Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 12.12.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacı vekili Avukat Zehra Fadime Dönen geldi. Tebligata rağmen karşı taraftan gelen olmadığı anlaşılmakla onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile yüklenici firma davalı arasında 08.05.2014 tarihinde Beypazarı Kanalizasyon Sistemi Ana Kolektör Hattı Terfi İstasyonları Terfi Hatları ve Atık Su Arıtma Tesisi İnşaat işine ilişkin alt yüklenici sözleşmesi imzalandığını, davacının alt yüklenici konumunda olduğunu, sözleşmeye istinaden davacı tarafından saha hazırlık çalışmaları gerçekleştirildiğini, masraflar yapıldığını, işçilerin sahaya getirildiğini, işe başlanması adına taraflar arasındaki görüşmelerde davalının her hangi bir sebep göstermeksizin işin yapımını ertelediğini, davalının 09.01.2015 tarihinde Bodrum 6. Noterliğinin 00130 yevmiye no.lu ihtarnamesi ile davacının yetkilendirildiği Levent Ahmet Acar'ın yetki dışında işler yaptığını iddia ederek azledildiğini bildirildiğini, yine davalı tarafından 09.01.2015'de Bodrum 6. Noterliğinin 00126 yevmiye no.lu ihtarnamesi ile sözleşmeden kaynaklanan işin Beypazarı Büyükşehir Belediyesi tarafından ASKİ'ye devredildiğinden bahisle sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiğini, davalının fesih nedeninin mücbir sebep olmayıp davacıyı zarara uğrattığını, davacı tarafından Ankara 17. Noterliğinin 05.03.2015 tarih 03574 yevmiye nolu ihtarname ile sözleşmenin 7. maddesindeki cezai şartın ödenmesi gerektiğinin bildirildiğini, davalının sözleşmenin 7. maddesine göre sözleşme bedeli 2.537.497,27 TL'nin %25'i 634.374,30 TL cezai şartı davacıya ödemesi gerektiğini, bu süreçte davacının davaya konu sözleşmeden kaynaklı işi yapacağından kendisine gelen diğer işleri almadığını, bu sebeple büyük ölçüde yoksun kalının karın ortaya çıktığını, ayrıca işe ilişkin saha hazırlık çalışmaları yaptığını, saha masrafları yaptığını, bu süreçte davacının masraf yapıp zararlarının ortaya çıktığını belirterek sözleşmenin haksız nedenle feshinden doğan 634,374,30 TL cezai şartın 09.01.2015'ten itibaren avans faizi ile birlikte davacı tarafından yoksun kalınan kar ve yapılan masraf nedeniyle ortaya çıkan zararlardan şimdilik 1.000,00 TL'nin ve masrafların yapıldığı tarihten itibaren avans faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının Beypazarı Kanalizasyon Sistemi Ana Kolektör Hattı Terfi İstasyonları Terfi Hatları ve Atık Su Arıtma Tesisi İnşaatı işi ile ilgili olarak Levent Acar'a takip vekaleti verilerek Beypazarı Belediyesi ile 28.03.2014 tarihinde sözleşme imzalandığını ancak davalının ihaleye girip sözleşmeyi imzaladığı tarihte 6747 sayılı Kanunla değişik 6360 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin 8. fıkrası hükmü gereği ve borç ve alacakların devir tasfiye ve paylaştırılmasına ilişkin 28.03.2014 tarihli devir tasfiye ve paylaştırma komisyonu kararı uyarınca Ankara Büyükşehir Belediyesi işlerinin ASKİ Genel Müdürlüğüne devredildiğini, davalı şirketin OBM şirket yetkilisi Levent Acar ve tüm ilgililere tebliğ edilmiş olduğu o tarihten bu yana devir işlemleri bitmediğinden Beypazarı Kolektör Hattı İşinin davalı tarafça yapılamadığını, hiç bir ilgiliye de yaptırılamamış olduğunu, halen ASKİ ile görüşmelerin devam ettiğini, davalı şirket ile Levent Acar arasında devir komisyonuna iş devredildikten ve işi yüklenici olarak yapma imkanı yokken 08.05.2014 tarihli bir sözleşme