Esastan Ret
Taraflar arasındaki, davalı Kurumca davacı hakkında dava dışı sigortalı hakkında yapılan tespit nedeniyle 5510 sayılı Kanun'un geçici 75 inci maddesinde yer alan asgari ücret desteğinin iptali ve buna göre davacı hakkında prim tahakkuku işleminin iptali ve ödenen tutarın istirdadı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf isteminin esastan reddine dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesi ile müvekkili şirketin ..., ..., ..., ... ve Eskişehir’ de üretim tesisleri olan bir şirket ve toplam 800 civarında çalışana sahip olduğunu, şirket bünyesinde çalışan ... isimli bir personelin Şubat ayı içerisinde vardiyasının değiştiğini, personel devam kontrol sistemi vardiya tanımını yakalayamadığından ve Şubat ayı da 28 çektiğinden, çalışanın ay sonunda sigortasının 4 gün eksik yatırıldığını, ... eksik yatan günler hakkında müvekkil şirketin idari işler uzmanına devamsızlığı olmamasına rağmen gününün eksik yattığını bildirdiğini, yapılan sehven hatanın Nisan ayında almış olduğu istirahatlerden eksik günlerin kesilmeyerek düzeltildiğini, aradan bir süre geçtikten sonra da Eylül ayında SGK denetçilerinin konu hakkında tutanak hazırladıklarını, yapılan bu hata nedeniyle müvekkil şirketçe ek bildirge sisteminde bulunduğunu, konunun 26.04.2018 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumuna intikal ettiğini, 2018 yılında müvekkil şirketin yararlanmış olduğu Asgari Ücret Desteği iptal edilerek şirket hesabına borç olarak tahakkuk ettirildiği, tahakkuk eden prim borçlarını geçikme zammı ile birlikte ödemek üzere süre verildiği, gerekli itirazların müvekkil şirketçe Kuruma yapıldığını, olumlu bir sonuç alınamadığı, 23.10.2018 tarihinde ise ... Bankasından 127.193,43 TL olarak SGK’ ya ödendiğini, 12.06.2019 tarihinde ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne dilekçe ile başvuru yapılarak geri alınan 127.193,43 TL teşvikin iadesinin talep edildiğini, ... isimli işçinin hizmetlerinin eksik bildirildiğinden bahisle teşviklerin iptal edildiği ve daha önce cevap verildiğinden aynı mahiyetteki talebi hakkında herhangi bir işlem yapılamayacağının belirtildiği, Genelgede kazancı üstünden işlem yapıldığı, bahsedilen bilgiler ve genelgeler sonucunda değerlendirilerek gecikme cezası ve zammı ile geri alınan 6661 sayılı teşviklerin iade edilmesi hususu müvekkil şirketçe 04.12.2018 ve 12.06.2019 tarihli dilekçeler ile talep edildiği ve olumlu sonuç alınamadığı, bu nedenle müvekkil şirkete verilen teşviklerin iadesi için iş bu davayı açma zorunluluğunun doğduğunu belirterek, 6661 sayılı Kanun kapsamındaki 127.193,43 TL teşvikin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL'sinin iade ödeme tarihi olan 23.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesi ile Kurum işleminin iptaline yönelik davayı görmeye yönelik iş bu davanın görevsiz mahkemede açıldığını, davanın Hazineye karşı açılması gerektiğini, müvekkili kuruma karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu ve görev nedeniyle reddinin gerektiğini, denetim ve kontrolle görevli memurlarca yapılan soruşturma ve incelemelerden veya mahkeme kararları neticesinde ya da kamu kurum ve kuruluşlardan alınan yazılardan 2018 yılı Ocak ile Eylül ayları dönemleri için çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği ya da prime esas kazancını eksik bildirdiği veya bildirdiği sigortalıları fiilen çalıştırmadığı tespit edilen işverenlerin destekten yararlanmasının mümkün olmadığını, müvekkili Kurum tarafından yapılan işlemlerin yasaya ve hukuka uygun olduğunu belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi, davalı Kurumda işlem gören davacı şirketin işçisi ...'nun 2018 yılı 2. ayında tam ay olarak çalıştığı ancak davacı şirket tarafından adı geçen işçi hakkında 26 günlük hizmet belgesinin düzenlendiği, davalı Kurum tarafından yapılan araştırma sonucunda Asgari Ücret Desteği Hakkındaki 2018/20 sayılı