Esastan ret

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince 03.06.2022 tarihli ek karar ile temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir.

Ek karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Dosya içeriğine göre, Bölge Adliye Mahkemesince davacının taraflar arasındaki sözleşmeye dayalı tapu iptali ve tescil istemli davasında davacı tarafın davalıya ödediğini iddia ettiği 90.000,00 TL bedel üzerinden dava miktarı dikkate alınarak temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiş ise de, davacının talebinin tapu iptali ve tescil olmasına göre eldeki davanın taşınmazın aynına ilişkin bir dava olduğu ve dava değerinin 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16 ncı maddesinde yer alan; "Değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerler esastır. Müdahalenin men'i tescil ve tapu kayıt iptali gibi gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda gayrimenkulün değeri nazara alınır…'' hükmü uyarınca keşfen belirlenecek değerin dava değeri olduğu açıktır. Somut olayda; taşınmazın dava tarihindeki değeri 275.613,27 TL olarak belirlenmiş ve eksik harç ikmal ettirilmiştir. Bu itibarla; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen miktar itibarıyla, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin üstünde olduğu, bu nedenle temyizinin olanaklı bulunduğu kabul edilmelidir. Bu durumda temyiz dilekçesinin miktardan reddine ilişkin ek kararın hatalı olduğu anlaşılmakla; 03.06.2022 tarihli ek kararın bozularak ortadan kaldırılması gerekir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, ek karar kaldırılmasına karar verildikten sonra; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıya ait ..., 900 ada 16 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yapılan ... Mah., .. Konutları, B Blok 12 No.lu daireyi müvekkilinin parasını ödeyerek satın aldığını, tapuda devir yapılacağı sırada davalı firma ortakları arasında meydana gelen anlaşmazlık nedeniyle davalı firmaya kayyım atandığını, dairenin müvekkiline ait olduğunun bir çok kişi tarafından bilindiğini, dairenin aidat vb. masraflarını da müvekkili tarafından ödendiğini, davalı şirkete ve üç ortağına ayrı ayrı Bolu .... Noterliği'nden 20.09.2012 tarih ve 7728 yevmiye No.lu ihtarnamenin keşide edildiğini, şirket yetkililerinin dairenin müvekkiline ait olduğunu kabul ettiklerini, ancak kendi aralarındaki ihtilaf ve kayyum tayini nedeniyle tapuda temlik yapılamadığını belirterek; ... Konutları, B blok, 12 No.lu dairenin tapusunun iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, davacının dava konusu taşınmazı satın aldığına dair yazılı resmi bir evrak sunmadığını, davalı şirketin ticaret defterleri ve banka kayıtları incelendiğinde de söz konusu taşınmazın satıldığına ve parasının şirkete ödendiğine dair bir evrağa rastlanmadığını, davacının iddialarının soyut olduğunu belirterek davanın zamanaşımı yönünden ve esastan reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında dava konusu taşınmazın satışı hususunda adi yazılı ya da resmi şekilde düzenlenmiş herhangi bir sözleşme ibraz edilmediği, satış yapıldığının iddia edildiği tarihte tapuda kayıtlı olan taşınmazın satışının resmi şeklinde yapılmadığı gerekçesiyle davacının tapu iptali ve tescil talebinin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, tanık beyanları dikkate alınmadan karar verildiğini, tanık beyanlarından dava konusu dairenin müvekkiline satıldığının sabit olduğunu, satış bedeli de sayın mahkemenin kabul şekliyle 90.000,00 TL değil 157.000,00 TL olduğunu, dava konusu taşınmazın müvekkiline aidiyeti bilindiğinden ortaklar arasındaki protokolde yer almadığını, yazılı belgelerin de dikkate alınmadığını, ayrıca yeminin de geçerli sayılamayacağını, dava tarihine yakın bir tarihte atanan kayyumun davanın mahiyeti icabı bilgi sahibi olmasının söz konusu olmadığını, delil dilekçelerinde yemin tekliflerinin şirket yetkilisi ...'na yönelttiklerinin de açıkça belirtildiğini, davalı firma konut üreten ve satan bir firma olup yargılama konusunun tüketici hukuka ilişkin olduğunu ve işlemin tanıkla ispat yasağının geçerli olmadığını, aynı şekilde mahiyeti gereği ...'na isticvapının gerektiğini, sundukları belge içeriklerinin daire satışının ispatı olduğunun nazara alınması gerektiğini, soruşturma dosyasında yer alan ..., ... ve ...'nun beyanlarının dairenin satış işlemini doğruladığını ve rakamların bilirkişi raporuyla uyuştuğunun gözetilmesi gerekitiğini, davalı şirket kayıtları üzerinde, ... Ltd.Şti. kayıtları üzerinde ve ... ve ...'nun banka hesapları üzerinde inceleme yapılması gerektiğini, davanın Tüketici Hukukuna ilişkin olduğu ve taşınmazın işlem tarihinde üretilmekte olan bir konut olduğu sabit olmakla mahkemenin arz ettikleri tüm delileri toplaması ve gerekçenin de Tüketici Hukuku çerçevesinde kurulması gerektiğini beyanla; yerel mahkeme kararının müvekkili lehine kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b.1 inci maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

Uyuşmazlık, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

1. 07.11.2013 tarihli ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun;
1) “Amaç” kenarbaşlıklı 1 inci maddesinde, “(1) Bu Kanunun amacı; kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı, tüketiciyi aydınlatıcı ve bilinçlendirici önlemleri almak, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konulardaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir.”,

2) “Kapsam” kenar başlıklı 2 nci maddesinde, “(1) Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.”

3) “Tanımlar” kenar başlıklı 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının;
a) “i” bendinde, “Satıcı: Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi,”,

b) “k” bendinde, “Tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi,” ifade eder hükümlerine yer verilmiştir.

2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 16/1 inci maddesinde; "Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, İl Özel İdaresi, Belediye ve Köy ile diğer Kamu Tüzel Kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar." düzenlemesi mevcuttur.

Aynı Kanun 19/2 nci maddesinde ise; ticari iş ile ilgili kabul edilen karine düzenlenmiştir. Buna göre; taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanun'da aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır.

6102 sayılı Kanun 5 inci maddesi ise; "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." şeklinde düzenlenmiştir.

Her ne kadar İlk Derece Mahkemesinin 04.02.2021 tarihli ve 2019/1921 Esas, 2021/45 Karar sayılı kararı, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesinin 27.05.2021 tarihli ve 2021/407 Esas, 2021/477 Karar sayılı kararıyla görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğu gerekçesiyle kaldırılmış ise de; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'undaki düzenlemelere göre limited şirketi sıfatına haiz davacı ve davalı taraf aynı Kanun'un 16 ncı maddesine göre tacir sıfatına haiz olup aralarında alım satım iddiasına dayalı davaya konu işlem, 6102 sayılı Kanun'un 19/2 nci maddesine göre karine olarak ticari iş kabul edilmektedir. Ticari işlere ilişkin davalara bakmakla görevli mahkeme ise 6102 sayılı Kanun'un 5 inci maddesine göre Asliye Ticaret Mahkemeleridir. Görev hususu, kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması zorunlu olduğundan, görevsiz mahkemede yargılama yapılmış olması isabetli görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
1.Bölge Adliye Mahkemesince verilen 03.06.2022 tarihli ek kararın BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,18.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.