İstinaf başvurusunun reddi ile kamu düzenine ilişkin nedenlerle İlk Derece Mahkeme kararının gerekçe kısmının düzeltilerek yeniden hüküm tesis edilerek davanın reddine

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun reddi ile kamu düzenine ilişkin nedenlerle İlk Derece Mahkeme kararının gerekçe kısmının düzeltilerek yeniden hüküm tesis edilerek davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin 14.08.1964 tarihli senet ile 557 ada 147 parsel sayılı taşınmazı davalıların murisi ...'dan satın aldığını, taşınmazın bedelini ödediğini, ...'nın 24.08.1984 tarihinde öldüğünü, davacının dava konusu taşınmazı satın aldığı günden beri nizasız ve fasılasız kullandığını ileri sürerek dava konusu taşınmazda mirasçı olan davalıların adına kayıtlı olan hisselerin iptali ile davacı adına tapuya tesciline, ikinci kademe taşınmazın rayiç bedelinin, olmadığı takdirde satış bedelinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan miras payları oranında tazminine karar verilmesini talep etmiştir.

Bir kısım davalılar cevap dilekçelerinde özetle; istemin zamanaşımına uğradığını, senedin geçersiz olduğunu, davacının dava konusu taşınmaza haksız el attığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.

İlk Derece Mahkemesinin 15.03.2022 tarihli ve 2021/336 Esas, 2022/205 Karar sayılı kararıyla; "dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin 03.08.1963 tarihinde kesinleştiği, tapulu taşınmazın mülkiyetini devir borcu doğuran sözleşmenin yasanın öngördüğü biçim koşullarına uygun olarak yapılmadığından geçersiz olduğu" gerekçesiyle asıl ve terditli talebin reddine karar verilmiştir.

A. İstinaf Yoluna Başvuran
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının 1964 yılında dava konusu taşınmazı ...'dan mabeyn senedi ile satın aldığını, müvekkilinin taşınmazı satın aldığı günden beri davasız aralıksız kullandığını, İlk Derece Mahkemesinin senedi dikkate almadığını, taşınmazın bedelinin ödendiğinin senette yazılı olduğunu, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek istinaf isteminde bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesinin 12.09.2022 günlü ve 2022/1253 Esas, 2022/1474 Karar sayılı kararı ile; "....dava dilekçesindeki anlatım ve iddianın ileri sürülüş şekline göre davanın; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/2 nci maddesine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkin olduğu, mahallinde yapılan keşifte yalnızca davalı tanığının dinlendiği, davacı vekilince açıkça tanık deliline ilişkin istinaf sebepleri ileri sürülmediği, ispat yükü üzerinde bulunan davacının davasını ispat edemediği hususunun dikkate alınmadığını, bu durumda davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddi ile kamu düzenine ilişkin nedenlerle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 nci maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçe kısmının düzeltilerek yeniden hüküm tesis edilerek davanın reddine" karar verilmiştir.

A. Temyiz Yoluna Başvuran
Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek ve re'sen belirlenecek nedenlerle temyiz isteminde bulunmuştur.

Dava, tapulu taşınmazda harici satış senedine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademe taşınmazı rayiç bedelinin, olmadığı takdirde satış bedelinin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan miras payları oranında davalılardan tazmini istemine ilişkindir.

a) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

b) 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 706 ncı maddesi,

c) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 237 nci maddesi,

d) 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 26 ncı maddesi,

e) 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 89 uncu maddesi,

f) 10.07.1940 tarihli ve 1939/2 Esas, 1940/77 Karar sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı.

g) Yukarıda belirtilen mevzuat gereği; tapulu taşınmazların satışı, resmî şekilde yapılmadıkça hukuken geçerli değildir ve satın alana herhangi bir mülkiyet ... bahşetmez. Tapulu taşınmazın harici satışının hüküm ifade etmemesi durumunda, taraflar verdiklerini geri alabilirler. O hâlde, harici satış sözleşmesindeki satış bedelinin denkleştirici adalet ilkesine göre tazmini gerekir.

1. Yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde somut uyuşmazlığa gelince; davalıların murisi Ummahan Tota 14.08.1964 tarihinde düzenlenen satış senedinde dava konusu taşınmazdaki payını 2.000,00 TL'ye davacıya satıp, satış bedelini peşin olarak almıştır. Bu husus sözleşmede yazılıdır.

2. Dava konusu taşınmazın kadastro tespiti 03.08.1963'de kesinleşmiştir. Satış senedinin düzenlenme tarihinde tapu sicilinde kayıtlı taşınmaz için gayriresmî şekilde düzenlenen belgeye dayalı tapu iptali ve tescil isteminin reddine karar verilmesi doğru ise de; davacı alıcı tarafından davalıların murisine ödendiği yazılı belge ile sabit olan satış bedeli nedeniyle davacının ikinci kademedeki tazminat isteminin kabulüne karar verilmemiş olması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,14.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.