Esastan ret
Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Amasya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... Mevkiinde kain, 148 ada 16 parselde kayıtlı ikinci kat 11 No.lu bağımsız bölümün maliki olduğunu, tarafların eskiden evli olduklarını, bu taşınmazda oturduklarını, müvekkillinin boşanma davası açması üzerine davalının davacıyı müşterek konuta almadığını, Taşova Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/245 E., 2018/34 K. sayılı dosyası ile boşanma kararı verildiğini, müvekkilinin davalıya ... Noterliği’nin 26.11.2019 tarih ve 5767 yevmiye No.lu ihtarnamesi ile taşınmazı tahliye etmesini ve haksız olarak kullandığı döneme ait ödeme yapmasını istediğini, dava konusu taşınmazdaki haksız müdahalelerinin men’ine ve dava tarihinden geriye dönük şimdilik 2.000,00 TL haksız kullanım tazminatının her bir yıllık tazminat için takip eden yılbaşından itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmaz her ne kadar davacı adına kayıtlı olsa bile, tarafların boşanmalarından önce aile konutu niteliğinde olduğunu, boşanma sonrasında mal rejiminin tasfiyesi davasının devam ettiğini, bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının evi tahliye etmesi için düzenlettiği ihtarnameyi davalının ailesinin evine gönderdiğini, müvekkilinin ve müşterek çocuklarının, müvekkilinin ailesinin yanında kaldığını, müvekkilinin dava konusu taşınmazı hem boşanma davası devam ederken hem de boşanma sonrası kullanmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların mahkememize ait 2016/245 Esas sayılı dosyası ile boşanmış oldukları, boşanma kararının 15.05.2019 tarihinde kesinleştiği, tapu kaydı incelendiğinde taşınmaz malikinin davacı erkek olduğu, dinlenen tanık beyanları değerlendirildiğinde dava konusu taşınmazın halen davalı kadının kullanımında olup anahtarının kendisinde bulunduğu, bu durumun keşif tutanaklarında da yer aldığı, ilgili taşınmaz üzerinde aile konutu şerhi bulunsa dahi yerleşik içtihatlar gözetildiğinde boşanma kararının kesinleşmesi ile bu şerhin önemini yitirdiği, davalı kadının boşanma kararı kesinleştikten sonraki müdahalesinin bu nedenle haksız olduğu kanaati ile müdahalenin önlenmesi talebinin kabulüne, haksız müdahale boşanma kararının kesinleşmesi ile birlikte başladığından ecrimisil bedelinin bu tarihten dava tarihine kadar istenebileceği gözetilerek talebin kısmen kabulüne; bağımsız bölümün 15.05.2019 ila 21.04.2020 tarihleri arasında ecrimisil bedeli olarak tespit edilen 7.295,00 TL'nin işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalının dava konusu taşınmazı haksız olarak kullanmaya 20.04.2016 tarihinde başladığını, bu dönem için belirlenen ecrimisil bedeli 18.090,00 TL olup yasal mal rejimi ve evlilik akdi gereği davalının en azından bu bedelin yarısı olan 9.045,00 TL'yi davacıya ödemesi gerektiğini, ecrimisil yönündeki itirazlarının haklılığa kavuştuktan sonra davanın tümden kabulüne karar verildiği takdirde davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmemesi, yargılama giderlerinin de re'sen düzenlemesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının ecrimisil talebine ilişkin bütün iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davalı müvekkilin davaya konu taşınmazda ikamet etmediğini, davacı yanın davalı müvekkile karşı ihtarnameyi davalı müvekkilin ailesinin evine ve iş bu davanın açılmış olduğunu bildirir tebligatı ise dava konusu eve göndermiş olmasının dahi davacı yanın kendisi ile çeliştiğini göstermekte olup kötü niyetli davranıldığının bu eylemlerden de anlaşıldığını, dava konusu eve davacı yanca çilingir ile girilmiş olup, davacı yanın evin kilidini de değiştirdiği de göz önüne alınırsa ortada davalı müvekkil tarafından herhangi bir haksız işgalin söz konusu olmadığı ve anahtarın kimde olduğunun da bu husus göz önüne alındığında hukuken önem arz etmeyeceğini, iş bu davanın kısmen kabul edilmesine karşın yerel mahkemece vekalet ücreti, yargılama harç ve giderleri hususunda tamamen davalı müvekkil aleyhine hüküm kurulduğunu, dava konusu taşınmazın bedeli üzerinden nispi vekalet ücreti belirlendiğini, ancak iş bu davada yerel mahkemece yapılması gereken kabul edilen ecrimisil değeri üzerinden yani 7.295,00 TL üzerinden nisbi vakelet ücretine hükmedilmesi olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden Yasa'ya aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde mevcut sebeplerle hükmün bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı yasa) 683 üncü maddesinde; "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir"
2. Bilindiği üzere, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK'nın 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı Kararı).
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile özellikle Bölge Adliye Mahkemesinin kararında belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmamıştır.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,14.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.