Genelgenin 2018 yılı Ocak ile Eylül Ayları/Dönemleri için Çalıştırdığı Kişileri Sigortalı Olarak Bildirmemesi veya Bildirdiği Sigortalıları Fiilen Çalıştırmaması başlıklı 2.3.4 maddesinde " Denetim ve kontrolle görevli memurlarca yapılan soruşturma ve incelemelerde veya mahkeme kararları neticesinde ya da kamu kurum ve kuruluşlardan alınan yazılardan 2018 yılı Ocak ile Eylül ayları/dönemleri için çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği ya da prime esas kazancını eksik bildirdiği veya bildirdiği sigortalıları fiilen çalıştırmadığı tespit edilen işverenlerin destekten yararlanması mümkün bulunmamaktadır" hükmü gereğince davacı şirketin Asgari Ücret Desteğinin iptal edildiği, davacı şirket hakkında asgari ücret desteğinin iptaline yönelik 22.10.2018 tarihli işlemin ... 6.Noterliğinin 08.10.2018 tarih ve 37535 yevmiye nolu vekaletname ile şirket yetkilisi Osman Taşer'e tebliğ edildiğinin anlaşılması ile davacı şirketin 04.12.2018 tarihli davalı Kuruma vermiş olduğu dilekçesi ile 6661 sayılı Kanun kapsamında teşvik uygulamasının geri alınmasına yönelik işlemin iptalini talep ettiği, davalı Kurum tarafından verilen 24.12.2018 tarihli cevapta ise itirazın süresinde olmadığını, şirket yetkilisine 22.10.2018 tarihinde tebliğ edildiğini, talep hakkında yapılacak bir işlemin bulunmadığı bildirilmiştir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 102 nci maddesi "İdarî para cezaları ilgiliye tebliğ ile tahakkuk eder. Tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde Kuruma ya da Kurumun ilgili hesaplarına yatırılır veya aynı süre içinde Kuruma itiraz edilebilir. İtiraz takibi durdurur. Kurumca itirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurabilirler. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde, idari para cezası kesinleşir..." şeklinde düzenlenmiştir.
Yapılan yargılama toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; davalı Kurum tarafından tesis edilen 22.10.2018 tarihli işlemin aynı gün içerisinde davacı şirket yetkilisine tebliğ edildiği, şirket tarafından 04.12.2018 tarihinde ilgili işleme itiraz edildiği anlaşılmaktadır. 5510 sayılı Kanun'un 102 nci maddesi gereğince tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde itiraz edilmesi gerekirken süresi içinde yapılmayan itiraz nedeniyle davalı Kurum tarafından uygulanan idari para cezasının kesinleştiği sabittir. Davalı Kurum tarafından yapılan işlemlerde usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığından açılan davanın reddine dair karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili kendisi hakkındaki işlemlerin yerinde ve yasal olmadığını, davasının kabul edilmesi gerektiğini belirterek verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi 5510 sayılı Kanun'un 86/7 nci fıkrası ve dosya kapsamındaki evraklar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının kurumun eksik gün bildirimi ve asgari ücret desteğinin kesilmesi ve yapılan desteğin geri istenilmesine ilişkin kararına karşı bir aylık süre içerisinde davalı Kuruma başvurmadığı gibi davalı Kurumun davacıya verdiği en son cevap tarihi olan 24.12.2018 ile dava tarihi olan 18.07.2019 tarihleri bir arada değerlendirildiğinde; davanın da Kanunda belirtilen süre içerisinde açılmadığı anlaşılmış olup, sonucu itibariyle doğru olan İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiş olduğundan davacı vekilinin istinaf itirazlarının reddine dair karar vermiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili; davalı Kurum işlemlerinin hatalı olduğunu, buna göre davasının kabul edilmesi gerektiğini belirtmiş, hakkında yapılan işlemlerin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek aksi yönde verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
Uyuşmazlık, davacı hakkında davalı Kurumca yapılan işlemlerin yerinde olup olmadığına ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 75 inci maddesi hükümleridir.
