Taraflar arasındaki harici satış sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının hâlen ikamet ettiği taşınmazı 03.04.2000 tarihli harici sözleşme ile (168,169 ve 170 parsel sayılı taşınmazların 1000 metrekaresini) müteveffa ...'dan satın aldığını, uyuşmazlık konusu taşınmazın bulunduğu parsellerin, 2019 yılında kadastral çalışmaya girdiğini ve bölgede parselasyon çalışması yapıldığını, yapılan çalışma neticesinde ...'ya ait 168,169 ve 170 parsel sayılı taşınmazlar ile davalıya ait 1252 parsel sayılı taşınmazın 07.01.2019 tarihli tevhit işlemiyle 1312 parselde birleştirildiğini ve 11.01.2019 tarihinde ise ifrazen taksim yapılarak 1313,1314,1315,1316,1317 ve 1318 parsellerin oluşturulduğunu, parselasyonla 1313 parselin yol olduğunu geriye kalan 1316,1317,1318 parsel sayılı taşınmazların ... ve 1314 1315 parsel sayılı taşınmazın davalı adına tescil edildiğini, davacı ile benzer durumdaki dava dışı kişilerin taşınmazlarının devredildiğini, davalının davacıya devir yapmaktan kaçındığını, davacının dava konusu yeri 20 yılı aşkın süredir fiillen kullandığını iddia ederek 1314 parsel sayılı taşınmazda davacının payının tespiti ile bu payın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile harici satım sözleşmesine konu taşınmazın tapulu olduğu, tapulu taşınmazların satışına ilişkin sözleşme TMK'nun 706 ncı madde, TBK'nun 237 nci madde, Tapu Kanunu 26 ncı madde ve Noterlik Kanunu'nun 60 ıncı maddeleri gereğince resmî biçimde yapılmadığından hukuken geçersiz olduğu, geçersiz sözleşmenin hak ve borç doğurmayacağı, bir an için aksi düşünülse dahi davalının harici satım sözleşmesine taraf olmadığı, bu hâliyle de söz konusu geçersiz sözleşmenin davalıyı bağlamayacağı, davacının 20 yılı aşkın süredir zilyetlik iddiası bakımından da olağanüstü zamanaşımı yoluyla zilyetlikten mülkiyet kazanımına ilişkin şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının dinlenmesi isteminin Mahkemece dikkate alınmadığını, yapılan uygulama sonucunda dava dışı ...'ya ait yerin davalı adına yazıldığını, benzer durumdaki dava dışı kişilerin taşınmazlarının adlarına tescil edildiğini, taşınmazı müvekkilinin yıllardır kullandığını ve buna dair belgeleri sunduklarını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek istinaf isteminde bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
Uyuşmazlık, harici satış ve zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 70 inci, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 237,2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 26 ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 89 uncu maddesi.
2. Kural olarak, 10.07.1940 tarihli ve 2/77 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre; harici satışın hüküm ifade etmemesi durumunda taraflar verdiklerini geri alabilirler. Bilindiği üzere geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri vermek zorunda olduğunu ve eski hâle getirmede mal varlığında artış olan tarafın yükümlülüğünün bulunduğunu ifade eder. Buna göre, davacı tarafından bedelin ödeme tarihinden itibaren ekonomik etkenler nedeniyle azalan alım gücünün enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, döviz kurları, altın, memur maaşı ve işçi ücretlerindeki artışlar ve benzeri unsurların ortalamaları alınmak suretiyle denkleştirici adalet ilkesine göre dava tarihine kadar ulaşacağı alım gücünün saptanması gerekir.
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dava konusu harici sözleşmenin tapulu taşınmaz hakkında yapılması nedeniyle geçersiz olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle davacının tapu iptali ve tescil talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamıştır.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.