Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davacı ... oğlu ..., asli müdahiller ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ... mirasçıları ile ... oğlu ...'ın davalarının kabulüne, diğer asli müdahillerin davalarının reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı ... vekili, asli müdahiller ... ve arkadaşları vekili, asli müdahiller ... ve arkadaşları ile katılma yoluyla ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
İlk Derece Mahkemesi'nin vermiş olduğu önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; " İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan tapu kayıt uygulamasına ilişkin yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı belirtilerek, Hazine dışındaki katılan davacıların tutundukları 2510 ... İskan Kanunu uyarınca oluşan tapu kayıtlarının dayanağı haritalar varsa haritaların ölçeklerini gösterecek biçimde onaylı örneklerinin Tapu Sicil Müdürlüğü'nden getirtilmesi, bundan sonra yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, mahalli ve uzman bilirkişiler ile tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılması, öncelikle geniş kapsamlı kadastro paftasının ölçeği ile Hazine'nin tutunduğu Şubat 1952 tarihli ve 61 sıra numaralı tapu kaydının dayanağı haritanın ve sözü edilen kayıttan Hazine'nin tahsis ve temlikinden 2510 ... Kanun uyarınca iskan yoluyla oluşan tapu kayıtlarının dayanağı haritaların ölçekleri eşitlenerek, yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle haritalar çakıştırılmak suretiyle yerine uygulanması, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktaları ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden ve değişmez sınır kabul edilebilecek kişi taşınmazlarından yararlanılması, Hazine'nin tahsis ve temlikiyle oluşan Hazine dışında davaya katılanların tutunduğu tapu kayıtlarının dayanağı haritalarının bulunmadığı saptandığı takdirde, 3402 ... Kadastro Kanunu'nun 20. maddesi hükmü uyarınca sözü edilen tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerlerinden yararlanılarak kayıtların kapsamlarının belirlenmesi, mahalli bilirkişilerce bilinemeyen sınır yerlerinin bulunması halinde taraflara bu konuda tanık dinletme olanağının sağlanması, kayıtlarda yerel bilirkişice tarif edilen sınır yerlerinin uzman bilirkişiye haritasında işaret ettirilmesi, öte yandan kadastro tesbitine dayanak yapılan davalı tarafın tutunduğu tapu kaydının dava konusu taşınmaza ait olmadığı, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenerek, bu hukuksal olgu gözönüne alınmak suretiyle hüküm oluşturulduğu, davalı tarafın aleyhindeki hükmü temyiz etmediğinden saptanan bu hukuksal olgunun kesinleştiği hususunun keşif ve uygulamada dikkate alınması, ayrıca 2510 ... Kanun uyarınca oluşan tapu kayıtlarının kapsamının kök tapu kaydının dayanağı haritanın içinde açık bir anlatımla Hazine adına oluşan Şubat 1952 tarihli ve 61 sıra numaralı tapu kaydının dayanağı haritanın kapsamında aranmasının zorunlu olduğunun dikkate alınması, dıştan komşu taşınmazların tesbit tutanakları ve varsa dayanakları kayıtlar, dava konusu iseler ilgili dava dosyaları getirtilerek sözü edilen komşu taşınmazların tesbitlerine bir kayıt ve belge esas alınmış ise bu kayıt ve belgelerde nizalı parsel yönünün ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterildiği üzerinde durulması, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye uygulamaya yönelik, yerel bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınması, bundan