1. Eldeki davada, davacıya ait iş yeri hakkında, gelen ihbar üzerine Sosyal Güvenlik Denetmeni tarafından yapılan denetim sonucunda düzenlenen 26.09.2018 tarihli ve 2018/MK-59 sayılı rapora istinaden dava dışı sigortalının kaçak çalıştığı gerekçesi ile davacı işyeri adına bir taraftan idari para cezasının kesildiği, diğer taraftan da, 5510 sayılı Kanun'un geçici 75 inci maddesinde yer alan asgari ücret desteğinin iptali ve buna göre davacı hakkında prim tahakkuku işleminin iptali istenilmiş olduğu anlaşılmakta olup davanın yasal dayanağının 5510 sayılı Kanun'un geçici 75 inci maddesi olduğu anlaşılmaktadır.
2.5510 sayılı Kanun'un geçici 75 inci maddesinde "..Bu Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında haklarında uzun vadeli sigorta kolları hükümleri uygulanan sigortalıları çalıştıran işverenlerce;
a) 2017 yılının aynı ayına ilişkin Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde prime esas günlük kazancı Bakanlar Kurulunca belirlenen tutar ve altında bildirilen sigortalıların toplam prim ödeme gün sayısını geçmemek üzere, 2018 yılında cari aya ilişkin verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde bildirilen sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısının,
b) 2018 yılı içinde ilk defa bu Kanun kapsamına alınan işyerlerinden bildirilen sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısının,
2018 yılı Ocak ila Eylül ayları/dönemleri için Bakanlar Kurulunca tespit edilen günlük tutar ile çarpımı sonucu bulunacak tutar, bu işverenlerin Kuruma ödeyecekleri sigorta primlerinden mahsup edilir ve bu tutar İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanır. Ancak (a) bendinin uygulanmasında Bakanlar Kurulunca belirlenecek prime esas günlük kazancı 18.10.2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu hükümleri uyarınca toplu iş sözleşmesi uygulanan özel sektör işverenlerine ait işyerleri için ayrıca tespit edilebilir.
Mevcut bir işletmenin kapatılarak değişik bir ad, unvan ya da bir iş birimi olarak açılması veya yönetim ve kontrolü elinde bulunduracak şekilde doğrudan veya dolaylı ortaklık ilişkisi bulunan şirketler arasında istihdamın kaydırılması, şahıs işletmelerinde işletme sahipliğinin değiştirilmesi gibi İşsizlik Sigortası Fonu katkısından yararlanmak amacıyla muvazaalı işlem tesis ettiği anlaşılan veya sigortalıların prime esas kazançlarını 2018 yılı Ocak ila Eylül ayları/dönemleri için eksik bildirdiği tespit edilen işyerlerinden İşsizlik Sigortası Fonunca karşılanan tutar gecikme cezası ve gecikme zammıyla birlikte geri alınır ve bu işyerleri hakkında bu madde hükümleri uygulanmaz.
