Mahkûmiyet

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 ... maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 ... maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.02.2017 tarihli ve 2016/337 Esas, 2017/78 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;

a. Taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, aynı maddenin ikinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 13 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,

b. Genel güvenliği tehlikeye sokma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 170 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, 53 üncü maddesi ve 58 ... maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,

Karar verilmiştir.

2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 23.06.2021 tarihli ve 2017/2229 Esas 2021/1325 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 ... maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 ... maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesinin taksirle yaralama ve genel güvenliği tehlikeye sokma suçlarından kurulan mahkûmiyet kararlarının kaldırılması ile;

a. Genel güvenliği tehlikeye sokma suçundan, hüküm kurulmasına yer olmadığına,

b. Kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, aynı maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, ancak sanığın 5271 sayılı Kanun'un 283 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sonuç ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkının dikkate alınması sureti ile cezanın 16 ay 15 gün hapis cezası üzerinden infazına, aynı Kanun'un 53 üncü maddesi ve 58 ... maddesinin altıncı fıkrası hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,

Karar verilmiştir

Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; sanığın eylemini taksirle gerçekleştirdiğine, haksız tahrike, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Olay günü sanığın arkadaşları ile buluşup alkol aldıktan sonra birlikte sanığa ait arızalanan 54 B 9544 plaka sayılı aracın yanına gelerek aracı çekmek üzere çamaşır ipi ile 54 KT 039 plaka sayılı araca bağladıkları, bu sırada mağdurun yanında inceleme dışı mağdur ... ve tanık B.Ö ile Mavi Durak Izgara isimli lokantadan çıkarak iki aracın arasından geçerek park halindeki kendi araçlarına gidecekleri sırada inceleme dışı mağdur ...'ın ayağının çamaşır ipine takılması üzerine çıkan kavgada sanığın üzerinde taşıdığı ruhsatsız tabancayı belinden çıkararak mağdurların ayaklarına doğru bir el ateş ettiği, mağdurların sanığın elindeki tabancayı almak için müdahalede bulundukları sırada tabancanın bir el daha ateş aldığı ve sanıkla boğuşmakta olan mağduru karın bölgesinden yaraladığı, sanığın bu eylemi mağdurların elindeki silahı almaya çalıştıkları sırada direnerek, öngördüğü ateşlemeyi istememesine rağmen, bu neticenin meydana gelmesine sebebiyet verecek şekilde mücadeleyi sürdürmekle eylemi bilinçli taksir altında işlediği kabul edilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Sanığın mağdur ...'a yönelik eylemini suçunun kanunî tanımındaki unsurları bilerek ve isteyerek hareket ederek doğrudan kastla işlediği, sanığın davranışlarının bütün halinde mağdura yönelik kasten yaralama eylemini oluşturduğu, ayrıca genel güvenliği tehlikeye sokma suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.

Dosya içeriğine ve olayı gösteren görüntü kaydına göre; sanık ve arkadaşları ile katılanlar ... ve Ramazan arasında çıkan tartışmada sanığın olayda kullanılan tabancayı çıkardığı, iki defa ateş ettiği,

