Davanın kabulüne

Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu 12 numaralı bağımsız bölüme el atmanın önlenmesine, ecrimisil talebinin reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili ... ile davalının 21.10.2014 tarihinde boşandıklarını, mülkiyeti davacıya ait dava konusu 1098 ada 11 parsel sayılı taşınmazda halen davalının ikamet ettiğini, yine davacı adına kayıtlı ... plakalı aracı davalının kullandığını, davalıya Noter aracılığı ile ihtarname gönderildiğini ancak sonuç alınamadığını, müvekkilinin borçlu olduğu dosyadan aracın yakalanıp, alacaklı ile anlaşarak aracın teslim alınabildiğini, davacının haksız işgalin sona ermesi ve alacağının bir kısmının tahsili amacı ile icra takibi yapıldığını ancak, borçlunun itirazı üzerine icra takibinin durduğunu belirterek, dava konusu taşınmaza el atmanın önlenmesini ve ecrimisil ödenmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; tarafların müşterek çocukları ...'nun velayetinin müvekkilinde olduğunu, çocuğun babasının eve döneceği umudu ile müştererek aile konutundan ayrılmak istemediğini, davalının pedagog tavsiyesi ile dava konusu konutta çocuk ile kalmak zorunda kaldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin 03.12.2020 tarihli ve 2020/330 Esas, 2020/287 Karar sayılı kararıyla; dava tarihi itibariyle davacının taşınmaza ve araca malik olduğu, davalı tarafın boşanma kararının kesinleşmesinden sonra aracı ve evi kullanmaya devam etmesinin haksız olduğu, bilirkişilerin ecrimisile ilişkin hesabının dosya kapsamı ile uyumlu olduğu belirtilerek, boşanma kararının kesinleşme tarihi olan 21.10.2014 tarihinden dava tarihi olan 11.09.2015 dönemi arası 10 ay 20 günlük 7.349,00 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ... plakalı otomobil yargılama sırasında davacıya teslim edildiğinden el atmanın önlenmesi yönünden dava konusu kalmadığı anlaşılmakla hüküm kurulmasına yer olmadığına, otomobil yönünden 21.10.2014 tarihinden aracın icra takip dosyası ile yakalandığı tarih olan 29.07.2015 tarihi arası 12.912,30 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, dava konusu 11 parsel sayılı taşınmaza ilişkin el atmanın önlenmesine ilişkin talebin takipsiz bırakıldığı ve yasal sürede yenilenmediği gerekçesiyle, 1098 ada 11 parsel sayılı taşınmaza ilişkin el atmanın önlenmesi davasının açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf başvurusunda; el atmanın önlenmesi davası yönünden davanın açılmamış sayılmasına kararı verilmesi ve müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, davalının taşınmazdan tahliyesinin ne zaman gerçekleştiğinin araştırılmadığını, müvekkilinin taşınmazı davalının tahliye etmemesi üzerine mecburen 3. kişiye devretmek zorunda kaldığını, taşınmazın satılmasından 1 aydan fazla süre geçtikten sonra taşınmazdan çıktığını, müvekkilinin davanın açıldığı tarihte haklı olduğu halde yeni malikin davayı takip etmemesi sebebi ile haklı davasında zararlı çıktığını, davacının, yeni malik devralana kadar ve davanın açıldığı tarihte haklı olarak bu davayı takip ettiğini, yargılama gideri yaptığını, harç ödediğini, davanın bu aşamasına kadar yapılan hukuki yardımın karşılığının olmamasının hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkili lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, mahkemece verilen kararda 59 KL 539 plakalı araç için 21.10.2014 – 29.07.2015 tarihleri arasına ilişkin 12.912,30 TL ecrimisile hükmedilmiş olmasının da hatalı olduğu, bilirkişi raporunda emsal araştırması yapılmadığını, araç kiralama şirketlerinden rayiç araştırılmaksızın ecrimisilin oldukça düşük bedelli hesaplandığını bilirkişi raporlarına yönelik itirazlarının değerlendirilmediğini ileri sürmüştür.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya içeriğine ve toplanan delillere göre dava konusu taşınmaza ilişkin olarak mülkiyet hakkına dayalı el atmanın önlenmesi isteği yönünden yargılama sırasında yapılan temlikle davacının mülkiyet hakkının sona erdiği, HMK'nın 125/2 nci maddesi gereğince yeni malike yapılan usulüne uygun tebligata rağmen yeni malikin davaya katılmadığı, davayı takip etmediği, bu nedenle işlemden kaldırılan davanın süresinde yenilenmediği gözetilerek dava konusu taşınmaza el atmanın önlenmesi istemi yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinde ve bu nedenle de davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, somut olayda davacının istinaf başvurusunda dayandığı 6100 sayılı Kanun'un 331/1 inci maddesinin uygulama yeri bulunmadığı, davanın konusuz kalmadığı, yeni malikin davayı takip etmemiş olması nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, öte yandan dava konusu taşınmaz ve otomobile ilişkin hükme esas alınan bilirkişi raporlarının yöntemine uygun olarak düzenlendiği, denetime açık ve hükme elverişli olduğu belirtilerek, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili; istinaf başvurusunda ileri sürdüğü gerekçeleri tekrar ederek, kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, mülkiyet hakkına dayalı el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683 üncü maddesi, “Mülkiyet İlişkisi” başlıklı 722 inci maddesi, “İyiniyetli olmayan zilyet bakımından” başlıklı 995 inci maddesi.

1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı fazla alınan harcın temyiz edene iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,18.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.