Esastan ret

Taraflar arasındaki 5403 sayılı Kanun'un 8/i maddesi uyarınca ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 12.12.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde duruşmalı temyiz eden davalı vekili Avukat ... ile diğer taraftan davacı vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 529 ada 17 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davalının müvekkilinin taşınmazı ile sınırdaş 529 ada 18 parsel sayılı taşınmazı 01.12.2016 tarihli satış işlemiyle satın aldığını, müvekkilinin 5403 sayılı Kanun'un 8/i maddesi uyarınca davalıya karşı ön alım hakkını kullanmak istediğini belirterek, 529 ada 18 parsel sayılı taşınmazın müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, 5403 sayılı Kanun'un 8/i maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın 5403 sayılı Kanun kapsamında tarım arazisi olmadığını, resmi senette satış bedelinin düşük gösterildiğini gerçekte taşınmazın 745.750,00 TL bedelle satın alındığını, davacının satıcının kardeşi olduğunu, kötü niyetle ve dürüstlük ilkesine aykırı olarak bu davayı açtığını, davacının ön alım hakkının mevcut olduğu değerlendirilirse ön alım bedelinin objektif değer artışı nedeniyle uyarlanması gerektiğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, dosya kapsamına göre dava konusu taşınmazın tarım arazisi vasfında olduğu, ön alım bedelinin tapuda gösterilen satış bedeli ile alıcı tarafından ödenen tapu harç ve masrafları olduğu, objektif değer artışı nedeniyle ön alım bedelinin belirlenmesinin veya arttırılmasının istenemeyeceği, Anayasa Mahkemesinin 30.10.2014 tarihli kararıyla 5403 sayılı Kanun'un 8/i maddesinin Anayasaya aykırı olmadığına karar verildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 5403 sayılı Kanun kapsamında olmadığını, davanın 4721 sayılı Kanun'un 2 inci maddesine aykırı olarak açıldığını beyan ederek ve re'sen gözetilecek sebeplerle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ön alım bedelinin tapuda gösterilen değerden daha yüksek olduğunu ileri sürerek bedelde muvazaa iddiasında bulunulamayacağı gibi bedelin güncellenmesi talebinde de bulunulamayacağı, dosya kapsamına göre dava konusu taşınmazın 5403 sayılı Kanun kapsamında kaldığının anlaşıldığı, 5403 sayılı Kanun'un 8/i maddesini iptal eden 7255 sayılı Kanunu'nun 20 nci maddesinin geriye yürümeyeceği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf dilekçesinin esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 5403 sayılı Kanun'un 8/i maddesinin yürürlükten kaldırıldığını, 5403 sayılı Kanun Uygulama Talimatının 8.2.e maddesi uyarınca taşınmazın 5403 sayılı Kanun kapsamında yer almadığını, dava konusu taşınmazın satış tarihinde 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında kentsel genişleme alanında kaldığını, bilirkişi raporu ile yapılan değer tespitine göre davacının amacının tarım arazilerinin bütünlüğünün korunmasına yönelik olmadığı, davacının taşınmazın değerindeki artışın peşinde olduğunu ileri sürerek ve re'sen gözetilecek sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Dava, 5403 sayılı Kanunun'un 8/İ maddesine dayalı ön alım hakkından kaynaklanan tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5403 sayılı Kanun'un 8/İ maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 732 nci ve devamı maddeleri.

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Yargıtay duruşma vekalet ücreti 17.100,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.