılıp yapılmadığı araştırılmalıdır. Talep edilen tazminat miktarları fahiştir." şeklinde beyanda bulunmuştur.

3. İstanbul 7 Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.11.2019 tarihli ve 2019/305 Esas, 2019/594 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 03.09.2020 tarihli ve 2020/609 Esas, 2020/2248 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 26.12.2021 tarihli ve 2020/93061 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii edilmiştir.

A. Davacı vekilinin temyiz istemi; hükmedilen tazminat miktarlarının az olduğuna, ilişkindir.

B. Davalı vekilinin temyiz istemi; davacının kendi kusurlu hareketleri ile olaya sebebiyet verdiğine, hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğuna, davanın reddedilmesi gerektiğine, ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacının, uyuşturucu madde ticareti yapmak veya sağlama ve örgüt üyeliği suçlarından yapılan soruşturma nedeniyle 17.03.2019 tarihinde gözaltına alındığı, kovuşturma aşamasında Mahkemenin 26.04.2016 tarih, 2015/280 E, 2016/152 K sayılı kararı ile tutuklandığı, 12.03.2019 tarihinde tahliye edildiği, yapılan yargılama sonunda davacının

beraatine karar verildiği, beraat kararının 24.05.2019 tarihinde kesinleştiği, gözaltında ve tutuklulukta geçen sürelerin başka bir mahkûmiyet hükmünden mahsup edildiğine ilişkin olarak dosya içerisinde herhangi bir karar, kayıt veya belge bulunmadığı anlaşılmıştır. Silivri 6 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 17.09.2019 tarih, 2019/75554 sayılı yazısında, davacı hakkındaki tutuklama müzekkeresinin 13.05.2016 - 06.02.2018 tarihleri arasında infaz edildiği, 12.03.2019 tarihinde, arada infaz nedeni ile beklemede iken tahliye edildiği bildirilmiştir.

Mahkemece taraf beyanları ve bütün dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde, dava dilekçesinde, davacı vekilinin gözaltında kalınan süreye ilişkin bir talebinin mevcut olmadığı hususu da gözetilerek davacının 26.04.2016 - 06.02.2018 tarihleri arasındaki haksız tutuklama tedbirleri nedeniyle 29.858.41 TL maddi zarara uğradığı anlaşılmış; tutuklulukta kaldığı tarih itibariyle içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal koşullar, haksız koruma tedbiri nedeniyle hürriyetinden yoksun kaldığı gün sayısı, bu durumun doğurduğu olumsuz etkiler ve manevî tazminatın kişiyi zenginleştirmemesi gereği gözetilerek haksız tutuklama tarihi itibariyle davacı yararına 30.000.00 TL manevî tazminatın hüküm altına alınması hak ve nefaset kurallarına uygun görülmüş, davanın belirtilen tutarlar üzerinden kabulü ile; 29.858,41 TL maddi tazminat ile 30.000,00 TL manevi tazminatın haksız tutuklama tarihi olan 26.04.2016 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk derece mahkemesinin davacının tutukluluk süresinin 06.02.2018'e kadar infaz edilmiş olduğuna dair tespitinde isabetsizlik bulunmamakla birlikte, 16 yaşından büyükler için belirlenen aylık net asgari ücret miktarları üzerinden hesaplama yapılarak 29.353,78 TL'nin maddi tazminat olarak davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hatalı hesaplama ile 29.858,41 TL maddi tazminata hükmedilmesinin,

Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklulukta kalınan süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, davacı lehine belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda az manevi tazminata hükmolunmasının, usul ve yasaya aykırılık oluşturduğu bu itibarla istinafta bulunan davacı vekilinin ve davalı vekilinin talebinin yerinde olduğu anlaşılmıştır.

Yukarıda zikredilen hukuka aykırılıklar yeniden duruşma yapılmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan, istinafa konu kararın; hüküm fıkrasında "29.858,41 TL " olarak belirlenen maddi tazminat miktarının "29.353,78 TL "ye indirilmesi, hüküm fıkrasında " 30.000,00 TL " olarak belirlenen manevi tazminat miktarının "48.000,00 TL"ye yükseltilmesi sureti ile istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

Tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/199 E., 2019/203 K. sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 26.04.2016 - 12.03.2019 tarihleri arasında 1050 gün tutuklu kaldığı, tutukluluğun 26.04.2016 - 06.02.2018 tarihleri arasında 651 gün infaz gördüğü, yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği, beraat hükmünün 24.05.2019 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye dava açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davaları her ne kadar 5271 sayılı Kanun'da düzenlenmiş ise de; özel hukuk yanı ağır basan bir dava olması nedeniyle bu Kanunda düzenlenme bulunmayan hallerde tazminat hukukunun genel prensipleri çerçevesinde 6100 sayılı Kanun'un uygulanması gerekmektedir. 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen duruşma açılmadan düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilebilecek haller bir suç kovuşturması sonucu verilen hükümler için geçerli olup doğrudan tazminat davalarında uygulanması mümkün değildir. Bu nedenle 6100 sayılı Kanun'un istinafa ilişkin hükümlerinin kıyas yolu ile uygulanması gerekmekte olup, aynı Kanun'un 353 üncü maddesi gereğince tazminat miktarlarının azaltılması veya artırılmasının duruşma açılmaksızın düzeltilerek esastan reddine karar verilmesinde bir engel bulunmadığından tebliğnamede tazminat miktarının eksiltilmesinin duruşma açılarak yapılması gerektiğine ilişkin bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

A. Davacı vekilinin temyiz isteği yönünden;

1.Gözaltında ve tutuklu kaldığı dönem içerisindeki maddi zararını ücret bordrosu gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacı lehine tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden maddi tazminatın hesaplanmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2.Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da altında olacak şekilde eksik manevi tazminata hükmolunması, hukuka aykırı bulunmuştur.

B. Davalı vekilinin temyiz isteği yönünden;

1.Tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/199 E., 2019/203 K. sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 26.04.2016 - 12.03.2019 tarihleri arasında 1050 gün tutuklu kaldığı, tutukluluğun 26.04.2016 - 06.02.2018 tarihleri arasında 651 gün infaz gördüğü, yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği, beraat hükmünün 24.05.2019 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye dava açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşıldığından, davanın kısmen kabulüne ilişkin kararda bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2.Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da altında olacak şekilde eksik manevi tazminata hükmolunduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz isteği reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünün (A-2) paragrafında açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 03.09.2020 tarihli ve 2020/609 Esas, 2020/2248 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

18.12.2023 tarihinde karar verildi.