sonra 3402 ... Kadastro Kanununun 13,20 ve özellikle tapu dışı satın almaya dayanan taraflar yönünde sözü edilen yasanın 13/B-b maddesi hükümleri gözetilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gereğine ve kabule göre de, kadastro hakiminin infazı mümkün doğru sicil oluşturmakla yükümlü olduğu göz ardı edilerek kısa ve gerekçeli kararda taraflar adına tesciline karar verilen bölümlerin hüküm yerinde duraksamaya meydan vermeyecek şekilde gösterilmeyerek infazda kuşku oluşturacak biçimde hüküm kurulmasının isabetsizliğine " değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, " dava konusu ... köyü 172 numaralı parselin tapulama tespitinin tapu kaydı ve vergi kaydına istinaden ... soyadlı kişiler adına yapıldığı, mahallinde 1992 yılında icra edilen keşiften de anlaşılacağı üzere tespite esas alınan tapu kaydı ve vergi kaydının hudutlarının nizalı parseli kapsamadığı, davalı ... soyadlıların aleyhlerine verilen kararı temyiz de etmedikleri, Hazinenin iddiasına esas idari yoldan Hazine adına oluşan Şubat 1952 tarihli ve 61 numaralı tapu kaydının hudutlarının ise dava konusu 172 numaralı parseli kapsamına aldığı, Şubat 1952 tarihli ve 61 numaralı tapu kaydından 2510 ... İskan Kanunu uyarınca Nisan 1953 tarihli 20 ila 47 arası numaralı tapu kayıtlarının oluşturulduğu, Nisan 1953 tarihli 25 ila 47 arası numaralı tapu kayıtlarının dava dışı 171 numaralı parsele revizyon gördüğü, Nisan 1953 tarihli 20,21,22,23 ve 24 numaralı tapu kayıtlarının ise herhangi bir parsele revizyon görmedikleri, dava dışı 171 numaralı parselin Hazinenin Şubat 1952 tarihli ve 61 numaralı tapusundan iskanen oluşan Nisan 1953 tarihli 25 ila 47 arası numaralı tapu kayıtlarına istinaden tescil edilmesine dair onanarak kesinleşen mahkeme ilamının işbu eldeki 172 numaralı parselin tapulama tespitine itiraz davası için kesin delil teşkil ettiği, Hazine tapusunun dava dışı 173 numaralı parselin de tapulama tespitine esas alındığı ve yapılan yargılaması sonunda tespit gibi Hazine adına tesciline dair verilen kararın da onanarak kesinleştiği göz önüne alınarak Hazine tapusunun dava dışı 171 ve 173 numaralı parsellerle birlikte dava konusu 172 numaralı parseli de kapsamına aldığı, Hazineye ait Şubat 1952 tarihli ve 61 numaralı tapu kaydının miktarının ise 278 hektar 4.100 m2 olduğu ve bu miktarın iskanen dağıtılan tapu kayıtlarının miktarları ile dava dışı 173 numaralı parselin 690.500 m2 olan yüzölçümünün toplamını aşmadığı, iskanen oluşan tapu kayıtlarının kuzey hudutlarının münazaalı yer, güney hudutlarının ise Hazine tarlası olarak ortak hudutları okuduğu, Nisan 1953 tarih ve 20 numaralı tapu kaydının doğu hududunun ise 1948 yılına ait hava fotoğrafına göre mevcut olmayan ancak 1953 yılına ait hava fotoğrafında ve 2021 yılında mahallinde icra edilen keşif tarihinde de halen zeminde mevcut olan ve nizalı parselin doğu hududunda bulunan Sarı Hasan Kandağı olarak doğru okuduğu, batı hududunun ise 21 numaralı kaydın malikini okuduğu, 21 numaralı kaydın doğu hududunun ise 20 numaralı kaydın malikini, batı hudunun 22 numaralı kaydın malikini okuduğu ve bu durumun ardışık sıra ile 22,23 ve 24 numaralı kayıtlar için de geçerli olarak devam ettiği, Nisan 1953 tarih ve 20 numaralı tapu kaydının tam hisse satışından ... adına tedavül gördüğü ve malik ...'