Davacının istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddinekarar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin uzun süredir Almanya’da yaşadığını, dava dışı ... ile evli olduklarını, ...’ın sorumluluklarını yerine getirmediğini, çalışmadığını, müvekkilinin Almanya’dan aldığı sosyal yardımlar ve çalışmaları sonucunda edindiği birikimleri Mardin ili, ... ilçesine gönderdiğini, dava konusu 188 ada 16 parsel sayılı taşınmazın bu birikimlerle satın alındığını, Almanya’dan aldığı sosyal yardımın kesilmemesi amacıyla taşınmazın önce eşinin arkadaşı dava dışı ... adına, devamında eşi ... adına tescil edildiğini, çekişme konusu taşınmazın son olarak ... tarafından davalıya satış suretiyle temlik edildiğini, satışın gerçek olmadığını, muvaazalı olarak müvekkilinden mal kaçırmak amacıyla yapıldığını ileri sürerek; 188 ada 16 parsel sayılı taşınmazın 21.06.2018 tarihinde davalı adına tapuda satış göstermek suretiyle yapılan devrinin iptali ile tamamının davacı adına tesciline, mümkün olmaması halinde evlilik birliği içerisinde edinilen mal gereği ½ hissenin davacı adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2. Mahkemece 01.12.2020 tarihli duruşmada evlilik birliği içerisinde edinilmiş mal hukuksal nedenine dayalı iptal talebi yönünden dosyanın tefriki ile yeni bir esasa kaydına karar verilmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; satışın gerçek bir satış olduğunu, taşınmazın bedeli karşılığı satın alındığını, iyi niyetli olduğunu, dava dışı ... ile müvekkili arasında bir akrabalık ilişkisi bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının, dava dışı eşi ... ile boşanmasına ilişkin Almanya’da 06.02.2020 tarihinde karar verildiği ve dava konusu taşınmaza ilişkin tüm satış işlemlerinin evlilik birliği içerisinde yapıldığı, kaldı ki davacının iptali istenen tasarruftan önce doğmuş bir alacağının bulunmadığı, bu suretle ön koşulun sağlanmadığı, davacının muvazaa hukuksal nedenine dayalı iptal talep ve itirazlarının usule ve hukuka aykırı olduğu, taraflar arasındaki davanın inançlı işleme dayalı tapu iptal ve tescil davası olduğu, davanın ancak yazılı delil ile ispatlanabileceği veya yazılı delil başlangıcı mahiyetinde bir belge bulunması halinde tanık ile ispat edilebileceği, oysa ki dosya kapsamında davacı tarafından yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı mahiyetinde herhangi bir belge ibraz edilmediği gibi davacı tarafça verilen süre içerisinde sunulan beyan dilekçesiyle inançlı bir işlemin söz konusu olmadığı, davalarını muvaaza iddiasına dayandırarak açmış olduklarının beyan edildiği, davacı tarafça beyan edildiği üzere inançlı bir işlemin söz konusu olmadığı, dava konusu taşınmazın tapu kaydı incelendiğinde dava dışı ... adına kayıtlı iken evlilik birliği içerisinde davacının dava dışı eşi ...'a devrinin sağlandığı ve son olarak yine tarafların evlilik birliği içerisinde dava dışı eş ... tarafından davalıya satış suretiyle devrinin sağlanmış olduğu, bu haliyle dava konusu taşınmazın devri yönünden inançlı bir işlemin söz konusu olmadığı dolayısıyla sonraki temliklerin muvazaalı olduğu iddiasının değerlendirilemeyeceği, ayrıca davanın yalnızca kayıt malikine husumet yöneltilmek suretiyle de açılamayacağı gerekçesiyle davacının davasının usulden reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece hukuki nitelendirmenin yanlış yapıldığını, davanın inançlı işleme dayalı tapu iptal ve tescil davası olarak nitelendirilerek yazılı bir delilin varlığının aranmasının doğru olmadığını, davanın muvaazaya dayalı tapu iptal ve tescil davası olduğunu, bu nedenle her türlü delille kanıtlanma imkanı bulunduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının iddiasının içeriği ve taşınmazda gerçekleştirilen işlemler gözetildiğinde öncelikle inançlı işlem iddiasının kanıtlanması, bu iddia açıklığa kavuşturulduktan sonra daha sonraki temliklerdeki muvazaa iddiasının değerlendirilmesi gerektiği, davacı tarafça inançlı işlem iddiasını kanıtlar nitelikte delil ibraz edilemediği gözetilerek davanın esastan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın usulden reddine karar verilmiş olmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarlayarak kararın bozulmasını talep etmiştir.
Uyuşmazlık, inançlı işleme dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.