imzalandığı ve sözleşmeyi Levent Acar'ın şirketi borca sokan bir işlem olduğundan yetkilerini aşarak düzenlediğinin ortaya çıktığını, Levent Acar'ın 04.06.2014 tarihinde azledildiği halde bir çok taşeronla benzer anlaşmalar yaptığının ortaya çıktığını, hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, işin askıya alındığının ASKİ tarafından taşeronlara da tebliğ edildiğini, kendilerinin taşeronlara beklemeleri gerektiğini, yapılmış işler var ise sözleşmeler geçersiz olduğu halde bu işlerin faturaları mevcut ise bunların ödeneceğinin belirtildiğini ancak davacının bu güne kadar ne yapılan işin faturasını ne de onaylı ve tarihli bir hakediş gönderilmediğini, Beypazarı Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından tespit yapıldığını, çalışan herhangi bir taşeron ve yapılmış bir iş olmadığının tespit edildiğini, davalının hiçbir imalat yapmamış olduğunu, belediye tarafından ve ASKİ tarafından onay alınamadığından işlerin durdurulmuş olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı, davalı yüklenici ile davacı alt yüklenici arasında 08.05.2014 tarihli alt yüklenici sözleşmesi imzalandığı, davacı alt yükleniciye 03.06.2014 tarihinde yer teslimi yapıldıktan sonra 11.06.2014 tarihinde davalı tarafından davacıya gönderilen yazıda onay alınamadığı belirtilerek herhangi bir çalışma yapılmamasının istenildiği, ikinci kez 19.06.2014 tarihinde çalışma yapılmaması yönünde davalı tarafından davacıya yazı gönderildiği, yasal düzenlemenin yürürlüğü 30.03.2014 tarihi olsa da esasen alt taşeron sözleşmesine konu işi kapsayın projenin 03.10.2013 tarihli Devir Tasfiye ve Paylaşma Komisyonu Kararı uyarınca ASKİ'ye devri kabul edilmekle davalı ile Beypazarı Belediyesi arasında 28.03.2014 tarihinde imzalanan sözleşme tarihi itibariyle söz konusu işin ASKİ'ye devrinin yapılmış olduğu, ancak Beypazarı Belediyesi tarafından yüklenici davalıya sözleşme konusu işin ASKİ'ye devredildiği 02.07.2014 tarihli yazı ile bildirilerek taleplerin ASKİ'ye yapılmasının istenilmesi karşısında davalı yönünden içeriğinde ana sözleşme ve eklerinin ayrılmaz parçası olduğu kabul edilen 08.05.2014 tarihli alt yüklenici sözleşmesinin devir süreci nedeniyle davalı kusuru olmaksızın askıda olduğunun kabulü gerektiği, 08.05.2014 tarihli sözleşmenin 2. maddesinde davalı ... ... GMBH ile idare arasında imzalanan ana sözleşme ve eklerine uygun olarak işin yapılacağı belirtilmekle asıl sözleşmenin askıda olması halinde buna bağlı olarak alt yüklenici sözleşmesinin de askıda olacağı, davalının davacı alt yükleniciye yer tesliminden 7 gün sonra onay alamadığını belirterek çalışmaya başlamaması hususunu iki kez yazılı olarak bildirdiği, ASKİ tarafından iş onayı alınamadığından bahisle alt yüklenici sözleşmesini feshinde davalıya yüklenebilecek bir kusur bulunmadığı, bu kapsamda davacı yanın cezai şart ve kar mahrumiyet talebinin yerinde olmadığı, davacı tarafından alt yüklenici sözleşmesi uyarınca yapıldığı kanıtlanan bir iş bedeli bulunmadığı, davacı yanın sözleşmeye hazırlık aşamasında yapmış olduğu masraf kalemlerini talep edebileceği anlaşılmakla birlikte bu kapsamda sunulan faturaların dava konusu iş nedeniyle yapılan masraflara ilişkin olduğu iddiasının davacı tarafça kanıtlanamadığı keza bu faturaların davacı ticari defterinde kaydına rastlanmadığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporlarının kanunda sayılan süre sınırının dışında mahkemeye sunulduğunu, mahkemeden dosyanın