Taraflar arasındaki TMK'nın 713/2 nci maddesine dayanan tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; ... ili, Merkez ilçesi, ... Mahalllesi, 309 ada 5 parsel sayılı zeytinlik vasıflı taşınmazın tamamının nizasız ve fasılasız 30-35 yıldan bu yana müvekkilince malik sıfatıyla zilyet olarak kullanıldığını, kayıt maliki görünen iki kişinin kimliklerinin tespit edilemediğini, kim olduklarının tapu kütüğünden de anlaşılamadığını, 30 yıl kadar önce vefat etmiş olabileceklerini ileri sürerek; dava konusu 309 ada 5 parsel sayılı taşınmazın müvekkili adına tescilini talep etmiştir. Mahkemece HMK'nın 31 inci maddesi uyarınca; davasını hangi nedene dayandırdığı açıklattırılmış olup davacı vekili 17.12.2014 tarihli celsede; TMK'nın 713/2 nci maddesinde düzenlenen; "...maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya yirmi yıl önce ölmüş olan..." nedenlerinin her ikisine de dayandırdıklarını beyan etmiştir.

Davalı Hazine vekili; dava konusu taşınmaz hakkındaki kadastro tespitinin 1973 yılında kesinleştiğini ve Kadastro Kanunu uyarınca tespitten önceki nedenlere dayanılarak eldeki davanın açılamayacağını, tapu maliklerinin bilinen /bilinebilecek kişilerden olduklarını belirterek;davanın reddini savunmuştur.

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "...Taşınmazın tapu kaydı ve tapulama tutanağına göre maliklerin Hasan oğlu ... (ölüdür) ve ... (... kızı) olduğu, tapu sicilinden malikin kim olduğunun anlaşılamaması halinin; taşınmaz malın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak, kimliğini ortaya koyacak gerekli bilgi ve belgelerin tapu kütüğünden çıkarılmasının imkansız olması durumu olup (Yargıtay HGK'nun 10.04.1991 tarih 1991/8-51 Esas, 194 Karar ve 15.04.2011 tarih 2011/8-111 Esas, 2011/180 Karar sayılı ilamları) gerekli dikkati gösteren herkesin kayıtlarda malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde tapu sicilinde yazılı olan malikin bilinmediğinin kabulü gerektiği; ayrıca tapu kütüğünde malik sütununun boş bırakılması, silinmesi ve yeniden yazılmaması, soyut ve nam-ı mevhum adına (mevcut olmayan hayali kişi) yazılması, hiç yaşamamış ve kaydının herhangi bir yerde bulunmamış olması, malik adının müphem, yetersiz ve soyut gösterilmiş olması gibi durumlarda malikin kim olduğunun anlaşılamadığının kabul edildiği, başka bir anlatımla; tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan malikin; tanınmayan, hatırlanmayan, adresi tespit edilemeyen, kendilerine tebligat yapılamayan, mirasçıları belirlenemeyen, uzun yıllar önce ölmüş ya da taşınmış bir şahıs olmadığı; o halde, adına kayıtlı taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescili istenen kişilerin Kanunun aradığı anlamda bilinen kişiler oldukları, davanın bu nedenle reddi gerektiği; davacının aynı zamanda "malikin 20 yıl önce ölmüş olması" nedenine dayanması sebebiyle bu hususta da araştırma yapılarak davacı vekiline Hazineyi de davalı göstererek tapu maliklerinin veraset belgelerini sunup mirasçılarını da davaya dahil etmesi için yetki ve süre verildiği, Kilis Sulh Hukuk Mahkemesince 2013/489 E.-2014/15K. ve 2013/488 E.-2014/16 K. sayılı ilamlarla, tapu maliklerinin yaşayıp yaşamadıklarının ve ölü iseler mirasçılarının tespit edilemediği gerekçesiyle davaların reddedildiği ve kararların kesinleştiği anlaşıldığından, "malikin 20 yıl önce ölmüş olması" nedenine dayalı iddianın da ispat edilemediği..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili; malik hanesinde kayıtlı kişilerin 30 yıl kadar önce vefat etmiş olabileceklerini ve kim olduklarının resmi kayıtlardan dahi anlaşılamadığını, Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümeyeceğini, bilinmesi mümkün olmayan kişiler olmaları nedeniyle taşınmazın müvekkili adına tescil edilmesi gerektiğini belirterek; hükmün bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, TMK'nın 713/2 nci fıkrasında yazılı sebeplerden olan "...maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya yirmi yıl önce ölmüş olan" hukuki sebeplerine dayanarak açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

1. 6100 sayılı HMK’nın "İspat yükü" kenar başlıklı 190 ıncı maddesine göre; "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir."

2 . 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "İspat yükü" kenar başlıklı 6 ncı maddesine göre; "Kural olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür."

Temyizen incelenen kararda ve kararın gerekçesinde, hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığından, toplanan delillere, tüm dosya içeriğine göre mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler usul ve yasaya uygun bulunduğundan temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

14.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.