Esastan ret
Taraflar arasındaki ipoteğin fekki davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında yapılan 27.02.2019 tarihli sözleşmede belirtilen sürelerin geçmesine rağmen davalı tarafça müvekkilinin maliki olduğu Tokat ili, ... Mahallesi, 37 pafta, 2045 ada 29 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılmadığını, sözleşmenin gereğinin yerine getirilmesi için dava konusu taşınmazın tapu kaydında yer alan ipoteğin kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı süresinde cevap dilekçesi vermemiştir.
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... Sanayi ve Limited Şirketi'nin protokolün yerine getirilmesinden müştereken ve müteselsilen sorumlu olması karşısında davacının, davayı davalıya yöneltmesinde husumet yönünden hata bulunmamakla birlikte dava konusu taşınmaz üzerindeki ipoteğin 16.03.2021 tarihinde fek edilmiş olması sebebiyle dava konusuz kalmış, taraflar arasındaki 27.02.2019 tarihli protokole göre dava konusu taşınmaz üzerindeki ipoteğin 20 gün içerisinde kaldırılacağı kararlaştırıldığından ve belirtilen sürede söz konusu ipoteğin kaldırılmadığı anlaşıldığından söz konusu davanın açılmasına davacının sebebiyet vermediği, şartları oluştuğundan dava açılmadan önce ipoteğin kaldırılması gerektiği anlaşıldığından davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiği kanaatine varılarak davanın konusuz kalması sebebi ile karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının bizzat tarafı olmadığı bir sözleşmeye dayanarak davasını açtığını, davanın davacının sözleşmenin tarafı olmaması sebebi ile aktif husumet ehliyeti yönüyle, gayrimenkul üzerindeki ipoteğin davalı şirket lehine olmaması sebebi ile de pasif husumet ehliyet yönüyle sakat olduğunu, ipoteğin dava dışı ipotek lehtarı banka tarafından kaldırılmaması/geç kaldırılması konusunda davalı şirkete atfı kabil bir kusur bulunmadığını, davalı şirketinde davanın açılmasından önce, ipoteğin fek edilmesi için dava dışı bankaya yazılı başvuruda bulunduğunu; fakat bankanın ipoteğin fekkini geciktirdiğini belirterek yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde mevcut sebeplerle hükmün bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
Uyuşmazlık, ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 888 ve 1023 üncü maddesi.
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,14.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.