Taraflar arasındaki muvazaalı işlemin iptali ile tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 12.12.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen gün ve saatte gelen davacı asil ... vekili Avukat ile davalı vekilleri Avukat ... ve Avukat geldiler. Davacı asil ve tarafların vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 12.12.2023 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından daha önce İstanbul Anadolu 19. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/185 Esas, 2015/99 Karar sayılı dosyası ile birleşen İstanbul Anadolu 11. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/23 Esas, 2015/17 Karar sayılı dava dosyaları ile muvazaa sebebi ile tapu iptali ve tescil yanında talebin kabul edilmemesi halinde dava konusu gayrimenkulün davalı tarafından bedeli ödenmeden iktisap edilmesinden dolayı terditli olarak bedelin tahsili davasının açıldığını, ancak bu iki davada da sadece tapu iptali ve tescil yönünden inceleme yapıldığını, taşınmazın bedeline yönelik olarak açılan davanın görüşülmeden bittiğini ve kesinleştiğini, davacıların 1/3 paydaş oldukları 16 parsel sayılı taşınmazın bağımsız bölümünü 08.11.2004 tarihinde 110.000,00 TL bedelle davalıya satış sureti ile devrettiğini, 09.11.2004 tarihinde davalı tarafından bankadan alınan 300.000,00 USD konut kredisinin döviz olarak davalı ...'ın hesabına aktarıldığını, 05.06.2006 tarihinde kredi toplam borç bakiyesinin ödendiğini, davalı ile yaptıkları anlaşmaya göre 300.000,00 USD konut kredisinin Aka Dış Tic. A.Ş'ye veya satıcı olarak kendilerine ödenmediği gibi resmi senetteki bedelin de ödenmediğini belirterek taşınmazın değeri olan 5.000.000 TL'nin yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu taşınmazı davacı ... ve davacının kardeşleri ve 'dan satın aldığını, davacı yanın bağışlama iddiası ile alacak talep ettiğini, bağışlamanın herhangi bir bedel almadan, tek yanlı olarak yapıldığını, bu yüzden herhangi bir bedel istemesinin de mümkün olmadığını, davada kesin hüküm olduğunu, davacı ve ailesinin dava konusu taşınmaz ile ilgili müvekkili aleyhine açtığı tüm davaların müvekkili lehine kesinleştiğini, satış bedelinin ödendiği hususunun kesin hüküm ile kabul edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusunun kararı kesinleşmiş olan İstanbul Anadolu 19.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/185 E. Ve bu dosya ile birleşen Anadolu 11.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/23 E.sayılı dosyasında ve yine kararı kesinleşmiş olan Ümraniye 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/126 E., 2011/320 K.sayılı dosyasında gösterdiği sebepler ile aynı olduğu, her ne kadar davacı Yargıtay 1.HD.2015/16989 E., 2019/554 K.sayılı dosyasında tazminat talebi yönünden inceleme yapılmadığını iddia etmiş ise de, söz konusu dosyaya ilişkin verilen kararın karar düzeltme aşamasından da geçerek kesinleşmiş olup, şekli anlamda kesin hüküm meydana geldiği, bu davanın konusu, dava nedenleri ve taraflarının Anadolu 19.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/185 E. Ve bu dosya ile birleşen Anadolu 11.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/23 E.sayılı dosyası ve Ümraniye 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/126 E. ile aynı olup, olayda maddi anlamda kesin hüküm de mevcut olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava dilekçesinde davanın tazminat istemine ilişkin olduğunun belirtildiğini, delil olarak dayandıkları ve mahkemenin de kesin hüküm teşkil ettiğini söylediği İstanbul Anadolu 19. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/185 E.-2015/99 K. sayılı dosyası ve anılan dosya ile birleşik Anadolu 11. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2015/23 E.-2015/17 K. sayılı dava dosyalarında muvazaa sebebi ile tapu iptali ve tescil talebinde bulunduklarını, mahkemece yargılama sonunda verilen kararın Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2015/16989 E.-2019/554 K. Sayılı ilamı ile oy çokluğu ile onandığını, eldeki davayı ise anılan Yargıtay ilamındaki muhalefet şerhinde incelenmediği belirtilen hususların incelenmesi için açtıklarını, ancak mahkemenin gerekçeli kararında dava dilekçesinin temelini teşkil eden bu husus üzerinde hiç durulmadığını, eldeki dava yönünden kesin hüküm teşkil ettiği belirtilen önceki davalarda sadece tapu iptali ve tescil talep edildiğini, bu durumda HMK 114/1-i bendindeki koşulun gerçekleşmediğinin açık olduğunu, Mahkemenin ancak delil olarak değerlendirebileceği bir dosyayı aynı konuda verilmiş kesin hüküm olarak nitelendirmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının eldeki davada, İstanbul Anadolu 19. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 31/03/2015 tarih ve 2012/185 E. - 2015/99 K. sayılı dava dosyasında tazminat isteklerinin değerlendirilmeksizin kararın onandığını ileri sürdüğü, buna dayanak olarak da Yargıtay ilamındaki muhalefet şerhini gösterdiği, her iki davada da aynı sebeplere dayanıldığının açık olup davacının tazminat isteğinin dava dışı kişiler ile birlikte açılan İstanbul Anadolu 19. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/185 E. sayılı dosyada incelendiği ve kesin olarak hükme bağlandığı, buna göre, her iki davanın tarafı, konusu ve sebeplerinin aynı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1).b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunda bildirdiği sebepler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, TBK'nın 19. maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı muvazaalı işlemin iptali ile tazminat istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 19. maddesi.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, eldeki davanın tarafları, konusu ve dava sebebi ile İstanbul Anadolu 19. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/185 E., 2015/99 K. sayılı ve anılan dosya ile birleşik İstanbul Anadolu 11. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2015/23 E., 2015/17 K.sayılı davanın konusunun aynı olduğu, yine daha önce açılan ve kesinleşen İstanbul Anadolu 11. (Üsküdar 2.) Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/126 E., 2011/320 K. sayılı kararında da iddia edilen hususların tartışılıp değerlendirildiğinin anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

17.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

269,85 TL 0.H.
80,70 TL P.H.
189,15 TL Kalan