sürüncemede kalmasına neden olan bilirkişi heyetinin reddi ile yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasının istenmesine rağmen sadece itirazları karşılamaktan uzak ek raporlar alındığını, dosyaya giren belgelerin değerlendirilmediği gibi ek raporda da itirazların karşılanmaması üzerine dosyanın yeni bir heyete tevdine ilişkin talebin reddedildiğini ve ek rapor alınmasına karar verildiğini, bilirkişi heyetinin ek raporunu 27.06.2019 tarihinde HMK'da sayılan süre aşılarak mahkemeye sunulduğunu, bunun da HMK'nın 274. maddesine aykırı olduğunu, dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edilmesi gerektiğini, bilirkişi heyetinde hukuk alanında uzman akademisyen bir kişinin bulunması gerektiğini, sözleşmenin 11. maddesinde idarenin, imalatın teknik şartnameye aykırılığı ile ilgili olmayan herhangi bir sebeple ana sözleşmeyi ve buna bağlı olarak da iş bu sözleşmenin sona ermesi halinde yüklenici PWT, yapılan imalat bedellerini ödeyeceği gibi ayrıca işbu sözleşme bedelinin %25'i oranında cezai şart ödeyeceğinin düzenlendiğini, buna göre imalatın teknik şartnameye aykırı olması halinde yüklenicinin cezai şart ödemekle yükümlü olmayacağı, bunun dışında herhangi bir sebeple sözleşmenin sona ermesi halinde ise cezai şart ödeneceğinin kararlaştırıldığını, Ankara 3. İdare Mahkemesinin 2014/1358 Esas sayılı dava dosyasının taraflarının Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü ile Ankara Valiliği olduğunu, Devir Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonu kararı ile sözleşme konusunun ASKİ'ye devredildiğini ve ASKİ tarafından bunun iptali için açılan davanın reddine karar verildiğini, yürütmenin durdurulması kararının bulunmadığını, dolayısıyla sözleşmenin geçerli kurulduğunu ve askıda olmadığını, sözleşmenin imalata başlanmasıyla yürürlüğe gireceği ve imalata başlanmaması nedeniyle yürürlüğe girmediği yönündeki bilirkişi görüşünün kabulünün mümkün olmadığını, sözleşmede böyle bir düzenleme bulunmadığını, sözleşme maddeleri değerlendirilerek cezai şartın değerlendirilmesi gerektiğini, bu nedenle yeniden içinde hukukçu bilirkişinin olduğu bir heyetten rapor alınması gerektiğini, sözleşmenin imalatın teknik şartnameye aykırılığı ile ilgili olmayan başka bir sebeple feshedildiğini, davalının Beypazarı Belediyesi ile arasındaki sözleşme doğrultusunda yapılacak olan işin ASKİ'ye devredildiğini ve ASKİ'nin işi onaylamadığını, bu nedenle işin yapılamayacağını belirterek, mücbir sebep iddiası ile sözleşmeyi feshettiğini, oysa Beypazarı ile yapılan sözleşmenin ASKİ'ye devredildiğini ve bunun için ASKİ'nin onayının gerekmediğini, ASKİ kayıtlarına göre de 28.09.2016 tarihine kadar sözleşmenin ayakta kaldığı ancak davalının sorumluluklarını yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmenin feshine karar verildiğini, her iki tarafın da tacir olduğunu ve sözleşme hükümlerine bağlı olduğunu, ifa imkansızlığının bulunmadığını, ASKİ'nin işin tamamlanması için davalıya uyarılarda bulunduğunu, davalının ise müvekkilinden işin yapılmamasını istediğini ve işin ilerlemesine engel olduğunu, oysa müvekkilinin şantiye binası kurularak kazı çalışmalarına başladığını, işçilerin sigortalarının başlatıldığını, itirazları karşılamayan bilirkişi raporunda kazıların Beypazarı Belediyesi'nce yapıldığı yönde görüş bildirilmiş ise de idarenin ihlal ettiği bir işle ilgili kendi bünyesinde çalışma yapmayacağının izahten vareste olduğunu, ASKİ'nin işin tamamlanmasını