Taraflar arasındaki tapu iptal tescil olmadığı takdirde alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince tapu iptal ve tescil davasının reddine, alacak davasının kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı ve davalı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 18.12.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen davacı asil ... ve vekili Avukat ... ile davalılardan ... vekili Avukat ... geldiler. Tebligata rağmen başka gelen olmadığı anlaşılmakla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılar arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca, davalı yüklenici ...’ın kendisine isabet eden A blok 29 no.lu bağımsız bölümü müvekkiline adi yazılı sözleşme ile sattığını, müvekkilinin satış bedelinin tamamını ödediğini ve daireyi teslim aldığını, ancak tapusunun henüz devredilmediğini, yüklenicinin arsa sahiplerine karşı olan tüm edimlerini yerine getirdiğini ileri sürerek, A blok 29 no.lu dairenin davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini, bu talebin reddi halinde, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, daire için ödenen 145.000,00 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve denkleştirici adalet ilkesi dikkate alınarak tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; yüklenici ile sonradan yaptıkları adi yazılı sözleşme ile müvekkiline verilecek dairelerin değiştirildiğini, bu sözleşmede müvekkiline devri kararlaştırılan B blok 10 no.lu bağımsız bölümün, yüklenici tarafından üçüncü bir kişiye satıldığını, inşaatın hukuki ve fiili ayıplarından ari olarak tamamlanmadığını, yüklenici edimlerini yerine getirmediğinden davacının talebinin reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yüklenicinin halefi konumundaki davacının, arsa malikini ifaya zorlayabilmesi için yükleniciye düşen tüm edimleri yerine getirmiş olması gerektiği, davalı yüklenicinin davalı arsa sahibine, kesinleşmiş mahkeme ilamına dayalı olarak, gecikme tazminatı, eksik iş bedeli ve tazminat ödeme borcu bulunduğu, icra takiplerine de konu yapılan söz konusu borçların depo edilmesi için davacı tarafa süre verilmesine rağmen depo emrinin yerine getirilmediği, bu nedenle, davacının tapu iptal ve tescil isteminin yerinde görülmediği, davacı ile yüklenici arasındaki alacağın temliki sözleşmesi geçerli olduğundan, davacının sebepsiz zenginleşmeye dayalı denkleştirici adalet ilkesi gereğince bedel isteyemeyeceği, bunun yerine taşınmazın rayiç değerini talep edebileceği gerekçesiyle, tapu iptal ve tescil davasının reddine, davalı ... aleyhine açılan alacak davasının kabulü ile 220.000,00 TL alacağın 1.000,00 TL’sine dava, 219.000,00 TL’sine ıslah tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle, davalı ...’tan tahsiline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
1. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davalı arsa sahibi ile davalı yüklenici arasındaki ihtilafların müvekkiline satılan daire ile bir ilgisinin bulunmadığını, arsa sahibinin mahkeme ilamına dayalı alacaklarından müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, öte yandan, davalılar arasında daire takasına dair yapılan anlaşmanın, resmi şekilde yapılmadığından geçersiz olduğunu, müvekkilinin istediği A blok 29 no.lu dairenin yükleniciye kalan dairelerden olduğunu, yüklenicinin arsa sahiplerine karşı olan edimlerini yerine getirdiğini, denkleştirici adalet ilkesi gereğince de bedel belirlenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; müvekkili lehine maktu değil nispi vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça depo emrinin yerine getirilmemesi nedeniyle tapu iptal ve tescil talebinin reddine karar verilmesinin doğru olduğu, bedel istemi yönünden temlik sözleşmesi geçerli olduğundan rayiç bedele hükmedilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı, davalı ... diğer davalı yüklenici ile birlikte zorunlu dava arkadaşı olduğundan ve ona yönelik tapu iptal ve tescil istemi reddedildiğinden, lehine maktu vekalet ücreti takdir edilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle, tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz başvuru dilekçesinde; istinaf başvuru dilekçesinde dile getirdiği hususların yanı sıra vekalet ücretinin nispi verilmesi gerekirken maktu verildiğini de ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, yükleniciden temlik alınan kişisel hak iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil, olmadığı takdirde ödenen bedelin rayiç karşılığının tahsili istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 inci maddesinin birinci
fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Yargıtay duruşmasında vekili hazır bulunan davalı ... yararına takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin, davacıdan tahsili ile davalı ...’a ödenmesine,
Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.