ın 10/03/1998 yılında öldüğü, tespitin 1956 yılında yapıldığı nazara alındığında tapu kaydının hukuki kıymetini yitirmesinin söz konusu olmadığı, Nisan 1953 tarih 21,22,23 ve 24 numaralı tapu kayıtlarının ise tedavül görmedikleri, Nisan 1953 tarih ve 21 numaralı tapu kaydının maliki ... oğlu ...'nın 22/09/1970, Nisan 1953 tarih 22 numaralı tapu kayıdının maliki ... oğlu ...'nın 06/07/1990, Nisan 1953 tarih 23 numaralı tapu kaydının maliki ... oğlu ...'ün 26/10/1967, Nisan 1953 tarih 24 numaralı tapu kaydının maliki ... oğlu ...'ün ise 10/02/2006 tarihinde öldüğü, bu itibarla tapu kayıtlarının hukuki kıymetlerini yitirdiklerinden söz edilemeyeceği, zira tapu kayıt maliklerinin ölümlerinden itibaren 20 yıl boyunca kayıtların revizyon görmemesi durumunun kadastro tespit tarihinden sonrasına tekabül ettiği ve bu zaman aralığınca kayıt maliki mirasçıları dışında üçüncü kişiler lehine zilyetlikle kazanım şartlarının oluşup oluşmadığını incelemenin mahkemenin görevi kapsamında kalmadığı, Nisan 1953 tarih 20,21,22,23 ve 24 numaralı tapu kayıtlarının birbirlerini okuyan hudutları haricindeki hudutları sebebi ile sabit hudutlu olmadıklarından miktarları ile geçerli olacakları, parselin doğu hududundaki ... en azından 1953 yılından beri kadim hudut olarak sabit kabul edilmesi gerektiği ve tapu kayıtlarına miktar tayinlerinin 20 numaralı kayıttan başlanarak bu huduttan yapıldığı, Nisan 1953 tarih 20,21,22,23 ve 24 numaralı tapu kayıtlarına bu şekilde kapsam tayin edildiğinde parselde iskan tapu kayıtlarının miktar fazlasının bulunduğu, bu bölümün ise neredeyse tamamının 1948 yılında bataklık olduğu ve tapulama tespitine kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmaması sebebi ile tapu kayıt miktar fazlasının bulunduğu bölümde hiçbir taraf lehine zilyetlikle iktisap koşullarının sağlanamadığı, kaldı ki bataklıkların da özel mülkiyete konu olmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden oldukları, ancak 1950 yılında yürürlüğe girerek 2007 yılında yürürlükten kaldırılan 5516 ... Kanun gereğince idari yoldan Valiliğe başvurulması suretiyle ve izin alınarak kültür arazisi haline getirilmelerinin mümkün olduğu, anılan Kanun uyarınca Valilikten izin alınarak imar ihyaya başlanması halinde kurutulan bataklığın kazanılabileceği, Kanunun kabul edildiği 1950 yılından önce imar ihya edilerek kurutulmuş olsa dahi bataklıkların kazanılamayacağı, eldeki somut olayda 1948 yılı itibari ile kayıt miktar fazlasının bulunduğu yerin neredeyse tamamının bataklık olduğu, sonuç itibari ile onanarak kesinleşen Nisan 1953 tarih 25 ila 47 arası iskanen dağıtılan tapu kayıtlarına kapsam tayin edilerek kurulan tescil hükmünün eldeki dava için de kesin hüküm teşkil ettiği ve hakkaniyet gereği 20 ila 24 arası iskanen dağıtılan tapu kayıtlarının başka parsele revizyon görmediği ve hudutları itibari ile nizalı parsele ait oldukları da göz önüne alınarak, Nisan 1953 tarih 20 numaralı kaydın tedavülü 33.600 m2 yüzölçümündeki Haziran 1964 tarih 2 numaralı tapu kaydının maliki asli müdahil ...'ın davasının kabulüne, Nisan 1953 tarih 21 numaralı 20.000 m2 yüzölçümündeki tapu kaydının maliki asli müdahil ...'nın davasının kabulüne, Nisan 1953 tarih 22 numaralı 28.000 m2 yüzölçümündeki tapu kaydının maliki asli müdahil ... mirasçılarının davalarının kabulüne, Nisan 1953 tarih 23 numaralı 33.600 m2 yüzölçümündeki tapu kaydının maliki davacı ...'ün davasının kabulüne, Nisan 1953 tarih 24 numaralı 20.000 m2 yüzölçümündeki tapu kaydının maliki asli müdahil ...'