Esastan ret

Taraflar arasındaki ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin hissedar olduğu dava konusu 169 ada 3 parsel 1 No.lu bağımsız bölümde, davalının dava dışı eski hissedarlardan 26.10.2018 tarihinde 2858/3011 hisse satın aldığını, satış işleminin müvekkiline bildirilmediğini, 1 No.lu bağımsız bölüm hakkında Gölbaşı (Ankara) Sulh Hukuk Mahkemesinde 2015/325 Esas sayılı dosya ile ortaklığın giderilmesi davası açıldığını ve Gölbaşı İcra Müdürlüğünün 2020/7 sayılı satış dosyası ile taşınmazın satışa çıkarıldığını belirterek, ön alım ... nedeniyle davalı adına kayıtlı payın iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıya 30.12.2019 tarihli ihtarname gönderildiğini, davacının satın alınan paydan haberdar olduğunu, davasını 3 ay içerisinde açmadığını, dava konusu taşınmazda fiili taksim bulunduğunu, davanın öncelikle usulden, Mahkeme aksi görüşte ise esastan reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılama esnasında davacının dava konusu taşınmazda payı kalmadığından ve aktif dava ehliyeti bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde;

a. Fiili taksim koşullarında eksiklik bulunduğunu,

b. Rızaen değil cebri icra yolu ile satışın söz konusu olduğunu,

c. Dava konusu taşınmazın satılmaması için mahkemeden ihtiyati tedbir istenildiği hâlde Mahkemece bu istemin reddedildiğini ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir.

2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, satış, davacıya ihtarla bildirilmediğinden davanın 2 yıl içerisinde yani süresinde açıldığı, tapu kayıtlarından davacının dava konusu taşınmazda hissesinin kalmadığı, davalının taşınmaza tam malik olduğunun anlaşıldığı, davacının taşınmazdaki paylılık durumunun sona erdiği, davacının paydaşlık sıfatı kalmadığına göre ön alım hakkının söz konusu olmayacağı, davanın aktif husumet yokluğundan reddine dair karar verilmesinde ve davanın usulden reddi nedeniyle davalı lehine karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT 7/2 inci maddesi uyarınca maktu vekâlet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde;

1. Rızaen değil cebri icra yolu ile satışın söz konusu olduğunu,

2. Dava konusu taşınmazın satılmaması için mahkemeden ihtiyati tedbir istenildiği hâlde Mahkemece bu istemin reddedildiğini,

3. Müvekkilinin Anayasa'dan doğan mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 732,733,734 üncü maddeleri.

1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,14.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.