Esastan ret

Taraflar arasındaki muhdesatın tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin dava konusu parselde bulunan zemin kattaki dükkanın 3/16 paylı maliki olduğunu, ancak 1/32 pay maliki olan davalının dükkanın kendisine ait olduğu iddiası ile müvekkilini savcılığa şikayet ettiğini, gerçekte davalının sahip olduğu payın binada herhangi bir yere tekabül etmediğini, dükkan vasfındaki taşınmazın müvekkiline ait olduğunu belirterek, 598 ada 25 parselde bulunan zemin kattaki dükkanın müvekkiline ait olduğunun tespitini talep etmiştir.

Davalı cevap dilekçesinde; davacının iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin taşınmazın paylı maliki olduğunu açılan davanın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin 10.12.2021 tarihli ve 2021/370 Esas, 2021/786 Karar sayılı kararıyla; taraflar arasında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunmaması nedeniyle hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf başvurusunda; müvekkilinin bu davayı açmasında hukuki yararı bulunduğunu, davalının müdahalesi nedeniyle dükkanını fiilen kullanamadığını, hukuki yararın her olayda ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davası, kentsel dönüşüm uygulaması ya da kamulaştırma işlemi bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmekte olup, iş bu dosya bakımından belirtilen istisnai durumlardan birinin bulunmadığı anlaşılmakla mahkemece hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği belirtilerek, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili; istinaf başvurusunda belirttiği gerekçeleri tekrar ederek, kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, muhdesatın tespiti istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,18.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.