ün davasının kabulüne, Nisan 1953 tarih 25 ila 47 arası numaralı iskanen dağıtılan tapu kayıtları dava dışı 171 numaralı parsele revizyon gördüğünden bu tapu kayıtlarına dayanan asli müdahillerin davalarının reddine, kapsam tayin edilen iskanen dağıtılan tapu kayıt maliklerinden tapu dışı yolla satın alıma ilişkin kanıtlanan iddia buulunmadığından bu hususa dayanan asli müdahillerin davalarının sübuta ermediğinden reddine, nizalı 172 numaralı parselin 06/04/2021 havale tarihli fen bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen kısmının ... mirasçıları adına, B harfi ile gösterilen kısmının ... mirasçıları adına, C harfi ile gösterilen kısmının ... mirasçıları adına, D harfi ile gösterilen kısmının ... mirasçıları adına, E harfi ile gösterilen kısmının ... mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline, kayıt miktar fazlası olan bölümde lehine zilyetlikle iktisap şartının sağlandığı kimse bulunmadığından zilyetliğe dayanan asli müdahillerin sübuta ermeyen davalarının reddine, nizalı parselin Hazine adına tescilini talep eden Hazinenin davasının kısmen kabulü ve kısmen reddi ile nizalı 172 numaralı parselin 06/04/2021 havale tarihli fen bilirkişi raporunda F harfi ile gösterilen 64.566,15 m2'lik kısmının Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline edilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davacı ...' nin davasının kısmen kabulüne, davacı ... oğlu ..., asli müdahiller ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ... mirasçıları ile ... oğlu ...'ın davalarının kabulüne, diğer asli müdahillerin davalarının reddine, 172 numaralı parselin tapulama tespitinin iptaline, 199.766,15 metrekare yüzölçümündeki eski 172 parsel yeni 110 ada 1 parsel numaralı taşınmazın fen bilirkişisinin 06.04.2021 havale tarihli raporuna ekli krokide, (A) harfi ile gösterilen 33.600,00 metrekarelik (tapu kayıt miktarı) kısmının hüküm yerinde gösterilen hisse oranlarıyla ... oğlu ... mirasçıları adına, (B) harfi ile gösterilen 20.000,00 metrekarelik (tapu kayıt miktarı) kısmının hüküm yerinde gösterilen hisse oranlarıyla ... oğlu ... mirasçıları adına, (C) harfi ile gösterilen 28.000,00 metrekarelik (tapu kayıt miktarı) kısmının hüküm yerinde gösterilen hisse oranlarıyla ... oğlu ... mirasçıları adına, (D) harfi ile gösterilen 33.600,00 metrekarelik (tapu kayıt miktarı) kısmının hüküm yerinde gösterilen hisse oranlarıyla ... oğlu ... mirasçıları adına, (E) harfi ile gösterilen 20.000,00 metrekarelik (tapu kayıt miktarı) kısmının hüküm yerinde gösterilen hisse oranlarıyla ... oğlu ... mirasçıları adına ve (F) harfi ile gösterilen 64.566,15 metrekarelik kısmının tapu kayıt miktar fazlası olarak tarla vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline " karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili, asli müdahiller ... ve arkadaşları vekili, asli müdahiller ... ve arkadaşları ile katılma yoluyla ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme yeterli olmadığı gibi, hükmüne uyulan bozma ilamının gereklerinin tam olarak yerine getirildiğinde ne söz edilemez. Şöyle ki; davacı ..., çekişmeli taşınmazın idari yoldan oluşan 2.784.145,00 metrekare yüzölçümlü, Şubat 1952 tarihli ve 61 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığını belirterek, taşınmazın tamamının adına tesciline karar verilmesini; asli müdahiller ise, taşınmaz üzerinde kendilerine ait kısımların Hazine'nin 2510 ... Kanun uyarınca tahsis ve temlikiyle oluşan tapu kayıtları kapsamında bulunduğunu belirterek, bu kısımların adlarına tescilini istemişlerdir.
