Taraflar arasındaki tapu iptal tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1. ... ilçesi ... Köyü çalışma alanında yapılan tesis kadastrosu sırasında, 106 ada 4,6,7 ve 79 parsel ... 9.006.70,6.298.65,37.164,95 ve 12.704,94 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, Nasuh Yılmaz adına tespit ve tescil edilmiştir.

2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili ... ilçesi ... köyü sınırları içerisinde bulunan ve kadastro çalışmalarında aynı köyden Rasim oğlu... adına zilyetlik yolu ile tespit gören 105 ada 59,61,106 ada 4,5,6,7,34,79,168 ada 4,108,123,126,128 ve 170 ada 2 parsel ... taşınmazların toplam yüzölçümlerinin 138.191,36 m² olduğunu, bu miktarın belgesizden zilyetlikle edinme sınırı olan 100 dönüm miktarından fazla olduğunu, 106 ada 4,6,7 ve 79 parsel ... taşınmazların boş vaziyette olduğunu, bu taşınmazlar yönünden 3402 ... Kanun'un 14. maddesinde belirtilen edinme koşullarının davalı taraf lehine gerçekleşmediğini ileri sürerek, 106 ada 4,6,7 ve 79 parsel ... taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile taşınmazların Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar ... ve ... cevap dilekçelerinde özetle; söz konusu parsellerin babaları... adına kayıtlı olduğunu ve babalarının vefatı ile taşınmazların mirasçılarına kaldığını, dava konusu parseller ... ilçesi ... köyünden ... ... isminde bir kişiye ait iken babalarının bu taşınmazların tamamını 26.12.1956 tarihli devir temlik senedi ile ... ... mirasçılarından satın aldığını ve satın aldığı 1956 yılından ölümüne kadar bu taşınmazları ekip biçtiğini, babalarının dava konusu taşınmazları satın almasından sonra taşınmazlara...ve ...tarafından tecavüzde bulunulduğunu ve tecavüzün önlenmesi için babaları... tarafından ... Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açıldığını ve davanın kabulü ile davalıların müdahalelerinin men'ine karar verildiğini, söz konusu mahkeme kararında belirtilen hudutların dava konusu parsellerin tamamını içine aldığını, dava konusu parsellerin babaları tarafından sürekli ekilip biçildiğini, babalarının 1997 yılında vefatından sonra bu taşınmazları mirasçılarının ekip biçtiğini, dava konusu taşınmazın merayla, Hazine ve ormanla bir ilgisi olmadığını, babalarına ait taşınmazlara ilişkin dedeleri...adına vergi kayıtları mevcut olduğunu, babalarının senetsizden zilyetlik yolu ile taşınmaz kazanmadığını, taşınmazların tamamının vergi kaydının bulunmadığını, dava konusu taşınmazlarına ait vergi kaydının ... ... adına olabileceğini ileri sürerek davanın reddini savunmuşlardır.

İlk Derece (... Asliye Hukuk) Mahkemesi'nin 24.03.2015 tarih ve 2012/396 Esas 2015/93 Karar ... kararı ile; "dava konusu 106 ada 4 ve 7 parsel ... taşınmazların, yargılama sırasında davalı tarafça ibraz edilen 1936 tarih ve 966 tahrir numaralı vergi kaydı kapsamında kaldıkları, buna göre belgesizden zilyetlik yoluyla edinilebilecek sınırın aşılmadığı gerekçesiyle davanın reddine" karar verilmiştir.

