Taraflar arasındaki itirazı iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 12.12.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir..

Belli edilen günde davalı şirket yetkilisi Süleyman Taşer ve davalı vekili Avukat ... gelmiş tebligata rağmen başka gelen olmadığından onların yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların murisi ...ın da arasında bulunduğu arsa sahipleri ile davalı yüklenici firma arasında 07.06.2006 tarihinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, sözleşmede davacıların murisi ...a 200 m² alana sahip 2 adet dükkanın tesliminin kararlaştırıldığını, davanın açıldığı günden bugüne kadar henüz dükkanları teslim etmediğini, sözleşme gereği her bir dükkan için aylık 1.500,00 TL kira tazminatının verilmesinin kararlaştırıldığını, 23.10.2010 tarihinden takip tarihi 16.05.2018 tarihine kadar toplam 218.250,00 TL kira tazminatının ödenmesi için Bursa 16. İcra Müdürlüğünün 2018/6280 E. Sayılı dosyası ile davalı şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin haksız yere icra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacağın % 40’ı oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın yasal süresi içerisinde açılmadığını, müvekkil şirketin zamanında teslim yapamamasının yasal gecikmeler, imar planı değişikliği, idari prosedür ve yasal zorunluluklardan kaynaklanmış olduğunu, müvekkili yüklenicinin objektif yükümlülüğe aykırı hareket ederek geç kalmasının söz konusu olmadığını, davacının miktarını ve hatta varlığını belirleyemediği bir alacak miktarı için önce dava açmak yerine icra takibi başlatarak kötü niyetle icra inkar tazminatına hak kazanmaya çalışmakta olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı yüklenici şirketin sözleşme edimini usulüne göre yerine getirmediği, bağımsız bölümlerin davacılara teslimini gerçekleştirmediği, sözleşmede teslim edilmeyen her bir bağımsız bölüm için her ay 1.500,00 TL kira yoksunluğu olarak ödeneceğinin belirlendiği, 23.10.2010 tarihinden her bir bağımsız bölüm için her ay için 1.500,00 TL olmak üzere toplam 218.250,00 TL kira tazminatının ödenmesi için icra takibi başlatıldığı, davalı şirketin itirazı nedeniyle icra takibinin durduğu, önceki döneme ilişkin Bursa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi kararının davacılar murisi açısından kesinleştiği, sözleşme kapsamına göre edimini yerine getirmeyen davalı şirket hakkında davacılar tarafından başlatılan icra takibinin haklı olduğu, alacağın yargılamayı gerektiği gerekçesiyle, itirazın iptali ile takibin devamına, alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde; zaman aşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmemiş olmasının hatalı olduğunu, dosya kapsamında delillerin toplanması için bildirildiğini ancak delillerin toplanmadığını, yapı ruhsatının ve mimari projenin belediyeden celp edilmediğini, ruhsat ve proje getirtilmeden imara uygunluk denetiminin yapılamayacağını, raporların eksik ve çelişkili olduğunu, tanıklarının dinlenmediğini, ihtarnamede ileriye dönük faiz istenemeyeceğini, bir kısım gecikme var ise de bunun davacıların imar plan değişikliği istemelerinden kaynaklandığını, davacı tarafın diğer mirasçılar ile birlikte yaşadıkları anlaşmazlıklar ve ölen murislerin yerine geçen arsa sahiplerine ait vekaletnameler tamamlanmadığından yasal prosedürde gecikmeler yaşandığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 5 parsel sayılı taşınmazın yapı ruhsatının bulunmadığı, taşınmaz üzerinde 3 katlı bina bulunmasına rağmen kullanılabilir vaziyette olmadığı, yüklenici tarafından inşaatın sözleşme ve mevzuata uygun şekilde teslim edildiğinin ispatlanamadığı, kaldı ki yapı ruhsatı bulunmayan binanın kaçak yapı niteliğinde bulunmasına göre hukuka uygun geçerli bir teslimden bahsedilemeyeceği, İmar Müdürlüğü ile yapılan yazışmalardan taşınmaz hakkında yapı ve ruhsat durdurma işlemleri bulunmadığı, bu haliyle sözleşme konusu inşaatı yapmaya davalı yükleniciyi engelleyici ve zorunlu sebep bulunmadığından davalı yüklenicinin temerrüde düştüğü, sözleşme feshedilmediğinden yüklenicinin gecikme dönemindeki zarardan sorumlu olduğu, sözleşme fesih edilmediğinden zaman aşımı süresinin başlamadığı, sözleşme ile birlikte yükleniciye vekaletname verildiği gibi sonradan gerekmesi halinde bu husus usulünce arsa sahibine ihtar edilmediğinden arsa sahiplerinin temerrüdünden bahsedilemeyeceği, 24.03.2010 tarihli ihtarname ile davalı yüklenicinin temerrüde düşürüldüğü gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili, istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı gecikme tazminatının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 355 ve devamı maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 67 nci maddesi

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Arsa sahiplerinin davalı yükleniciye göndermiş olduğu 24.03.2010 tarihli ihtarnamede, sözleşmede aylık 1.500,00 TL gecikme tazminatının kararlaştırıldığının, arsa sahiplerinden ...a 2 adet dükkanın teslim edilmediğinin, ihtarname öncesi 24 aylık gecikme tazminatı 72.000,00 TL’nin ödenmesinin talep edildiği görülmüştür. Davaya konu icra takibinde, 24.10.2010 tarihinden takip tarihi 16.05.2018 tarihi arasındaki dönem için gecikme tazminatı ve 25.04.2010 tarihinden itibaren 79.727,86 TL işlemiş faiz alacağı talep edilmiştir. Bu durumda 24.03.2010 tarihli ihtarnamenin, 24.10.2010-16.05.2018 tarihleri arasındaki gecikme tazminatı yönünden temerrüte düşürecek nitelikte olmadığı, davaya konu dönemler yönünden davalı yüklenici temerrüte düşürülmediğinden işlemiş faizin talep edilemeyeceği göz önünde bulundurularak asıl alacak yönünden itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirir ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.

Açıklanan sebeplerle;

1. bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2. bentte açıklanan nedenlerle, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasından, ‘Davanın Kabulü ile’ ibaresinin çıkartılarak yerine ‘Davanın kısmen kabulü ile’ ibaresinin, (1) numaralı bendinde yer alan ‘İPTALİ ile, takibin devamına’ ibaresinin çıkarılarak yerine ‘kısmen iptali ile, takibin asıl alacak üzerinden devamına’ ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak, Yargıtay duruşmasında vekil ile temsil olunan davalıya verilmesine,

İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının davalıya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.