Davacı ...'nin dayandığı ve idari yoldan oluşan Şubat 1952 tarihli ve 61 sıra numaralı tapu kaydının, Nisan 1953 tarihli ve 20 ila 47 ve Haziran 1953 tarihli ve 4 ila 25 sıra numaralı tapu kayıtlarına iskan nedeniyle tedavül görerek, asli müdahiller ile dava dışı şahıslar adına tapu kayıtlarının oluştuğu ve dosya içindeki evraklara göre, davacı ...'nin dayandığı tapu kaydının, dava konusu taşınmaza bitişik vaziyette olan dava dışı 171 ve 173 parsel ... taşınmazlara da revizyon gördüğü ve bu taşınmazların kadastro tutanaklarının hükmen kesinleştiği anlaşılmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince araştırma yapılırken, dava dışı 173 parsel ... taşınmaza ilişkin dava dosyası olan ... Tapulama Mahkemesi'nin 1989/99 Esas ... dava dosyası eldeki dosya içerisine getirtilmemiş ise de, arılan dava dosyasında verilen gerekçeli karar dosya arasında getirtilmiş olup, bu kararın incelenmesinde, söz konusu dava dosyasında davacıların (davacı olan şahısların bir kısmı eldeki dosyada asli müdahil sıfatıyla taraf olarak yar almaktadır), davalı ...'ye karşı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, 173 parsel ... taşınmazın belirtilen bölümlerinin ayrı ayrı adlarına tescilini talep ettikleri ve yargılama sonucunda mahkemenin 10.10.1991 tarihli ve 1989/99 Esas, 1991/101 Karar ... kararıyla, taraflar arasında tespite esas alınan tapu kaydının taşınmazı kapsayıp kapsamadığına yönelik ihtilaf bulunmadığı ve yapılan uygulama neticesinde taşınmazın tespitine esas alınan tapu kaydı kapsamında kaldığının anlaşıldığı, ancak taşınmazda davacılar lehine zilyetlikle iktisap koşulları oluşmamış ise de taşınmaz üzerinde davacıların muhdesatlarının bulunduğu gerekçesiyle, taşınmazın Hazine adına tesciline, taşınmaz üzerinde hükme esas alınan 07.10.1991 ve 23.09.1991 tarihli fen bilirkişi raporlarında harflendirilerek belirtilen kısımların hüküm yerlerinde belirtilen şahıslara ait olduğuna ve üzerindeki muhdesatların beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verildiği ve dosya arasına getirtilen gerekçeli kararın kesinleşme şerhine göre hükmün, temyiz incelemesi neticesinde Yargıtay 16. Hukuk Dairesi'nin 27.05.1993 tarihli ve 1993/5969 Esas, 1993/5655 Karar ... ilamıyla onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince, dava dışı 171 parsel ... taşınmaza ilişkin ... Tapulama Mahkemesi'nin 1974/305 Esas ... dava dosyası getirtilmiş ise de, dosya içerisinde hükme esas alınan fen bilirkişi raporunun bulunmadığı anlaşılmakta olup, dosyanın incelenmesinde; davacı ... asli müdahil olan şahısların (davacı ... asli müdahil olan şahısların bir kısmın eldeki dosya da asli müdahil sıfatıyla taraf konumunda bulunmaktadır), 171 parsel ... taşınmaz üzerinde kendilerine ait kısımların Nisan 1953 tarihli 25 ila 47 sıra numaralı tapu kayıtları kapsamlarında bulunduğunu belirterek, bu kısımların adlarına ayrı ayrı olarak tesciline karar verilmesini talep ettikleri, yargılama