İşverenlerin çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili 2018 yılı Ocak ila Eylül aylarına/dönemlerine ait aylık prim ve hizmet belgelerini veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerini yasal süresi içerisinde vermediği, sigorta primlerini yasal süresinde ödemediği, denetim ve kontrolle görevli memurlarca yapılan soruşturma ve incelemelerde çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği veya bildirilen sigortalının fiilen çalışmadığı durumlarının tespit edilmesi, Kuruma prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunması hâllerinde bu maddenin birinci fıkrasının (b) bendine ilişkin hükümler uygulanmaz. Ancak Kuruma olan prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borçlarını 6183 sayılı Kanun'un 48 inci maddesine göre tecil ve taksitlendiren işverenler bu tecil ve taksitlendirme devam ettiği sürece anılan fıkra hükmünden yararlandırılır. Bu maddenin uygulanmasında bu Kanun'un ek 14 üncü maddesi hükümleri uygulanmaz.
Birinci fıkranın (a) bendinin uygulanmasında, bir önceki yılın aynı ayına ilişkin olarak aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi verilmemiş olması halinde bildirim yapılmış takip eden ilk aya ilişkin aylık prim ve hizmet belgesindeki veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesindeki bildirimler esas alınır. 2017 yılından önce bu Kanun kapsamına alınmış ancak 2017 yılında sigortalı çalıştırmamış işyerleri hakkında birinci fıkranın (b) bendi hükümleri uygulanır.
Sigortalı ve işveren hisselerine ait sigorta primlerinin Devlet tarafından karşılandığı durumlarda işverenin ödeyeceği sigorta priminin İşsizlik Sigortası Fonunca karşılanacak tutardan az olması hâlinde sadece sigorta prim borcu kadar mahsup işlemi yapılır.
3213 sayılı Kanun'un ek 9 uncu maddesi uyarınca ücretleri asgarî ücretin iki katından az olamayacağı hükme bağlanan “Linyit” ve “Taşkömürü” çıkarılan işyerlerinde yer altında çalışan sigortalılar için birinci fıkranın uygulanmasında (a) bendi uyarınca belirlenecek günlük kazanç iki kat olarak ve 2017 yılının aynı ayına ilişkin Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde bildirilen prim ödeme gün sayısının yüzde 50’sini geçmemek üzere, 2018 yılında cari aya ilişkin verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde bildirilen sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısı dikkate alınır.
Bu madde hükümleri, 5018 sayılı Kanun'a ekli (I) sayılı cetvelde sayılan kamu idarelerine ait kadro ve pozisyonlarda 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında çalışan sigortalılar için uygulanmaz.
4734 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde sayılan idareler tarafından ilgili mevzuatı uyarınca yapılan ve sözleşmesinde fiyat farkı ödeneceği öngörülen hizmet alımlarında, ihale dokümanında personel sayısının belirlendiği ve haftalık çalışma saatinin tamamının idarede kullanılmasının öngörüldüğü işçilikler için birinci fıkra uyarınca İşsizlik Sigortası Fonu tarafından karşılanacak tutarlar bu idarelerce işverenlerin hak edişinden kesilir.
2018 yılı Ocak ila Eylül aylarına/dönemlerine ilişkin yasal süresi dışında Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde veya Maliye Bakanlığına verilecek muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde kayıtlı sigortalılar için bu madde hükümleri uygulanmaz.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve ... Kurumunun görüşleri alınmak suretiyle Kurum tarafından belirlenir..." hükmü mevcuttur.
3.Eldeki davada ise davacı hakkında tutulan denetmen raporu içeriği ile özellikle, Kurumca dinlenen davacı çalışanlarından Şükran Durmuş'un verdiği beyan ile sigortalının 30 gün çalışmasına rağmen 26 günlük bildirim yapıldığının ve sistemden ücretsiz izin kullanılmış gibi giriş yapıldığına ilişkin olgunun varlığı karşısında, davacının Kurum işlemlerine süresi içerisinde itirazı da dikkate alındığında, davacı hakkında davalı Kurumca yapılan tespite dayalı olarak teşvik iptali ile yersiz faydalandırılan teşvik tutarının iadesine ilişkin işlemin yasal sonucu ve buna göre yerinde oluşu karşısında, davacının, davasının esastan reddi yerine yazılı şekilde 30 günlük sürenin geçirildiği gerekçesi ile reddine dair karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.