Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;

Adli sicil kaydına göre kasıtlı suçtan mahkumiyet kararı bulunan sanık hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi için aranan CMK'nın 23l/6-a maddesinde gösterilen, "kasıtlı suçtan mahkum olmama" koşulunun mala zarar verme suçu bakımından ayrıca CMK'nın 231/6-c maddesinde gösterilen, “Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi" nesnel (objektif) koşulunun bulunmaması nedeniyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
I) Sanık hakkında mala zarar verme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanık hakkında kurulan hükümde, tekerrüre esas alınan ilamda TCK'nın 58. maddesinin uygulanmış olması nedeniyle sanığın ikinci kez mükerrir sayılması gerekirken mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmesi ile yetinilmesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış, TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 E„ 2015/85 K. sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş; dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
Sanık hakkında mükerrirliğe esas alınan İstanbul 43. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.06.2012 gün ve 2012/134-554 EK. sayılı ilamında iki müştekiye yönelik ayrı ayrı hırsızlık ve mala zarar verme olmak üzere dört ayrı suçtan hükümlülük kararı bulunması karşısında; 5275 sayılı Kanun'un 108/2. maddesi dikkate alınarak, en ağır cezaya ilişkin hükümlülüğün tekerrüre esas alınması gerekirken, tamamı tekerrüre esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı Kanun'un 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan, hüküm fıkrasından sanığın adli sicil kaydına esas İstanbul 43. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.06.2012 gün ve 2012/134-554 EK. sayılı ilamına konu müşteki Sinan Yıldız'a yönelik hırsızlık suçu nedeniyle hükmolunan 7 ay hapis cezasına ilişkin mahkumiyet hükmünün mükerrirliğe esas alınmasına karar verilmek suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II) Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz istemine gelince;
Sanık hakkında kurulan hükümde, tekerrüre esas alınan ilamda TCK'nın 58. maddesinin uygulanmış olması nedeniyle sanığın ikinci kez mükerrir sayılması gerekirken mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmesi ile yetinilmesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış. TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş; dosya içeriğine göre diğer temyiz ilirazları yerinde görülmemiştir. Ancak:

1- Devriye görevi sırasında kolluk görevlileri tarafından şüphe üzerine durdurulan sanığın, içinde suça konu eşyalar bulunan sırt çantasını çaldığı yeri söylemek suretiyle henüz müracaatı bulunmayan müştekiye iadesini sağladığının anlaşılması karşısında: hakkında TCK'nın 168/1. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

2- Sanık hakkında mükerrirliğe esas alınan İstanbul 43. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.06.2012 gün ve 2012/134-554 EK. sayılı ilamında iki müştekiye yönelik ayrı ayrı hırsızlık ve mala zarar verme olmak üzere dört ayrı suçtan hükümlülük kararı bulunması karşısında; 5275 sayılı Kanun'un 108/2,
maddesi dikkate alınarak, en ağır cezaya ilişkin hükümlülüğün tekerrüre esas alınması gerekirken, tamamı tekerrüre esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması,

3- Sanığa soruşturma aşaması için yargılama gideri olarak yükletilen zorunlu müdafiilik ücretinin, CMK'nın 101/3. maddesi uyarınca soruşturma aşamasında yapılan sorgusu esnasında mahkemece sanığı savunmak üzere bir avukatın görevlendirilmesinden kaynaklandığı ve yasal zorunluluğa dayanması, yine soruşturma aşamasında yasal zorunluluk bulunmadığı halde Barodan sanığa avukat görevlendirildiği, ayrıca ileride haksız çıkması durumunda müdafii ücretine hükmedileceğine ilişkin yasal ihtaratta bulunulması gerektiği halde, sanığa bu ihtarat yapılmadan yazılı şekilde zorunlu müdafii ücretinin sanığa yargılama gideri olarak yükletilmesine karar verilmesi nedenleriyle, zorunlu müdafi için ödenen avukatlık ücretinin sanığa yargılama gideri olarak yükletilemeyeceginin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 28/03/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.