neticesinde mahkemenin 02.04.1976 tarihli ve 1972/305 Esas, 1976/222 Karar ... kararıyla, fen bilirkişisince hazırlanan raporda tapu kaydının krokilerinin uygulandığının, ancak tevzi haritasının fennen harita vasfında bulunmadığının ve bu sebeple de 171 parsel üzerine intibak kabiliyetinin mevcut olmadığınının belirtildiği, yapılan tapu kayıt uygulaması sonucunda, taşınmazın kadastro tespitine esas alınan Şubat 1952 tarihli ve 61 sıra numaralı tapu kaydının 171 parsel ile dava dışı 172 ve 173 parsel ... taşınmazları da kapsadığı, aynı zamanda 171 parsel ... taşınmazın Nisan 1953 tarihli ve 25 ila 47 sıra numaralı tapu kayıtlarının da kapsamında kaldığı, ancak 171 parsel ... taşınmazın dışında kalan Nisan 1953 tarihli ve 20 ila 24 sıra numaralı tapu kayıtlarının da Hazine'nin dayandığı tapu kaydından ifrazen ve tevzien oluştukları, Nisan 1953 tarihli ve 20 sıra numaralı tapu kaydının en doğudan başlamak ve diğer tapu kayıtlarının da bu tapu kaydının başlangıç hududu sayılmak suretiyle sırasıyla ihdas edildiği gerekçesiyle, 171 parsel ... taşınmazın Hazine adına tesciline, ancak Nisan 1953 tarihli 25 ila 47 sıra numaralı tapu kayıtlarının malikleri adına 04.03.1976 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide gösterilen kısımların davacılar adına ayrı ayrı tescillerine ve tapu miktarı eksik kalan müdahil tapu maliklerinin kroki ile gösterilen komşu parsellerden noksanlarını ikmal etmeleri hususunun kendilerine ihtarına, hüküm yerinde ismi bulunmayan ve kendilerine 171 parselden yer verilmeyen diğer asli müdahillerin maliki oldukları tapularının 171 parsele şumulü bulunmayıp tapu muhtevalarının diğer komşu parsellerde olup olmadığının tespit ve tayini hususunda gerekli adli muameleye tevessül etmelerinde muhtar bulunmalarına karar verilmiş, davacılar ile asli müdahillerin temyizi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesi' nin 12.07.1977 tarihli ve 1977/9 Esas, 1977/8632 Karar ... ilamıyla, 171 parsel ... taşınmazın Hazine'nin dayandığı tapu kaydı kapsamında kaldığı, ancak sonradan davacı ... asli müdahillere iskanen tevzi ve tahsis edildiği, her tahsis olunan yeri tahsis biçimine uygun bir şekilde hak sahiplerinin eylemli olarak ellerinde bulundurdukları ve temyiz edenlerin temyize konu ettikleri ve nizalı parsel dışında kalan haklarının 172 ve 173 parsel ... taşınmazlara ilişkin olduğu ve ayrı bir davanın konusu olduğu, aynı zamanda halen ayrı dava konusu olan hak ve alacakların bu parselle ilgili olarak verilen hükmün temyizi sırasında inceleme konusu yapılamayacağı gerekçesiyle, hükmün onanmasına karar verildiği, davacı ... asli müdahillerin karar düzeltme taleplerinin de aynı Daire'nin 21.04.1978 tarihli ve 1978/42 Esas, 1978/5763 Karar ... ilamıyla reddine karar verilerek kararın kesinleştiği ve daha sonra 171 parselin hükme esas alınan fen bilirkişi raporu uyarınca ifraz edilmesi suretiyle 287 ila 309 parsel ... taşınmazların oluştuğu anlaşılmaktadır.
