Esastan ret

Taraflar arasındaki miras sebebiyle denkleştirme davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların ortak murisi ...'in 30.06.2013 tarihinde 93 yaşında öldüğünü, geriye mirasçıları olarak davacı torunu ile davalı kızını bıraktığını, ... hakkında İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/492 Esas sayılı dosyası ile vesayet davası devam etmekte iken murisin öldüğünü, vesayet dosyasına sunulan 19.09.2012 tarihli bilirkişi raporunda yaşa bağlı bedensel düşkünlükle birlikte, oldukça güçsüz olan şahsın zihinsel yeteneklerini kaybettiğini, kendi başına herhangi bir hukuki tasarrufta bulunmasının mümkün olmadığı gibi mahkemede dinlenmesinin de mümkün olmadığı belirtilerek kendisine vasi tayininin gerekli olduğu kanatine varıldığının bildirildiğini, murisin son yıllarında yaşlılık ve sağlık problemleri nedeni ile temyiz kudretini kaybettiğini ve kendi işlerini takip edemediğini, muris kendi işlerini takip edemediğinden Garanti Bankası ... Şubesinde ve Ziraat Bankası ... Girişimci Şubesinde muris ve davalı adına 3 adet ortak hesap oluşturduğunu, ortak banka hesaplarındaki paraların tamamı bizzat ... tarafından yatırıldığını veya ...'e ait başka banka hesaplarından EFT veya havale yolu ile hesaba aktarıldığını, vesayet davasının açılmasından sonra davalının Garanti Bankası ... Özel Bankacılık Şubesindeki 6698686 numaralı ortak hesabından 30.04.2012 tarihinde 5.000 TL ve 07.05.2012 tarihinde de 216.922,00 TL para çektiğini, 2012 yılı içerisinde vesayet davasına kadar da 04.04.2012 tarihinde 5.000,00 TL ve 10.02.2012 tarihinde 6.000,00 TL para çektiğini, bunların dışında da davalının banka hesaplarından para çekme işlemlerinin mevcut olduğunu, ortak hesaplar incelendiğinde iddiaların gerçekliğinin anlaşılacağını belirterek fazlaya ilişkin talep ... saklı tutulmak kaydıyla 210.000,00 TL'nin murisin ölüm tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; tarafların 1/2 oranında murisin mirasçıları olduğunu, davada sözü edilen hesapların ortak hesap olması nedeniyle payların birbirine eşit olduğunu, davalının ortak hesaplardan çektiği paraların yalnızca kendi payına ait olduğunu, davalının kendi payından fazlası için ortak hesaplardan herhangi bir para çekme işlemi yapmadığını, davacının miras payına tecavüz bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin 12.12.2019 günlü 2017/285 Esas, 2019/488 Karar sayılı kararında; "Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunun raporu, dosyanın iade edilmesinden önceki kararda belirtilen ve yukarıda tümüyle yazılan gerekçe kapsamında murisin bankada ortak hesabın açıldığı tarihte fiil ehliyetine haiz olduğu, hukuki muamele yapmasına engel bir halinin bulunmadığı, miras payına el atma durumunun bulunmadığı, davacının payına düşen paranın ödendiği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

A. İstinaf Yoluna Başvuran
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki beyanlarına ilaveten Adli Tıp Kurumu genel kurulundan rapor aldırılması isteklerinin reddinin hatalı olduğunu, tanık beyanlarının dikkate alınmadığını, mahkemece itibar edilen bilirkişi raporlarında değinilen teselsüllü ortak hesaba dair yazılı sözleşme bulunmadığını, hesaplardaki paranın tümünün murise ait olduğunu, yerel mahkeme kararı ile davalının bankalardaki paraların 3/4'üne sahip olacağını ve bunun adil olmadığını, kendi payından fazlasını çeken davalının Yargıtay içtihatlarına göre vekalet hükümleri çerçevesinde payından fazlasını iadeyle yükümlü olduğunu, para çekme işleminin de murisin rızasına dayalı olmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek istinaf isteminde bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesinin 20.04.2022 günlü 2020/1446 Esas, 2022/978 Karar sayılı kararında; "İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu" gerekçesiyle ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

A. Temyiz Yoluna Başvuran
Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek temyiz isteminde bulunmuştur.

Dava, mirasta denkleştirme istemine ilişkindir.