beklediğini, uyarılara rağmen davalının edimini yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmeyi feshettiğini, bu nedenle davalının fesih ihtarında bildirilen nedenlerin gerçeğe uygun olmadığını, fesih bildiriminin haklı nedene dayanmadığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle taraflar arasındaki sözleşmede davalı ile dava dışı idare arasındaki sözleşmeye atıfta bulunulmuş olmasına, davaya konu taraflar arasındaki sözleşmede iş süresinin 340 gün olup, tarafların kusuru bulunmaksızın 6360 sayılı Yasa kapsamında dava dışı Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından Ankara Valiliği aleyhine Ankara 3. İdare Mahkemesinin 2014/1358 Esas sayılı dava dosyası nedeniyle sözleşmenin sözleşmede kabul edilen süre içinde ifa imkanının bulunmamasına, bu kapsamda davacının işe başlanamadığı yönündeki ihtarlara davalı tarafça verilen 11.10.2014 tarihli cevabi ihtarın kapsamı ve mahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre davacının sözleşme kapsamında davalı yararına imalat yaptığını ıspat edememiş olmasına göre verilen karar usul ve yasaya uygun olmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; işin başlamaması ve sözleşmenin feshinde davalının kusurlu olduğu, raporun hükme esas alınmaması gerektiği, kök raporda görüşünü yer teslim tutanağı olmamasına dayandırmasına rağmen dosya içerisinde yer teslim tutanağının bulunduğu, buna rağmen ek raporda ek raporda görüşlerinin değişmediği, ASKİ'nin sözleşmeyi davalının edimlerine yerine getirmemesi ve işte herhangi bir ilerleme kaydetmemesi nedeni ile feshettiği, bu nedenle davalının fesihte kusurunun olduğu,
İdare mahkemesinde görülen davada hiçbir zaman yürütmenin durdurulması kararı verilmediği, sözleşmedeki cezai şart hükmünün imalata başlanması şartına bağlı olmadığı, ticari hayat içerisinde özellikle bu denli büyük ve kapsamlı sözleşmelerin, ticari işlerin bir günde yapılmadığı birçok görüşme gerçekleştirilip anlaşma zemininin oluşmasını müteakip zaman ve paradan tasarruf etmek adına birtakım hazırlıklara başlanabildiği, yapılan harcamalara ilişkin taleplerin bu kapsamda değerlendirilmemesinin hatalı olduğu, bilirkişi raporlarının yasal süreden sonra sunulduğu, raporların denetime elverişli olmadığı, hukukçu bilirkişi atanmadan inceleme yapılmasının doğru olmadığı belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart bedelinin tahsili, müspet ve menfi zararların tazmini istemlerine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370. maddeleri, 266. maddesi,
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 470 vd. maddeleri,
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle; sözleşmenin hukuki imkânsızlık sonucu ifası imkânsız hale geldiğinden, davacı taşeronun cezai şart ve yüklenicinin kusuru nedeniyle sözleşmenin feshi halinde isteyebileceği kâr kaybı alacağını istemesinin mümkün olmadığı, ancak verdiklerini ve yaptığı masrafları geri istemesinin mümkün olduğu, dosya kapsamında işe ilişkin saha hazırlık çalışmaları ve bu kalemlere yönelik saha masrafları yapıldığının ispatlanamadığı, 6100 sayılı HMK'nın 6754 sayılı Bilirkişilik Kanununun 40. maddesi ile değişik 266. maddesi gereğince hukukçu bilirkişi atanmamasında hata olmadığı anlaşılmakla davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunmadığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Aşağıda yazılı harcın temyiz eden ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.