Taraflar arasındaki kayıt kabul davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak ve gerekçesi değiştirilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı vakfın 1954 yılında çalışanlarının sosyal güvenlik gereksinimlerini karşılamak için kurulan bir kuruluş olduğunu, İmar Bankasının 02.07.2003 tarihinde TMSF ye devredildiğini ve faaliyetlerinin durdurulduğunu, İmar Bankasının vakfeden olduğunu ve ödemelerin banka tarafından yapıldığını, bankanın TMSF'ye devrinden sonra vakfeden sıfatı ile borçlarını ödemeden kaçındığını, 2005-2014 yılları arası 4.371,624,02 TL sağlık giderinin ödenmesinin masadan talep edildiğini, masa tarafından reddedildiğini ileri sürerek, alacağın masaya kaydını talep ve dava etmiştir.
Davalı Müflis İmar Bankası A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; bankanın 08.06.2005 tarihinde ilfas ettiğini, davacının aynı şekilde açtığı davaların derdest olduğu ve kabul halinde mükerrer tahsilat yapılacağı, Vakıf Senedi ve Tahhütnamenin İflas İdaresini bağlamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı TMSF vekili; TMSF tarafından bankanın borçlarının üstlenilmediğini, aynı nitelikte mükerrer açılan davaların reddedildiğini, alacağın iflas tarihinden sonraki döneme ilişkin olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu alacağın iflas tarihi itibari ile mevcut bir alacak olmadığı ve iflas masasına kaydının mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde dava dilekçesi içeriğini tekrar ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyuşmazlığın alacağın masa alacağı olup olmadığına ilişkin olduğu, davalı bankanın 08.06.2005 tarihinde iflas ettiği 20.04.2006 tarihinde kesinleştiği, bir alacağın masa alcağı olması için iflas idaresinin yaptığı ve yaptırdığı işlerden doğması, iflas idaresinin bizzat yaptığı veya devamına izin verdiği sözleşmeden doğması masanın sebepsiz zenginleşmiş olması veya haksız fiilinden kaynaklanması gerektiği, bankanın 02.07.2003 tarihinde TMSF'ye devrediliği, bankacılık faaliyetlerinin durdurulduğu, banka ile çalışanları arasındaki iş sözleşmelerinin 31.08.2005 tarihinde feshedildiği, iflas idaresi ile çalışanlar arasında 01.09.2005 tarihinde yeni iş sözleşmesi akdedildiği, bu tarihten sonra da sağlık güvencelerinin SGK tarafından karşılandığı, İmar Bankası ile davacı emekli sandığı arasında düzenlenen 29.12.1965 tarihli sözleşmenin 01.09.2005 tarihinden sonra deva etmediği, bu sözleşmenin de feshi anlamına geldiği, bu durumda davacının 29.12.1965 tarihli sözleşmeye dayanarak alacak talebinde bulunmasının mümkün olmadığı gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi gerekçesinin değiştirilerek davanın reddine karar karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesindeki beyanlarına ek olarak hükmedilen vekalet ücretinin maktu olması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Uyuşmazlık, alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, İİK’nın 235. maddesi.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.