1. İlk Derece (... Asliye Hukuk) Mahkemesi'nin 24.03.2015 tarih ve 2012/396 Esas 2015/93 Karar ... kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan)16. Hukuk Dairesi'nin 11.02.2019 tarih ve 2016/5533Esas, 2019/887 Karar ... ilamıyla; " Taraflar arasındaki uyuşmazlık, öncelikle zilyetlikle iktisaba ilişkin diğer koşulların davalı lehine gerçekleşip gerçekleşmediği ve gerçekleşmiş ise belgesizden zilyetlikle edinilebilecek 100 dönüm sınırının aşılıp aşılmadığı noktasındadır. Mahkemece, dava konusu 106 ada 4 ve 7 parsel ... taşınmazların, yargılama sırasında davalı tarafça ibraz edilen 1936 tarih 966 tahrir numaralı vergi kaydı kapsamında kaldığı, buna göre belgesizden zilyetlik yoluyla edinilebilecek sınırın aşılmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiştir. Ne var ki, dosya kapsamından eylemli olarak taşınmazlara ulaşımı sağlayan herhangi bir yol bulunmadığı, davalı tarafın dayandığı vergi kaydında dere olarak gösterilen sınırın taşınmazların çok kuzeyinde kaldığı, taşınmazların 106 ada 1 ... orman parseli ile çevrili olduğu anlaşılmakta olup, bu hususlar ve ihtiva ettiği sınırlar itibariyle, her yere uyması mümkün olan 1936 tarih 966 tahrir numaralı vergi kaydının çekişmeli taşınmazlara uyduğunun kabulü mümkün değildir. Bir an için davalılar tarafından dayanılan vergi kaydının çekişmeli taşınmazlara uyduğu kabul edilse bile, vergi kaydı mülkiyet belgesi olmayıp, zilyetlikle birleşmeyen vergi kaydı hukukça bir değer taşımayacaktır. Hukuki durum böyle olduğu halde, yöntemince zilyetlik araştırılması yapılmamış ve Mahkemece davalılar yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durulmaksızın hüküm verilmesi cihetine gidilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz. Tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesi en az üç ayrı zaman dilimine ait stereoskopik hava fotoğrafları Harita Genel Komutanlığından tarihleri açıkça yazılmak suretiyle istenilerek dosya arasına konulmalı, dava konusu taşınmazlara komşu taşınmazların tutanak örnekleri ve oluşumundan itibaren dayanakları olan kayıtlar getirtilip dosya tamamlandıktan sonra; yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, orman mühendisi bilirkişisi ve fen bilirkişisi hazır olduğu halde, taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, yapılacak bu keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların kime ait olduğu, öncesinde kim tarafından kullanıldığı, kimden kime ne şekilde intikal ettiği, öncesinin ne olduğu, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin başlangıcı, sürdürülüş biçimi, öncesinde tarla olarak kullanılıp kullanılmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; ziraat bilirkişi kurulundan, taşınmazların toprak yapısı, bitki örtüsü, kullanım durumu, üzerindeki ağaçların cins ve yaşları ile ilgili, komşu taşınmazlarla mukayeseli olarak ayrıntılı ve fotoğraflarla desteklenmiş gerekçeli rapor alınmalı; orman bilirkişisinden, taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığını bildirir, orman yasaları karşısında taşınmazın durumunu açıklar ayrıntılı rapor alınmalı; teknik bilirkişiye keşfi takibe imkan verir ayrıntılı rapor düzenlettirilmeli; dosyaya getirtilen hava fotoğrafları jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye tevdi edilerek belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğrafları üzerinde inceleme yaptırılmalı, dava konusu taşınmaz bölümü hava fotoğraflarında gösterilmeli, bu yerin önceki ve şimdiki niteliğinin, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığının, imar-ihyaya muhtaç olup olmadığının ve zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılmalı; neticede aynı çalışma alanında 100 dönüm miktarının aşıldığının anlaşılması halinde, sınırlama dışında kalan miktar yönünden davalılara seçim hakkı kullandırılmalı; bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. " denilerek ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur.

lk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Dava konusu 106 ada 4 ve 7 parsel açısından mahalli bilirkişilerin beyanlarının uyuştuğu, ortak beyanları ile dava konusu taşınmazlarda kadastro tespitinden geriye doğru 20 yıldan fazla süre murisin ve mirasçılarının eklemeli zilyetliğinin olduğu, hava fotoğraflarından dava konusu taşınmazların 1986 yılında tarla olarak kullanıldığı, dava konusu olan 106 ada 4 ve 7 parsellerin senetsizden iktisap ettiği yerlerin kuru toprakta 46.171,65 m2 olduğu ve 100 dönüm normunu geçmediğinin anlaşıldığı, dava konusu 106 ada 6 ve 79 parseller açısından mahalli bilirkişilerin beyanlarının uyuştuğu, ortak beyanları ile dava konusu taşınmazların dava dışı ... ve ...'a ait olduğunun, zilyetliğinin...'ın mirasaçılarına ait olmadığının ve...'ın buraları hiç kullanmadığının anlaşıldığı, Nasuh Yılmaz'ın mirasçılarının da bu durumu doğruladığı, babalarına ait olmadığını beyan ettikleri, kadastro tespiti sırasında hatalı olarak davalıların murisi... adına yazıldığının anlaşıldığı, taraflar arasındaki uyuşmazlık gereğince 106 ada 4 ve 7 parseller açısından zilyetlikle iktisap koşullarının davalılar lehine gerçekleştiği ve belgesizden zilyetlikle edinilebilecek 100 dönüm sınırının aşılmadığının tespit edildiği gerekçesiyle, bu parseller yönünden davanın reddine, 106 ada 6 ve 79 parseller açısından ise zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığı, kadastro tespiti sırasında hatalı şekilde davalıların murisi adına yazıldığı anlaşıldığından davalıların murisi adına olan kaydın iptali ile Hazine adına tesciline" karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın usul ve Kanuna aykırı olduğunu, ziraat bilirkişisi raporunda taşınmazların uzun yıllar işlendikten sonra terk edildiğinin belirtildiğini, taşınmazlarda davalıların murislerinin zilyetliğinin bulunmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

Dava, tapu iptal tescil istemine ilişkindir.

6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 ... Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 ... Kadastro Kanunu'nun (3402 ... Kanun) 14 üncü ve 17 nci maddeleri, 4721 ... Türk Medeni Kanunu' nun (4721 ... Kanun) 976' ncı maddesi,

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 ... Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, hükmüne uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

12.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.