Esastan ret

Taraflar arasındaki muhdesatın tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı, tarafların paydaşı olduğu dava konusu taşınmaz hakkında ortaklığın giderilmesi davası açıldığını, üzerinde bulunan binanın bodrum, giriş kat ve en üst katta bulunan 3 dairesinin davacı tarafından yapıldığını belirterek bu dairelerin davacıya ait olduğunun tespitini talep etmiştir.

1. Davalı ... cevap dilekçesinde, davacının beyanlarının asılsız olduğunu, davaya konu yerde bulunan daireler inşaatı tamamlandıktan sonra 08.02.1990 tarihinde elektrik sözleşmelerinin kendisi tarafından yapıldığını, İSKİ abonelik sözleşmelerinin babaları ... tarafından yapıldığını, bina vergilerinin babaları ... tarafından ödendiğini, İGDAŞ abonelik talebinin 31.12.2002 tarihinde kendisi tarafından yapıldığını bildirerek davanın reddini savunmuştur.

2. Davalı ... cevap dilekçesinde, ilk üç katın inşaatında bizzat kendisinin bulunduğunu, burayı yapmak için annelerinin Esenyurt'ta bulunan arsalarını 1988 yılında dokuz bin liraya sattığını ve onun parası ile yapıldığını, davacının 1987 yılında düğününde takılan altınlarla yaptırdığını söylediğini, oysa son iki yılda üç kez kardeşlerine altınları annesinin aldığından ve ölümünden sonra aralarında bölüşüldüğünden bahisle dava açtığını, tüm inşaatın babaları, Bahri ve kendisinin ortaklaşa katkıları ile yapıldığını bildirerek davanın reddini savunmuştur.

3. Davalı ... cevap dilekçesinde, davacının yalan beyanda bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen esas ve karar sayılı kararı ile taşınmazın bulunduğu arsanın tarafların anne ve babaları tarafından alınıp davacı tarafından sadece garaj olarak kullanılan yerin eve çevrilmek suretiyle düzenleme yapıldığı, ancak taşınmazdaki diğer dairelerin anne ve babaları tarafından peyderpey imkanları dahilinde tamamlandığı, ...'ın da söz konusu yerde oturup, tarafların anne ve babasının sağken 5 inci katta oturduklarının tanık ifadelerinden anlaşıldığı, ayrıca diğer kısımları davacıya babasının verdiğinin tanık ...'nın beyanından anlaşıldığı, sadece bodrum kattaki garajın ev haline dönüştürülmesi ile söz konusu yerin davacıya ait olacağının kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı istinaf dilekçesinde özetle; 6100 Sayılı HMK’nın 186 ncı maddesi uyarınca tahkikatın bittiği bildirilmeden hüküm verilmesinin usul ve kanuna açıkça aykırı olduğunu, son diyecekleri için süre verilmeksizin karar oluşturulduğunu, dava konusu taşınmaz üzerindeki yapının ilk katının dava açılmasından 33 yıl önce inşa edildiğini, diğer katı ise kendi imkanlarıyla yaptırdığını, davalıların bu yapının inşası ya da başkaca masraflarına herhangi bir katkılarının olmadığını, dosyada dinlenilen tanık beyanlarıyla da sabit olduğu üzere adına tespitini istediği yerlerin tarafından inşa edildiğinin sabit olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen esas ve karar sayılı kararı ile davaya konu binanın tarafların babası ... 'ın sağlığında yapıldığı, dava konusu muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin ispat edilemediği, tanık beyanlarına göre davacı tarafından bir takım iyileştirmeler yapıldığı, taşınmaz üzerinde daha önce mevcut bulunan bir muhdesata yeni bölümler ilave edilmesi veya mevcut muhdesatın bakım ve onarımının yaptırılması bağımsız bir muhdesat meydana getirme niteliğinde olmayıp, mevcut muhdesatın daha kullanılır hale gelmesini, bir başka deyişle muhdesattan sağlanacak faydanın artmasını sağlayan işlerden olduğu, bu tür işlerin yapılması için harcanan giderlerin muhdesatın değerini artıran faydalı ve zorunlu giderlerden olduğu, sebepsiz zenginleşme kurallarına göre açacağı eda nitelikli bir alacak davası ile diğer maliklerinden isteyebileceği, eda nitelikli alacak davası açma hakkı mevcut iken önceden bu iyileştirme giderlerinin tespitini dava etmekte hukuki yararı da bulunmadığı, karar celsesine davacının katıldığı, mahkemece tahkikatın bitirileceği bildirilerek HMK’nın 186 ncı maddesine göre sözlü yargılamaya geçildiği, davacının davasının kabulüne karar verilmesini talep ettiği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı yukarıda IV-B bölümünde belirtilen sebeplerle hükmün bozulmasını istemiştir.

Dava, muhdesatın tespiti istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacının temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,12.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.