Taraflar arasındaki davalı Kurum kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 09,38,42. sınıflarda 2014/35940 sayılı SMART HOMES ibareli marka tescil başvurusunun, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun (YİDK) 2015-M-5020 sayılı kararı ile 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri uyarınca kısmen reddedildiğini, oysa SMART HOME veya AKILLI EV ibaresinin, teknolojik araçlar ile donatılmış, yeni nesil evlerin tanımlanması amacıyla kullanılan bir ifade olduğunu, başvuru kapsamından çıkarılan mal ve hizmetler bakımından, örneğin 9. sınıf kapsamındaki fotoğraf makineleri ve kameralar için SMART HOME kavramının ayırt edici bulunduğunu, teknolojiyi çağrıştıran her kavramın her teknolojik sınıf için cins, emtia veya vasıf bildirici nitelikte olduğunun kabul edilemeyeceğini ileri sürerek davalı TPMK YİDK kararının iptalini ve marka başvurularının çıkartılan tüm emtialar yönünden müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu ibarenin tasviri olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu marka başvurusunun 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi anlamında soyut ayırt edicilik vasfının bulunduğu, ancak başvuru kapsamından çıkarılan mal/hizmetler yönünden somut ayırt ediciliğinin bulunmadığı ve 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi anlamında tescil engelinin bulunduğu, dava konusu marka başvurusunun kullanımla ayırt edicilik kazandığına ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı, dosya muhteviyatında, davacının marka başvurusunda bulunduğu SMART HOMES ibaresinin eskiye dayalı kullanım ve bu suretle markanın tanınmış hâle getirildiğini ispata yarayan bir belgenin bulunmadığından, bu hususta ayrıca bir değerlendirme yapılmasına gerek olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından tescili talep edilen Smart Homes ibaresinin, tescil edilmek istenen ürün ve hizmetler bakımından 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin (a) ve (c) bentleri uyarınca ayırt edici niteliğe sahip olduğunu, markanın Türkçe anlamının Akıllı Ev olduğu, bu kavramın sadece mimarlık ve inşaat mühendisliği alanında bir emtia, vasıf, nitelik ve cins ifadesi olarak kullanıldığını, teknolojiyi çağrıştıran her kavramın, her teknolojik sınıf için cins, emtia veya vasıf bildirici nitelikte olduğunun kabul edilemeyeceğini, yapı dışındaki mal ve hizmetler için yabancı ve ayırt edici olduğunu, emsal tesciller bulunduğunu ileri sürerek yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile smart ibaresinin akıllı anlamına gelip, bilişim ve telekomünikasyon sektöründe, örneğin smart phone gibi, üzerinde kullanılan cihazın sıradan olandan daha gelişmiş bulunduğunu belirtmek için yaygın olarak kullanıldığı, homes ibaresinin evler anlamına geldiği, anılan kelimelerin bir araya getirilmesiyle oluşturulan dava konusu smart homes ibaresinin, gerçek tasviri anlamından uzaklaşarak farklı bir algı yaratmadığı, bir bütün halinde akıllı evler anlamına gelen bu ibarenin, kullanılan tüm donanımların tek merkezden kontrolü sayesinde, insanların evlerinde daha rahat, daha konforlu, daha güvenli, daha tasarruflu şekilde yaşamalarını sağlayan, bunun için de birçok otomasyonun kullanıldığı, merkezi komuta ve alarm sistemlerinin bulunduğu, tek bir buluşu veya düzeneği değil, otomasyona dayalı bileşkeler bütününü ifade ettiği, dolayısıyla başvuru kapsamında yer alan ve reddedilen mallar yönünden cins ve kullanım amacını gösterdiğinden markada münhasır esas unsur olarak kullanılamayacağı, davacının anılan ibareyi kullanım yoluyla ayırt edici hale getirdiğini ise ispatlayamadığı, Dairemiz emsallerinin de bu yönde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
Dava, davalı Kurum kararının iptali istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin (a) ve (c) bentleri.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.