Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine

Taraflar arasındaki mülkiyet hakkına dayalı el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili; müvekkilinin ... ilçesi, ... Mahallesi, 577 parseldeki 9 No.lu bağımsız bölümü 05/11/2012 tarihinde davalıdan satın aldığını, taşınmazı satarken oturduğu ve maliki olduğu daireyi boşaltacağını davalının beyan etmesi üzerine müvekkilinin satın aldığını, ancak dairenin davalı tarafından boşaltılmadığını, tüm uyarılara rağmen oturmaya devam ettiğini, karşılığında bir bedel de ödemediğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere davalının haksız müdahalesinin men'ini, taşınmazın tahliyesini ve davacıya teslimini, taşınmazın satış tarihi olan 05/11/2012 tarihinden bu yana ecrimisil alacağı olarak şimdilik 30.000,00 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davacı vekili 18.02.2021 tarihli harçlandırılmış ıslah dilekçesiyle; 51.668,00 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili; davacının 2012 yılından itibaren dava konusu konutu satın alındığını beyan ettiği halde 2012 yılından 2018 yılına kadar geçen süre içerisinde uyarıda bulunduğuna ya da ücret talep ettiğine ilişkin hukuka uygun ve inandırıcı delilinin bulunmadığını, davacı tarafın hukuki durumun tespitini yaparken düştüğü çelişkinin açıkça ortaya çıktığını, davalının bahsi geçen konutun asıl sahibi olup davacı tarafından çeşitli yöntemler kullanılarak müvekkilinin evinden edildiğini belirterek; davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ".. Dava konusu Halkalı Mahallesi, 577 parseldeki 9 numaralı bağımsız bölümün, 05.11.2012 tarihinde satışıyla davacı adına tescil edilmiş olduğu, mahallinde yapılan keşifte davalının ailesiyle birlikte on yıldan uzun süredir taşınmazda oturduğu, davalı yanın davacı yanın mülkiyet hakkını ihlal etmekle haksız işgalci olup ecrimisil tazminatından sorumlu olduğu..." gerekçesiyle davanın kabulüne, Halkalı Mahallesi, 577 parsel 9 No.lu bağımsız bölüme davalı yanca yapılan müdahalenin önlenmesine, 51.668,00 TL ecrimisilin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine..." karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili: Davacı tarafın harca esas değeri (el atılan taşınmaz değeri ve ecrimisil) 191.668,00 TL'ye yükselterek davayı ıslah ettiğini, davanın ecrimisil davası olması sebebiyle tapu değerine göre 140.000,00 TL artırılan miktara itiraz ettiklerini, bilirkişi raporunda taşınmazın değerinin hatalı hesaplandığını, davalının, dava konusu konutun asıl sahibi olduğunu, davacı tarafından çeşitli yöntemler kullanılarak evin elinden alındığını, faturalar, abonelikler tüm aidat ve gider yükünün üzerinde olduğunu, ıslah edilen bedel üzerinden avukatlık ücretine hükmedilmiş iken; dava kabul değerinin 51.668,00 TL olması sebebiyle bu değer üzerinden nispi vekalet ücreti hesaplanması gerektiğini, yine ıslah edilen tutar

üzerinden karar verilmemiş olması sebebiyle karşı taraf vekalet ücreti olarak, reddedilen kısım üzerinden lehe vekalet ücreti hükmedilmemiş olmasının hatalı olduğunu ileri sürerek; yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini ve kararının kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... Dava konusu taşınmazdaki 9 No.lu bağımsız bölümün 05/11/2012 tarihi itibariyle davacı adına kayıtlı olduğu, davanın 15/12/2017 tarihinde açıldığı, taşınmazın davalı tarafından satışı suretiyle davacıya temlik edildiği, bilirkişi raporunda taşınmazın dava tarihindeki değerinin 140.000,00 TL olarak belirlendiği, ikinci ek raporda 05/11/2012-15/12/2017 dönemi ecrimisil bedelinin 51.668,00 TL hesaplandığı, toplam bedel üzerinden davacı tarafça ıslah harcının yatırılıp harcın ikmal edildiği; taşınmazın kayıt malikinin davacı olduğu, yapılan keşifte davalının ailesiyle birlikte bağımsız bölümde satıştan önce ve sonra olmak üzere on yıldan fazla süredir oturduğu, davacının satın aldığı tarihte taşınmazı davalının ailesiyle birlikte kullandığını bildiği halde dava tarihine kadar sözlü veya yazılı bir ihtarda bulunmadığı, davalı tarafından taşınmazın kullanılmasına dava tarihine kadar zimnen muvafakat edildiği ancak dava açılmakla muvafakatin geri alındığı, davacının mülkiyet hakkına üstünlük tanınmak suretiyle el atmanın önlenmesi istemi yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isebetsizlik bulunmadığı, ancak; ecrimisil istemi yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle ecrimisil talebinin kabulüne karar verilmiş olmasının doğru görülmediği, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1).b.2 maddesi gereğince kabulüyle incelenen mahkeme kararının kaldırılması, işin esası hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği..." gerekçesiyle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Küçükçekmece 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26/03/2021 tarihli 2019/113 Esas - 2021/189 Karar sayılı kararının yukarıda açıklanan nedenlerle kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne-kısmen reddine, davacının el atmanın önlenmesi talebinin kabulü ile dava konusu İstanbul ili, Küçükçekmece ilçesi, Halkalı Mahallesi 577 parsel sayılı taşınmazdaki 9 No.lu bağımsız bölüme davalının el atmasının önlenmesine, davacının ıslahen 51.668,00 TL ecrimisil talebi yönünden davanın reddine, kabul edilen kısım yönünden hesap ve takdir edilen 17.250,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, reddedilen kısım yönünden hesap ve takdir edilen 7.516,84 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili; bilirkişi raporundaki ecrimisil hesaplamasına itiraz ettiklerini, hesaplamaların tümdengelim yöntemiyle yapılmasının hatalı olduğunu, el atılan taşınmaz değerinin 140.000 TL olarak yüksek hesaplandığını, dava konusu taşınmazın asıl malikinin müvekkili olup çeşitli yöntemlerle evinin elinden alındığını, gerçek maliki olması sebebiyle taşınmaza ait fatura, abonelik, tüm aidatlar ve gider yükünün müvekkili üzerinde olduğunu, el atmanın önlenmesine yönelik kararın da kaldırılarak davanın tümüyle reddi gerektiğini ileri sürerek; hükmün bozulmasını istemiştir.

mülkiyet hakkına dayalı el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.

1.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683. maddesinde; "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir"

2. Bilindiği üzere, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK'nun 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).

3. 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.

1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile bölge adliye mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup Bölge Adliye Mahkemesince kanunun somut olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği anlaşıldığından, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmamıştır.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370'inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,14.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.