HÜKÜM:
Kısmen kabul

SAYISI: 2018/376 E., 2020/351 K.

Taraflar arasındaki arkaya tecavüzün tespiti ve men’i, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili adına tescilli bulunan "Hypo" ve "Koruma Hypo" isimli markalara davalı tarafından herhangi bir izin olmaksızın üretim yapılmak suretiyle tecavüzde bulunulduğunu, davalılar tarafından kullanılan marka ile ... kuğu resminin müvekkil adına tescilli bulunan markalar ve resim ile birebir aynı olduğunu ileri sürerek 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (556 sayılı KHK) uyarınca tecavüzün önlenmesine, 10.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline, ilgili markaları taşıyan ürünlerin toplatılmasına, üretimde kullanılan araçlara el konulmasına, verilecek kararın 1 gazetede kamuya duyurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; mahkemenin yetkisiz olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, "Hypo" kelimesinin çamaşır suyu anlamını taşıması sebebiyle marka hakkının alınmasının mümkün olmadığını, müvekkili tarafından üretilen ürünlerin davacı tarafından tescilli olan marka ile herhangi bir alakasının bulunmadığını, istenilen tazminat miktarının fahiş olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporunda dava konusu olayda söz konusu marka ve işaretlerin kullanılmasının davacı tarafın korunmakta olan marka hakkına tecavüz eder nitelikte olduğunun tespit edildiği, raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle marka hakkına tecavüzün önlenmesine, dava konusu ürünlere el konularak imhasına, verilen kararın ülke çapında ilanına, 10.000,00 TL. manevi tazminatın ve söz konusu marka ve işaretleri içeren ürünlerin 30.09.2015 tarihli arama el koyma tarihinden önce üretildiği miktar ve zaman tespit edilemediğinden bu tarih esas alınmak suretiyle ele geçirilen ürünlere göre yapılan satışlarına oranlamak suretiyle tespit edilen maddi zarar miktarı olan 119,88 TL nin arama el koyma tarihi olan 30.09.2015 tarihinden itibaren yasal faiz ile davalılardan müşterek ve müteselsil olarak tahsiline karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıların tecavüzünün tescilli markanın piyasa değerini ve şirketin pazar payına olumsuz etkisi olacağını, bu suretle maddi ve manevi zarara uğranılacağını, mahkemece maddi ve manevi tazminata ilişkin kısmen ret kararının kabulünün mümkün olmadığını, davalının markayı tecavüzün tespit tarihi olan 30.09.2015 tarihinden önce ve kuruluşundan itibaren kullanmakta olduğu hususunun açık ve net biçimde ortaya konulduğunu, davalıların markayı kullanarak haksız kazanç elde ettiği ürünü “çamaşır suyu” adı altında ticari defter ve kayıtlarında gösterdiği, müvekkili şirketin maruz kaldığı maddi ve manevi zararın tespitinin sadece el konulan ürünlerden elde edilebilecek satış gelirlerinin hesaplamasıyla sınırlı tutularak karar verilmesinin hatalı olduğunu, çamaşır suyu satışlarına ilişkin defter ve kayıtlarının incelenmesiyle, 2014-2015-2016 yıllarına göre yapılan incelemeler sonucunda zarar miktarının 28.534,56 TL olarak tespit edilmesine rağmen, maddi ve manevi zararın salt el konulan ürünlere ilişkin yapılan tespitler üzerinden hesaplanmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığını, eksik inceleme sonucu varılan tespitler ile verilen kararın tazminat miktarına ilişkin hükümlerinin hukuken mesnetsiz olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

2.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, maddi tazminat talebi 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin (b) bendine dayandırıldığına göre, mahkemece davalı tarafın ilgili yıllar ticari defterleri istenerek, davacı markasına tecavüz nedeniyle elde ettiği kazancın hesap ettirilmesi ve maddi tazminat yönünden bu hesaplama sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğini, dava konusu marka üzerinden herhangi bir kar elde edilmediği alınan bilirkişi raporundan da açıkça anlaşıldığını, "Hypo" bir marka olmadığı gibi marka olarak değerlendirilmesinin de mümkün olmadığını, ele geçen ürünlerin incelenmesinde de "Paxil Hypo" ibaresinin davacının kullandığı "Koruma Hypo" ile hiçbir ilgisi ve benzerliği bulunmadığını, davanın her iki davalıya yöneltilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, Hamdullah yönünden esasa dair bir karar verilmesine yer olmadığı ve husumet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkillerinin herhangi bir ticari kar-kazanç elde etmedikleri bilirkişi raporu ile tespit edilmesine rağmen davacı tarafın manevi tazminatına ilişkin taleplerinin şartları oluşmadığı halde davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece 119,88 TL maddi tazminata hükmedildiği halde manevi tazminat miktarının 10.000,00 TL olarak takdir edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, maddi tazminat yönünden davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin tazminat miktarından fazla olamayacağından maddi tazminat yönünden davacı lehine 3.400,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince tecavüzün önlenmesine, maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, şirketi temsile yetkili olanların üçüncü kişileri zarara uğratan eylemleri bilerek gerçekleştirmiş olmaları halinde temsile yetkili olanların da üçüncü kişilere karşı sorumlu olduklarının kabulü gerektiğinden davalı ...’un pasif husumet ehliyetinin bulunduğundan kendisi yönünden de davanın kabulünde yasaya aykırılık olmadığı, bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf talepleri yerinde görülmediği, davacı lehine kabul edilen maddi tazminat miktarını geçmeyecek şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığı, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf talebinin haklı olduğu,

davacı tarafça talep edilen maddi tazminatın 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin (b) maddesine göre hesaplanmasının talep edidiği, bilirkişi raporu ile marka hakkına tecavüz eden davalının markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazancın 28.534,56 TL olduğunun tespit edildiği, davacının maddi zararının 28.534,56 TL olduğu ancak taleple bağlılık ilkesi gereğince davacının talebi doğrultusunda 10.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesi gerektiği gözetilerek karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile sadece el konulan ürünler yönünden yapılan kar hesaplaması dikkate alınarak karar verilmesi doğru olmadığı manevi tazminat yönünden ise mahkemece takdir edilen manevi tazminatın somut olayın özelliklerine, kusurun ağırlığına ve hakkaniyete uygun olduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davacı adına tescilli bulunan "Koruma Hypo'' ve ''Hypo'' markasına davalı tarafından yapılan tecavüzün önlenmesine, davacı tarafın manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı tarafın maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL maddi tazminatın 30.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerine ek olarak bilirkişi incelemesinde davacı maddi zararının 119,88 TL olarak tespit edilmiş olmasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesince 10.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesinin yerinde olmadığını, davacı lehine takdir edilen maddi tazminat yönünden 7.375,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine şeklinde fazla vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının maddi zararının olmadığını, manevi zarar unsurunun gerçekleşmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, davalının davacıya ait markayı haksız şekilde kullandığı iddiasına dayanan markaya tecavüzün tespiti ve men’i, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.

2.556 sayılı KHK'nın 61 ve 66 ncı maddeleri.

3.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 50 nci maddesi.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.