Esastan ret

BİRLEŞEN DAVA: Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2019/283E., 2019/276K.

Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davalardaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararının iptali davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.

Kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili asıl ve birleşen davalardaki dava dilekçesinde; müvekkilinin 2018/56232 sayılı "milanino" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, marka kapsamında 07,09,20,24 ve 25 inci sınıf malların yer aldığını, başvurunun ilanına davalı gerçek kişi tarafından "MİLANİ" ibareli markalara dayalı olarak itiraz edildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından itiraz kısmen yerinde görülerek başvurunun 20,24 ve 25 inci sınıflarda yer alan mallar yönünden kısmen reddedildiğini, müvekkilince bu karara yapılan itirazın ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddine karar verildiğini, oysa müvekkiline ait marka başvurusu ile redde mesnet markalar arasında benzerlik olmadığını, markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, müvekkiline ait markanın özgün nitelikte olduğunu, markaların işitsel, görsel ve anlamsal olarak büyük farklılıklar taşıdığını, markaların asli unsurların farklı olduğunu, müvekkili tarafından MİLANİNO markasının 07,09,20,24 ve 25 inci sınıflarda tescili için Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) nezdinde tescil başvurusunda bulunulduğunu, tescil işlemlerinde bir kısım mal ve hizmetlerin kapsamdan çıkarılmasının müvekkilinin uluslararası alanda da problemler yaşamasına sebep olacağını ileri sürerek, YİDK'in 2019-M-4764 sayılı kararının iptaline, 2018/56232 sayılı "milanino" markasının tüm sınıflar bakımından tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında, başvuru kapsamından çıkarılan mallar yönünden iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

2. Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin tescilli markası olan "MİLANİ" ibaresinin MİLANO şehir ismi ibaresinden farklı olup, "MİLANİ" ibaresi ile başka bir anlama veya isme dayanmadan bağımsız olarak farklılaştığını ve ayırt ediciliği haiz hale geldiğini, davacının marka başvurusunun, "MİLANİ" ibaresi temel alınarak "NO" ibaresi eklenmek suretiyle oluşturulduğunu, davacının marka başvurusunun işitsel olarak müvekkili markalarıyla ayniyet derecesinde benzerlik taşıdığını, markaların kapsamında yer alan malların ise aynı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvuru ile ret gerekçesi markaların benzer olduğu, ilgili oldukları emtianın aynı ve aynı tür bulunduğu, tescil kapsamından çıkarılan 20,24 ve 25. sınıfta yer alan emtia açısından markalara arasında karıştırılma ihtimalinin olduğu, davacı markasının tanınmış olduğuna ilişkin dosya kapsamında delil ve belge bulunmadığından, huzurdaki uyuşmazlık açısından sonraki başvurunun tescili nedeniyle haksız bir yararın sağlanması, tanınmış markanın itibarının zarar görmesi veya tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi hususlarının söz konusu olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili adına tescili talep edilen "milanino" ibareli marka ile redde gerekçe gösterilen "milani" ibareli marka arasında ayniyet ya da ayırt edilemeyecek derecede bir benzerliğin söz konusu olmadığını, bir markayı oluşturan kelimelerin başka bir marka içinde yer almasının, markaların karıştırılma ihtimalinin varolduğu anlamına gelmediğini, markaların bir bütün olarak ele alınarak karşılaştırılmalarının gerektiğini, davaya konu markalar da bir bütün olarak ele alındıklarında karışıtırılma ihtimallerinin olmadığının açık bulunduğunu, müvekkili başvurusunun yazılışı, anlamı ve kendine has tertip tarzı ile başvuruya ayırt ediciliğin sağlandığını, müvekkiline ait tescili talep edilen markada asli unsur bir bütün halindeki "milanino" ibaresi iken ret kararına gerekçe gösterilen markalarda asli unsurun "milani" ibaresi olduğunu, söz konusu markaların asli unsurlarının/vurgu kelimelerinin birbirinden farklı bulunduğunu, ihtilafa konu markaların ortak ibaresi olan "milan" kelimesinin ayırt edicilik gücünün zayıf olduğunu, ayırt ediciliği yüksek markalar gibi korunmayacağını, müvekkilinin "milanino" markasının tescili için WİPO nezdinde de tescil başvurusunda bulunduğunu, bu sebeple tescil kapsamından 20,24,25 inci sınıftaki malların çıkarılmasının, müvekkilinin uluslararası alanda da problemler yaşamasına sebep olacağını, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, yeni bir bilirkişiden rapor ya da ek rapor alınması taleplerinin mahkemece reddedildiğini, oysa hükme esas alınan bilirkişi raporunun kendi içerisinde çelişki barındırdığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda müvekkilinin markasına itiraz eden davalı taraf markasının tanınmışlık düzeyi hakkında araştırma yapılması gerekirken; hukuka aykırı bir şekilde müvekkilinin markasının tanınmışlık düzeyinin değerlendirildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda uyuşmazlık konusu markaların bir bütün olarak değerlendirilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "milanino" ibareli başvuru ile redde mesnet "Milani" ibareli markalar arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel ve işitsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira dava konusu başvurunun, redde mesnet markaları oluşturan "Milani" ibaresine "no" hecesinin eklenmesinden oluştuğu ve bu farklılığın markalar arasındaki görsel ve işitsel benzerliği bertaraf etmediği, öte yandan davalı markaları "milan" ibaresinden oluşmadığından, bu markaların ayırt edici niteliklerinin zayıf olduğuna istinaf itirazının yerinde görülmediği ve iltibas değerlendirmesi, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümleneceğinden, davacı vekilinin bilirkişi raporuna yönelik istinaf itirazlarının da yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, davaya konu YİDK kararının isabetli olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup asıl ve birleşen davada davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

18.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.