Esastan ret
Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı; müvekkilinin dava konusu taşınmazı 21.05.2010 tarihinde satın aldığını, bu dairenin kendisine bodrum+zemin kat, ters dubleks olarak satıldığını, fakat ters dubleks olan dairenin iç kısmındaki merdiveni iptal ederek davalının oturduğu zemin katın bağımsız bölüme dönüştürüldüğünü belirterek el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile müvekkili davalı arasında akdedilen sözleşme gereği bodrum+zemin niteliğindeki taşınmazın bodrum katının müvekkiline 67.000,00 TL bedel ile satıldığını, davacının taşınmaza ilişkin olarak haklarından açıkça feragat ettiğini, davalının davacıya güvenerek uzun yıllar anılan taşınmazda oturduğunu, taşınmaz bedelini ödemiş olmasına rağmen davacının tescilden kaçındığını, dava açmakta kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen esas ve karar sayılı kararı ile; dava konusu 1 No.lu bağımsız bölümün davacı adına kayıtlı olduğu, 15.12.2020 tarihli keşifte dava konusu taşınmazın ters dubleks şeklinde tek daire olduğu, merdiven kısmının iptal edilerek girişi bağımsız iki adet daireye dönüştürüldüğü, davalının bodrum katında sonradan oluşturulan dairede ikamet ettiği, dava konusu taşınmazı davacıdan 67.000,00 TL'ye aldığını beyan ettiği, davacının düzenlenen senetteki imzayı 23.02.2021 tarihli celsede ikrar ettiği, taraflar arasında düzenlendiği sabit olan sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığından geçersiz olduğu, geçersiz sözleşmenin hüküm ve sonuç doğurmayacağı, davacının mülkiyet hakkına üstünlük tanınması gerektiği gerekçesiyle el atmanın önlenmesi talebinin kabulüne, ecrimisil yönünden yapılan değerlendirmede ise; davalının geçersiz dahi olsa taraflar arasında düzenlendiği sabit olunan sözleşmeye dayanarak taşınmazda ikamet ettiği, kötüniyetli zilyet sayılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle ecrimisil talebinin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında 67.000,00 TL bedel üzerinden veya başka bir bedel üzerinden taşınmazın devrine ilişkin anlaşma gerçekleşmediğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu bodrum katı malik sıfatıyla kullandığını, davacı ile müvekkili arasında akdedilen sözleşme gereği bodrum+zemin niteliğindeki taşınmazın 67.000,00 TL bedel ile satılmış olduğunu, davacının, dava konusu taşınmaza ilişkin olarak haklarından açıkça feragat ettiğini, haricen ödenen satış bedeli nedeniyle davalının hapis ... olduğunu, davalı tarafından açılan tapu iptali ve tescil olmazsa tazminat davasının derdest olduğunu, bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen esas ve karar sayılı kararı ile davalının dava konusu taşınmazı davacıdan 67.000,00 TL'ye satın aldığını iddia ettiği, buna dair adi yazılı bir sözleşmeyi dosyaya sunduğu, davacının belge altındaki imzayı inkar etmediği ancak sunulan sözleşmenin davacının mülkiyet hakkını etkilemediği, davalının taraflar arasında düzenlendiği sabit olunan sözleşmeye dayanarak taşınmazda ikamet ettiği, kötüniyetli zilyet sayılmasının mümkün olmadığı, kötüniyetli zilyet olmayan davalının ecrimisil bedelinden sorumlu tutulmasının da mümkün olmadığı gerekçesiyle mahkemece davacının mülkiyet hakkına üstünlük tanınarak davalının el atmasının önlenmesine ve davalının kötüniyetli zilyet olmadığı gerekçesiyle de ecrimisil talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, her ne kadar davalı vekili tarafından dava konusu taşınmaz yönünden ileri sürdükleri hapis ... hususunda mahkemece değerlendirme yapılmamış ise de dosyada yapılan incelemede; davalı yanın esasa cevap süresi veya öninceleme aşamasına kadar hapis ... konusunda bir itirazlarının bulunmadığı, davalı vekilinin yapılan keşif sonrası dosyaya sunulan dilekçelerinde bu hususta beyanda bulunduğu, Türk Medeni Kanunu'nun 994/1 inci maddesi uyarınca iyiniyetli zilyedin, faydalı ve zorunlu giderleri isteyebileceği gibi anılan bu giderler miktarı üzerinden alıkoyma ... tanınmasını da defi (savunma) yoluyla isteyebileceği, ancak; davalı vekilinin dilekçelerin teatisi aşaması tamamlanıp ön inceleme duruşması ve keşif incelemesi yapıldıktan sonra sunduğu 03.05.2021 tarihli dilekçesinde hapis ... talebinde bulunduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
1. Davacı vekili yukarıda belirtilen istinaf sebepleriyle kararı temyiz etmiştir.
2. Davalı vekili yukarıda belirtilen istinaf sebepleriyle kararı temyiz etmiştir.
Dava, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talebine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “İyiniyetli olmayan zilyet bakımından” başlıklı 995. maddesi ve “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683 üncü maddeleri.
1. Taraf iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılama hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin temyiz itirazları yerine görülmemiştir.
2. Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; somut olayda, dava konusu bodrum kat, altındaki imza davacı tarafından ikrar edilen bila tarihli harici satış sözleşmesiyle davalıya 67.000,00 TL bedelle satılmıştır. 4721 sayılı Kanun'un 706, Türk Borçlar Kanunu'nun 237,2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26 ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 60 ıncı maddesi hükümleri uyarınca tapuda kayıtlı olan taşınmazların resmi şekilde yapılmayan satışlarına hukukça değer tanınamaz ve mülkiyetin naklinin sebebini teşkil etmez. Bu husus, kamu düzeniyle ilgilidir ve re'sen gözetilir. Ne var ki, harici satışlarda 4721 sayılı Kanun'un 994 üncü maddesi hükmü uyarınca harici satış bedelinden kaynaklanan hapis ... niteliğinde kişisel hak bahşeder. 10.07.1940 tarihli ve 2/77 sayılı İçtihatları Birleştirme Kararında "Haricen yapılan taşınmaz mal satışından dönüldüğünde verdiği bedel kendisine geri verilmeyen taraf, parası geri verilinceye kadar yararlandığı ürünleri ödemek ve ecrimisil vermekle yükümlü değildir." denilmek suretiyle benimsenen kural gereğince, haricen satın alanın fuzuli şagil olmadığı gözetilerek ecrimisil ile sorumlu tutulamayacağı öngörülmüştür. O halde, davalının çekişmeli taşınmazları haricen satın aldığı gözetildiğinde haksız işgalci konumunda olduğu söylenemez.
3. Hâl böyle olunca, davalı tarafından süresinde sunulan cevap dilekçesi ile dava konusu taşınmazın davacıdan haricen satın alındığı, bedelinin ödendiği ve iyiniyetle malik sıfatıyla zilyet olunduğu iddiası ileri sürülerek hapis ... savunmasında bulunulduğundan, bu yöne ilişkin taraf delilleri toplanarak ödenen harici satış bedeli üzerinden davalı yararına hapis ... tanınmak suretiyle dava konusu taşınmaza davalının elatmasının önlenmesine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
1. Yukarıda V-C-3-1 bendinde açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz talebinin REDDİNE,
2.Yukarıda V-C-3-2 bendinde açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin temyiz talebinin kabulüne, temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,12.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.