Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 12.12.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat ......., ile davalı ... vekili Avukat ... geldiler, diğer davalı ... adına gelen olmadı. Tarafların vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 12.12.2023 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı banka tarafından dava dışı kredi borçlusu...Ürünler Gıda San. Tic. Ltd. Şti.'ye krediler kullandırıldığını, kredilerin geri dönüşünün gerçekleşmemesi nedeniyle borçlulara ait kredi hesaplarının kat edildiğini ve kredi borçlusu şirket ve müteselsil kefil olan davalı ... aleyhine İstanbul 12. İcra Müdürlüğü'nün 2016/26011 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine başlandığını, icra takibinde borcu karşılamaya yeter mal, hak ve alacağın bulunamadığını ve takibin semeresiz kaldığını, ancak yapılan araştırmaya göre davalı borçlu adına olan Bursa ili Yenişehir ilçesi 115 ada 13 parsel sayılı taşınmazın 10.08.2016 tarihinde 8.000,00 TL bedelle davalı ...'a devredildiğinin öğrenildiğini, söz konusu işlemin alacaklılardan mal kaçırma amacıyla yapıldığnı ve muvazaalı olduğunu ileri sürülerek Bursa ili Yenişehir ilçesi 115 ada 13 parsel sayılı taşınmazın davalılar arasında yapılan satış işleminin iptaline karar verilmesi talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmaz ile birlikte 4 ve 12 parsel sayılı taşınmazları müvekkilinin 28.04.2016 tarihinde dava dışı ...'tan toplam 210.000,00 TL karşılığında satın aldığını, ancak daha sonra taşınmaz bedelini ödeyemediği için tekrar eski sahibi ...'a iade ettiğini, dava konusu taşınmazları ...'tan ...'ye vekalet vererek satın aldıktan sonra iadesini ise ...'a vekalet vererek yaptığını, davacı tarafın mal kaçırma ve muvazaa iddialarının doğru olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde; 10.08.2016 tarihinde dava konusu taşınmaz ile birlikte 12 ve 4 nolu parselleri de satın aldığını, söz konusu arazileri fiyatı düşük olduğu için satın aldığını, ... ile herhangi bir resmi veya ticari faaliyeti olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalılar arasında akrabalık, arkadaşlık veya tanışıklık olduğu, davalı ...'ın davalı ...'in mali durumunu, alacaklılarından mal kaçırma amaçlı işlem yapıp yapmadığını bilebilecek kişilerden olup olmadığının, devrin muvazaalı olduğunun usulünce ispatlanamadığı, tek başına değer düşüklüğünün tasarrufun iptali için yeterli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalılar arasındaki taşınmaz hisse devir tasarrufunun alacaklıları ızrar ve mal kaçırma amaçlı yapıldığını, İİK m. 280 uyarınca iptali gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı borçlu .......’in davaya konu taşınmazı 8.000,00 TL bedelle davalı ...’a devretmiş olup satış tarihi itibariyle taşınmazın gerçek değerinin 191.997,39 TL olduğu, mahkeme tarafından belirlenen rayiç değer ile satış bedeli arasında misli fark bulunduğu, taşınmazın tasarruf tarihindeki bilirkişilerce belirlenen gerçek değerinin ödendiğinin ise yasal ve inandırıcı delillerle kanıtlanamadığı, dava konusu tasarrufun İİK'nın 278/2 maddesi gereğince iptale tabi olduğu, ayrıca davalının aynı anda borçludan 2 ayrı taşınmazı daha satın almış olması dikkate alındığında davalılar arasındaki tasarrufun mal kaçırma amaçlı yapıldığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, Gebze 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 14.04.2021 tarih ve 2017/398 Esas, 2021/148 Karar sayılı kararının HMK'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, HMK'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden; davanın kabulü ile, davalıların davaya konu, Bursa ili, .........., ilçesi, 115 Ada, 13 parsel sayılı taşınmaz ile ilgili olarak yapmış oldukları 10.08.2016 tarih 8383 yevmiye numaralı tasarrufun İİK'nun 280/1 maddesi uyarınca iptaline, davacıya İstanbul Anadolu 12. İcra Dairesi'nin 2016/26011 Esas sayılı dosyasındaki alacak ve ferilerinin tahsili bakımından anılan taşınmaz üzerinde haciz ve satış yetkisi tanınmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davalı ...'in 8.000,00 TL bedel üzerinden edindiği dava konusu taşınmazı iktisap tarihinden 3-4 ay sonra yine aynı bedel üzerinden elden çıkardığı hususu gözetildiğinde somut olayda, düşük kıymete yönelik iddianın yerinde olmadığını, davalı ...'in davaya konu taşınmaz bedellerini eski malik ...'a ödeyemeyince taşınmazları eski malik ...'a iade etmek zorunda kaldığını ve iade etmek için ...'a vekaletname verdiğini, tarla niteliğinde (ekilip biçilen yerin) bitişik durumdaki üç ayrı parselin aynı şahsa satılmasının olağan bir durum olduğunu, davalılar arasında akrabalık, arkadaşlık ilişkisi veya hemşehrilik bağı bulunmadığını, davalı ...'in diğer davalıyı tanımadığını, dava konusu satışı dava dışı şahıs olan aynı zamanda tanık olarak dinlenen taşınmazın eski maliki ...'un gerçekleştirdiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davalı ...'in dava konusu taşınmazı ...'tan satın aldığını, ...'un dosya kapsamında tanık olarak dinlendiğini ve beyanlarında davalı ...'in abisi ile arkadaş olduğunu, aralarındaki samimiyet doğrultusunda bu taşınmazları davalı ...'e satmak istediğini belirttiğini, davalılar arasında akrabalık, arkadaşlık veya tanışıklık olmadığını, tek başına değer düşüklüğünün tasarrufun iptali için yeterli olmadığını, dava konusu taşınmaz davalı ...'e satılırken karşılığında Ümit'ten daire aldığını, takas yoluyla gerçekleşen satış sürecinde de Tapu Müdürlüğü'nde temsili bir rakam ile satış gerçekleştirildiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri.
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, dava konusu taşınmazın tapuda dava dışı ... adına değil, davalı borçlu ... adına kayıtlı olup, devrin ... tarafından davalı ...'a yapılmış olmasına, taşınmaz davalı borçlu tarafından davalı ...'a gerçek değerinin çok altında düşük bedelle devredilmiş olup İİK'nun 278/2 hükmü gereğince tasarrufun iptale tabi olmasına, dava konusu taşınmaz karşılığında takas yapıldığının ispatlanamamış olmasına göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz oluna Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalılara yükletilmesine,
17.100,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.