1. Mirasta denkleştirme mirasçıların murisin sağlığında muristen karşılıksız olarak aldığı mal ve kıymetlerin geri alınarak miras taksiminde tereke içerisinde yer almasıdır. TMK’nın 669 uncu maddesi gereğince; “Yasal mirasçılar, mirasbırakandan miras paylarına mahsuben elde ettikleri sağlararası karşılıksız kazandırmaları, denleştirmeyi sağlamak için terekeye geri vermekle birbirlerine karşı yükümlüdürler. Mirasbırakanın çeyiz veya kuruluş sermayesi vermek ya da bir malvarlığını devretmek veya borçtan kurtarmak ve benzerleri gibi karşılık almaksızın altsoyuna yapmış olduğu kazandırmalar, aksi mirasbırakan tarafından açıkça belirtilmiş olmadıkça denleştirmeye tabidir.” Altsoy dışındaki yasal mirasçılara yapılan kazandırmalarda ise miras payına mahsup edilmek üzere hareket edilmediği yönünde bir karine vardır. Bu karinenin aksinin davacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir.

2. Murisin sağlığında karşılıksız olarak yaptığı kazanımı elde eden yasal mirasçılara karşı dava açılabilir.

3. Müşterek hesaptaki paylar aksi iddia edilip kanıtlanmadıkça birbirine eşittir. Zira, para müşterek hesaba yatırıldığına ve pay bakımından bir anlaşma bulunmadığına göre mülkiyetin yarı yarıya olmak üzere hak sahiplerine ait olması gerekir. Müşterek hesap birden fazla kişiye aitse mudilerden birinin ölümü halinde, aksine sözleşme yoksa, hesaptaki paralar eşit paylara bölünecek ve hayatta kalan mudiye kendi payı ödenebilecektir. Ortak hesabın taraflarından her biri bankadan para çekerken, payına göre kendi adına, payından fazlası için diğer hesap sahibinin vekili olarak hareket etmekte olup, payından fazla çektiği miktarda diğer hak sahibine karşı borçlu durumuna girer.

1. Dava konusu alacağa ilişkin hesaplar, mirasbırakan ve davalı adına müşterek hesap olup, müşterek hesaptaki paylar aksi iddia edilip kanıtlanmadıkça birbirine eşittir. Zira, para müşterek hesaba yatırıldığına ve pay bakımından bir anlaşma bulunmadığına göre mülkiyetin yarı yarıya olmak üzere hak sahiplerine ait olması gerekir. Müşterek hesap birden fazla kişiye aitse mudilerden birinin ölümü halinde, aksine sözleşme yoksa, hesaptaki paralar eşit paylara bölünecek ve hayatta kalan mudiye kendi payı ödenebilecektir. Ortak hesabın taraflarından her biri bankadan para çekerken, payına göre kendi adına, payından fazlası için diğer hesap sahibinin vekili olarak hareket etmekte olup, payından fazla çektiği miktarda diğer hak sahibine karşı borçlu durumuna girer.

2. Mahkemece, yukarıdaki açıklamalar dikkate alınarak dava konusu ortak hesapların açıldığı günden itibaren murisin ölüm tarihine kadar tüm hesap hareketleri dikkate alınarak muris ve davalının ayrı ayrı çektiği miktarlar belirlenmeli, davalının ortak hesaptaki payından daha fazla miktarda para çektiğinin tespiti halinde fazla çekilen miktarın denkleştirmeye tabi tutulması gerekir. Bu husus dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,14.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.