Buna göre; yukarıda belirtilen ... Tapulama Mahkemesi'nin 1974/305 Esas ... dava dosyasıyla hem davacı ...'nin dayandığı tapu kaydı ile ifraz krokisinin getirtilip uygulanması suretiyle davacı / asli müdahillerin dayandıkları tapu kayıtlarına kapsam tayin edilmiş, hem de 04.03.1976 tarihli fen bilirkişi raporunda iskanen oluşan tapu kayıtlarına parsel numarası verilerek, bu sıraya istinaden Nisan 1953 tarihli ve 20 ila 47 sıra numaralı tapu kayıtlarının miktarı ve kapsamında bulunduğu parsel numarası belirtilmiş olup, anılan dava dosyası Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir.
Bu durum karşısında, yukarıda anlatılan hususlar ile eldeki dava dosyasında ilk derece mahkemesince yapılan keşifler dikkate alındığında, davacı ...'nin dayandığı tapu kaydının taşınmazı kapsadığı kuşkusuzdur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava açan ve aşamalarda mahkeme kararını temyiz edenlerin durumlarına göre, Hazine tapusunun iskanen tevzii ile oluşan asli müdahillerin dayandıkları tapu kayıtlarının, dava konusu taşınmazı kapsayıp kapsamadığı, taşınmazı kapsıyorsa her bir tapu kaydının taşınmazın hangi kısmını kapsadığı noktasında toplanmaktadır.
Önceki tarihli bozma ilamında, tapu kayıtlarına ilişkin haritaların getirtilerek uygulanması gerektiği belirtildiği halde ilk derece mahkemesince, araştırmalara rağmen haritaların bulunamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, söz konusu haritaların yukarıda belirtilen dava dosyası içerisinde bulunduğu ve hatta fen bilirkişi tarafından kroki düzenlenmek suretiyle uygulandığı anlaşıldığı gibi, eldeki dosyada yapılan keşif sırasında asli müdahiller vekili tarafından da haritanın ibraz edilmiş olması karşısında, ilk derece mahkemesinin tapu kayıtlarının haritasının bulunmadığı yönündeki kabulünün yerinde olmadığı anlaşılmaktadır.
Diğer bir husus ise, tapu kayıt uygulaması sırasında yukarıda belirtilen dava dosyalarından yararlanılmadığı gibi, birbirlerini okuyan iskan tapularına eldeki dosyada hükme esas alınan fen bilirkişi raporunda 3402 ... Kadastro Kanun'un 20. maddesine aykırı olacak şekilde kapsam tayin edilmesi yoluna gidilmiş ve yukarıda belirtilen dava dosyalarının, kayıt uygulaması yönünden kuvvetli delil mahiyetinde kabul edilip edilmeyeceği de göz ardı edilmiştir.
