Esastan ret

Taraflar arasındaki muhdesat aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Nevşehir ili, ... ilçesi, 341 ada 26 parsel sayılı taşınmazın hisseli maliki olduğunu, davalıların ise muhtesat iddialarını kabul etmeyen diğer hissedarlar olduğunu, Nevşehir Sulh Hukuk Mahkemesi 2019/565 Esas sayılı dosyada ortaklığın giderilmesi davasında taraflarına 341 ada 26 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki muhtesata ilişkin 21.08.2019 tarihli ara karar gereğince, muhtesatın aidiyetinin tespiti için dava açmak üzere süre verildiğini, taşınmaz üzerindeki tüm yapının/müştemilatının müvekkili tarafından ailesinden aldığı destek ve kendi birikimleri ile yaptırıldığını, taşınmaz üzerinde bulunan tüm müştemilatın, yapının, müvekkiline aidiyetinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

1.Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu arsa üzerine yapılan yapının davacıya ait olduğunu, davayı kabul ettiğini, HMK 312/2 hükümleri gereğince ilk duruşmadan önce davayı kabul ettiği için, aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmemesini istemiştir.

2.Davalılar ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul ettiklerini, davacının, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan yapının kendisine ait olduğunun tespiti için açılan bir dava olduğunu, HMK 312/2 hükümleri gereğince ilk duruşmadan önce davayı kabul ettikleri için müvekkilleri aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmemesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mirasçılardan ..., ... ve ...'in ortaklığın giderilmesi dava dosyasına sundukları 25.11.2019 tarihli dilekçeleri ile davacının muhdesat iddiasını kabul ettikleri, buna göre davada taraf teşkilinin tamamlandığı, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan ev, garaj ve depodan oluşan muhdesatın, dinlenen tanık beyanlarına göre davacıya ait olduğunun beyan edilmesi, ayrıca davalılar ..., ... ve ... ile vefat eden ... tarafından davanın kabul edilmesi, öte yandan mirasçılardan ..., ... ve ...'in ortaklığın giderilmesi dava dosyasındaki kabul beyanları nedeni ile ve aksinin varlığına dair delil bulunmadığından davanın kabulüne; Nevşehir ili, ... ilçesi, ... Mah., 341 ada 26 parsel sayılı taşınmazda bulunan ev, garaj ve deponun davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine, vefat eden davalı ... mirasçıları ..., ..., ..., davayı ön inceleme duruşmasından önce cevap dilekçeleri ile kabul ettiklerinden ve davanın açılmasına sebebiyet verdiklerine ilişkin bir delil bulunmadığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 312/2 maddesi uyarınca yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamalarına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri ve İstinaf Aşamasındaki Süreç
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; işbu davanın davalılarının müvekkilinin muhtesat iddiasını kabul etmedikleri için davanın açılmasına kendilerinin sebebiyet verdiğini, ayrıca davalılardan ..., ..., ... ve ... vermiş oldukları cevap dilekçelerinde dava konusu yapının müvekkili tarafından yapıldığını kabul etmişler ancak öncelikle davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu gereği reddini talep etmiş bunun mümkün olmaması halinde ise davanın kabulüne karar verilmesini ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalarını istemiş olduklarından ortada doğrudan bir kabul söz konusu olmayıp öncelikle davanın reddinin istendiği ve kabul taleplerinin bu red taleplerinin kabul görmemesi şartına bağlandığını, davanın kabul yada reddi şarta bağlanamayacağı için davalıların bu yöndeki beyanlarının davayı kabul ettiklerini göstermeyeceğinden yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmaları gerektiğini ileri sürerek yerel mahkemenin kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ortaklığın giderilmesi davasında muhdesat iddiasını kabul eden ..., ... ve ...n'in ...'nin çocukları olduğu, dolayısıyla anılan davalıların davanın açılmasına da kendi hal ve davranışlarıyla sebebiyet verdiklerine dair bir durumun dosyaya yansımadığı, bu nedenle davalıların aleyhine harç, yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılamaya, toplanan delillere, dosya içeriğine, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre delillerin takdirinde bir isabetsizlik olmadığı da anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde olmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde mevcut sebeplerle hükmün bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

Dava, muhdesat aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.

1. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK. mad. 684/1). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK mad. 718). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722,724,729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.

2. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK mad.106/2) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir. (HMK mad.114/1-h, 115).

3. Öğretide ve Yargıtayın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.

1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile özellikle Bölge Adliye Mahkemesinin kararında belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmamıştır.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370'inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,14.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.