Taraflar arasında alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen hizmet alım sözleşmesi kapsamında davalının işi tamamladığını, davalı tarafa yapmadığı iş bölümlerine ve kullanmadığı malzemelere ilişkin fazla ödeme yapıldığını, yine fiyat tespiti yapılmayan işler nedeniyle fazla hak ediş ödemesi yapıldığını, ayrıca sözleşme gereğince davacının cezai şart alacağı bulunduğunu ileri sürerek toplam 157.185,48 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin işi sözleşmeye uygun olarak davacıya teslim ettiğini, kesin kabul tutanağının 02.02.2007 tarihinde onaylandığını, davacı tarafça teminatın iade edildiğini, davacının 12 yıl geçtikten sonra istediği alacağının zamanaşımına uğradığını, kabul tutanağının onayından sonra yüklenicinin sözleşme konusu işten dolayı idareye karşı herhangi bir sorumluluğunun kalmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında düzenlenen 15.06.2005 tarihli sözleşme gereğince, davalının elektrik şebekesi bakım ve onarım işini üstlendiği, geçici kabul tutanağına göre sözleşmedeki işlerin süresi içinde bitirildiği, işin sözleşme ve eklerine uygun olarak tamamlandığına ilişkin kesin kabul komisyonu tarafından düzenlenen 26.01.2007 tarihli kesin kabul tutanağının onay makamı tarafından 02.02.2007 tarihinde onaylandığı, sözleşmeye aykırılık nedeniyle alacak ve fazla ödemenin istirdatına ilişkin bu davanın kesin kabul tarihinden 12 yıl sonra 28.12.2018 tarihinde TBK'nın 146 ncı maddesinde belirlenen 10 yıllık zaman aşımı süresi geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davalının zaman aşımı def'i kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; görülmekte olan davaya uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 128 nci maddesi uyarınca alacağın muaccel olduğu, zaman aşımının kesin kabul onayı veya kesin hesap onayından hangisi sonraki tarihli ise o tarihten başlayacağını, kaldı ki Eskişehir 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/118 E. ve 2015/854 K. sayılı dosyasında edimin ifasına fesat karıştırma ve görevi kötüye kullanma suçlarından görülen davada da ceza zaman aşımının dikkate alınması gerektiğini, ceza zaman aşımı süresi doluncaya kadar müvekkili şirketin dava hakkı bulunduğunu beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine aykırılığın da tespit edilmemesine ve özellikle haksız fiillerden doğan borç ilişkilerinde uygulanması gereken uzamış ceza zamanaşımı süresinin sözleşmeye dayanan davaya konu ihtilafta uygulanmasının mümkün olmamasına göre istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili, temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri temyiz nedeni olarak ileri sürmüştür.
Uyuşmazlık, sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 146 ncı maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri.
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.