İstinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine

Taraflar arasındaki muhdesat aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın bir kısım davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili; tarafların murislerinin paydaş oldukları İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 140 parselde kayıtlı tarla nitelikli taşınmazla ilgili olarak Şile Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde devam eden ortaklığın giderilmesi davası bulunduğunu, taşınmaz üzerindeki yapının ise müvekkillerinin yakın murisleri olan ... ve onun babası ... tarafından birlikte yapıldığını ileri sürerek; muhdesatın müvekkillerine aidiyetinin tespitine karar verilmesini istemiştir.

Davacı vekili 06.11.2018 tarihli dilekçesinde; tanık beyanları doğrultusunda dava konusu taşınmazın yarısının ... mirasçıları adına, diğer yarısının ise ... mirasçıları adına aidiyetinin kabulünü talep etmiştir.

Davalılar ... ve ...; davaya konu evin merhum babaları ... tarafından yapıldığını, davacı iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacıların babası dahil muhdesatın yapımına kimsenin katkısı ve yardımı olmadığını belirterek; davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Keşif esnasında dinlenen tanık ve mahalli bilirkişi beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından dava konusu taşınmaz üzerindeki iki katlı yığma binanın davacıların murisi ... ve onun babası ... tarafından tarafından yaptırıldığının tespit edilmiş olduğu..." gerekçesiyle; davanın kabulüne, İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 140 parsel üzerindeki iki katlı yığma yapının muhtesatının %50'sinin ... mirasçılarına veraset ilâmındaki hisseleri oranında, kalan %50'sinin ... mirasçılarına veraset ilâmındaki hisseleri oranında ait olduğunun tespitine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar ... ve diğerleri vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Bir kısım davalılar vekili; dava konusu binanın sadece, tarafların ortak murisi ... tarafından yaptırıldığını, tarafların miras payları kadar hakları olduğunu, kaldı ki müvekkillerinden ... ve ...'nin paylarını müvekkillerinden ...'a devrettiklerini ve bu hususun Mahkemece gözetilmediğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... Toplanan delillerden ve özellikle tanık beyanlarından, dava konusu muhdesatın bir kısmının davacıların murisi ... tarafından tek başına, kendi nam ve hesabına meydana getirildiği hususunun ispat edilemediği; tam aksine, muhdesatın tarafların ortak murisi ... tarafından tek başına yaptırıldığı, mevcut muhdesatın yaptırılması sırasındaki yardım niteliğindeki faaliyetlerin, muhtesatın bu işleri yapan kişiye de ait olması sonucunu doğurmayacağı, bu durumda; muhdesatın bir kısmının tarafların ortak murisi ... dışında başka birisi tarafından meydana getirildiğinin ispat edilemediği belirlendiği halde, ilk derece mahkemesince davanın esastan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle kabul kararı verilmesinin doğru olmadığı..." gerekçesiyle; bir kısım davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Şile Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.11.2018 tarihli ve 2016/82 Esas, 2018/366 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 nci maddesi gereğince kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisiyle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacılar vekili; yerel Mahkemece dinlenen tanık beyanlarına göre taşınmazın murisleri ... ve onun babası ... tarafından birlikte yapıldığının sabit olup bu beyanlar esas alınarak verilen İlk Derece Mahkemesi kararının doğru olduğunu belirterek; hükmün bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, muhdesat aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371inci maddeleri.

2. Öğretide ve Yargıtayın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesat aidiyetinin tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.

3. 6100 sayılı HMK’nın "İspat yükü" kenar başlıklı 190 ıncı maddesine göre; "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir."

4. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "İspat yükü" kenar başlıklı 6 ncı maddesine göre; "Kural olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür."

1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile bölge adliye mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,14.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.