Öte yandan, ilk derece mahkemesince yapılan keşifler sırasında, bir kısım asli müdahillerin aşamalarda delil olarak bildirdikleri tanıkları da dinlenmeden karar verilmiştir.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşabilmesi için, İlk Derece Mahkemesince öncelikle, ... Tapulama Mahkemesi'nin 1989/99 Esas ... dava dosyası ile ... Tapulama Mahkemesi'nin 1974/305 Esas ... dava dosyasında hükme esas alınan ...'nun 04.03.1976 tarihli bilirkişi raporunun eki mahiyetinde olan kroki getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan ve taşınmazların bulunduğu mahallede yaşayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve tutanak bilirkişileri ile taraf tanıkları ve fen bilirkişisi eşliğinde yeniden keşif yapılmalı; yapılacak bu keşif sırasında, dava konusu taşınmazların tek tek gezilmesi suretiyle, asli müdahillerin dayandıkları tapu kayıtları ile taşınmazların tespitlerine esas alınan tapu kayıtları, 3402 ... Kanun'un 20. maddesinde belirtilen ve yukarıdaki açıklanan ilkeler doğrultusunda mahalline uygulanarak sınırları itibariyle dava konusu taşınmazları kapsayıp kapsamadıkları belirlenmeli; asli müdahillerin dayandıkları tapu kayıtlarının 3402 ... Kanun'un 20/A maddesi uyarınca kapsamı tayin edilirken, ... Tapulama Mahkemesi'nin 1989/99 ve 1974/305 Esas ... dava dosyalarındaki tapu kayıt uygulamaları ile keşiflerden yararlanılmalı; bu şekilde davaya asli müdahil olarak katılan ... aşamalarda verilen kararları temyiz edenler dikkate alınarak, asli müdahillerin dayandıkları tapu kayıtlarının zeminde 171 parsel ... taşınmaz üzerinde hangi bölümleri kapsadığı tespit edilmeli ve kayıt uygulaması yapılırken yukarıda belirtilen dava dosyalarındaki tapu kayıt uygulamalarının Yargıtay denetiminde geçtiği de gözetilerek dava dosyalarının kuvvetli delil mahiyetinde olup olamayacağı değerlendirilmeli; bu doğrultuda anılan dava dosyalarındaki fen bilirkişi raporlarına ekli olan krokiler ile taşınmazların tesis kadastro paftasının ölçeği eşitlenmek suretiyle çakıştırılarak asli müdahillerin dayandıkları tapu kayıtlarının kapsamının belirlenmesine çalışılmalı; bu krokilerin uygulanabilirliğinin bulunmaması ve şeklen dahi yararlanılmasının mümkün olmaması halinde, kayıtlardaki sınırların tespiti bakımından mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına başvurulmalı; ifraz yoluyla oluşan müfrez tapu kayıtlarının kapsamının, kök tapu kaydının içinde aranmasının zorunlu olduğu düşünülmeli; kök tapu kaydı uygulanarak kök tapu kaydı ve sonrasında tüm ifraz tapu kayıtlarının hudutları okunup, kayıtlarda yazılı hudutlar yerel bilirkişilere zeminde göstertilmeli, kayıtlarda yazılı olup yerel bilirkişilerce zeminde gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı; davacının dayandığı tapu kaydının kök kaydı uygulanarak kök tapu kaydı ve sonrasında tüm ifraz tapu kayıtlarının hudutları okunup, kayıtlarda yazılı hudutlar yerel bilirkişilere zeminde göstertilmeli, kayıtlarda yazılı olup yerel bilirkişilerce zeminde gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı; yerel bilirkişi ve tanıkların kayıtların uygulanması ve taşınmazın tasarrufu hususundaki beyanları, komşu parsel tutanakları ve dayanakları kayıtlarla denetlenmeli ve yapılacak yargılama sırasında asli müdahiller adına oluşan tapu kayıtlarının oluşum tarihinin 1953 yılı, taşınmazın kadastro tespit tarihinin ise 1956 yılı olduğu gözetilerek, tapu dışı satın almaya dayanan şahıslar yönünden 3402 ... Kanun'un 13/B-b maddesi koşullarının oluşmayacağı da dikkate alınarak, oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, yukarıda belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılmaksızın ve dahi hükmüne uyulan bozma ilamının gerekleri yerine getirilmeden karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi; kabule göre de, davaya asli müdahil olarak katılan ... önceki karar da davaları kabul edilen asli müdahiller ... ..., ... ... ve ... ...'ın, vefat etmiş olmaları halinde mirasçılarının karar başlığında gösterilmemiş olması ve eldeki davanın mülkiyete yönelik dava olması nedeniyle dosya arasına alınan çekişmeli taşınmaza ilişkin uygulama kadastrosu tutanak aslının da olağan usullere göre kesinleştirilmesi için iadesine karar verilmemiş olması da usul ve yasaya uygun olmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 ... HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 ... HUMK'un 428. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine,
1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 12.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.