katılanların sanığın elinden silahı almaya çalıştıkları, sanığın silahı vermemek için direnç gösterdiği, karşılıklı çekiştirme sırasında silahın patladığı ve katılan ...'ın batına nafiz olacak şekilde tek kurşunla yaralandığı, sanığın mekanik arızası bulunmayan, namlusunda mermi bulunması nedeniyle atışa hazır vaziyette olan tabancanın, tetiğine belirli bir kuvvet uygulanması hâlinde silahın ateş alacağının bilinmesi, bu şekilde çekiştirilen silahın patlayabileceğinin herkes tarafından öngörülebileceği hâlde silahı vermemek için direnç gösterip tetiğe baskı oluşturması neticesinde silahın patladığı ve katılanın yaralandığı olayda; ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun, 09.09.2021 tarihli ve 2021/1-101 Esas, 2021/382 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere sanığın kasten yaralama suçunun kanunî tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, neticeyi kabullenerek fiili işlediği bu şekilde katılanın yaralanmasından olası kasıtla sorumlu olduğu anlaşılmakla yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuş ancak bu husus ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun, 07.11.2019 tarihli ve 2018/1-27 Esas, 2019/644 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere vasfa yönelik olmadığından yine sonuç cezaya etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından kasten yaralama suçunun kanunî tanımındaki unsurları bilerek hareket edip kastla gerçekleştirildiğinin mağdur ve tanıkların beyanları ile uyumlu adlî muayene raporuyla saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, mağdurdan kaynaklanan ve sanığa yönelen haksız söz ve davranış bulunmadığı, haksız tahrik şartlarının gerçekleşmediği anlaşıldığından, eleştiri nedeni dışında sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 23.06.2021 tarihli ve 2017/2229 Esas, 2021/1325 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda eleştiri nedeni dışında hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğu TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ... 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.12.2023 tarihinde karar verildi.

K A R Ş I O Y

Katılan ...'ın silahla hayatî tehlike geçirecek şekilde yaralandığı olayda sanık ... hakkında yerel mahkemece yapılan yargılama sonucunda bilinçli taksirle yaralama suçundan verilen mahkûmiyet kararı sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi tarafından sanığın eyleminin hayatî tehlike geçirecek şekilde kasten yaralama suçunu oluşturacağı kabul edilerek sanığın neticeten 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve ancak CMK’nin 283 üncü maddesi gereği kazanmış hak dikkate alınarak sanığın neticeten 16 ay 15 gün hapis cezası olarak infaz edilmesine dair karar verilmiştir, bu karar yine sanık müdafii tarafından verilen temyiz dilekçesinde açıkça yerel mahkeme ve Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi tarafından verilen kararlarda suç vasfı hatalı belirlendiğinden ve yine sanığın olayın oluşumunda hukuka uygunluk sebepleri içerisinde bulunduğundan bahisle kararın Yargıtay tarafından bozulmasının istenerek temyiz edildiği belirtilmiş olup dairemizde yapılan inceleme sonucunda dosya kapsamında bulunan kamera kayıtlarına göre sanığın silahı elinde tuttuğu sırada katılan ... ve onun damadı ... tarafından silah çekiştirilirken ateş alması sonucu katılan ...'ın yararlanması olayında olası kastla katılanın yaralanmasına sebebiyet verildiği ancak bu husus vasfa yönelik olmadığından ve yine sonuç cezaya etkili olmadığından bozma nedeni yapılmadığı belirtilmekle dairemizce Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi tarafından kasten yaralama suçundan verilen mahkûmiyet kararı eleştirilmek suretiyle onanmıştır.
Dosya kapsamında bulunan CD kaydı incelendiğinde sanık ...'in elinde bulundurduğu tabanca ile katılan ...'ın damadı ... ile ayakta boğuşmaya başladığı, ...’ın bir kolu ile sanığın boynunu sıkıştırarak sanığı baskı altında tuttuğu diğer eli ile de sanığın elindeki silaha müdahale etmeye çalıştığı sırada katılan ...'ın sanık ...'in arkasından gelerek elindeki tabancayı iki eliyle çekiştirerek almaya çalıştığı ve silahı çektiği sırada sanığın elindeki tabancanın ateş aldığı katılanın bu sırada vurulduğu ve tabancanın da katılan ...'ın elinde kaldığı görülmüş olup dairemiz tarafından bu eylemin olası kastla kasten yaralama suçu olarak kabulü bize göre de doğrudur, sanık müdafiinin temyize tabi olan bu hükme karşı yasal süresi içerisinde yaptığı vasıf temyizi üzerine sanığın eyleminin olası kasta yaralama suçunu oluşturduğundan bahisle bozma kararı verilmesi gerekir iken “vasıf temyizi bulunmadığından ve sonuç cezaya etkili olmadığından” şeklinde eleştirmek suretiyle kasten yaralama suçundan verilen mahkûmiyet kararını onayan dairemizin çoğunluk görüşüne muhalifim.