Esastan Ret

Taraflar arasındaki iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 25.01.2012 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek 230.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

1.Davalı ... Makine.. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle diğer davalı ile aralarında düzenlenmiş olan sözleşmede iş güvenliğinden taşeronun sorumlu olacağı yönünde hükümlerin yer aldığı, asıl işveren olan müvekkilince ise gerekli denetim görevinin eksiksiz olarak yerine getirildiği, çalışanlara usulüne uygun şekilde iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin verildiği. İş güvenliğinin sağlanmasında hiçbir eksikliğin söz konusu olmadığı, çalışma anında kullanılmış olan merdivenin de klas kuruluşları ile ... tarafından belirlenen standartlara uygun bulunduğu, kazalı işçiye koruyucu malzemelerin verilliği, düzenli gaz ölçümü yapıldığı, kazalı işçinin ağır kusuruyla meydana gelmiş olan olayın aslında iş kazası niteliğinde bulunmadığı, olay sırasında kendisine bir iş talimatı verilmediği halde kazalının öğle yemeği tatilinde ve çalışmaa yeri dışında dolaşırken olayın meydana geldiğini beyan ederek açılan davanın reddini talep etmiştir.

2.Davalı ...... Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; geminin 2 nolu kargo tankında meydana gelmiş olan iddiaya konu olayın iş kazası mahiyetinde bulunmadığı, olayın çalışma yapılmayan öğle istirahatı sırasında gerçekleştiği, ayrıca söz konusu kargo tankında da başka bir taşeron firmanın faaliyet gösterdiği, kazalının yasak olan bir alana girmesi nedeniyle olayın meydana geldiği, olayda tümüyle kazalının kusurlu olduğu, müvekkilinin ise iş güvenliği ile ilgili tüm yükümlülüklerini yerine getirdiği, bu konuda eğitimler verdiğini, emniyet kemeri ve baret ile eldiven gibi gerekli koruyucu ekipmanları temin ettiğini, asıl işverenliğin güvenlik mühendisleri tarafından düzenli olarak denetimlerin yapıldığını, kazalının düştüğü merdivenin ... standartlarına uygun olduğu, olay mahallinde teknik olarak hiçbir eksikliğin veya hatanın bulunmadığı, bu nedenle davalıların kusurlu olmadığını beyan ederek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, 242,82 TL maddi tazminatın ve 4000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 25.01.2012 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, maddi ve manevi tazminat talebi yönünden fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Adli Tıp Kurumu Raporunda müvekkiline herhangi bir maluliyet oranı belirlenmemiş olmasının kabul edilebilir olmadığını, müvekkilinin ücretinin ve ücrete eklenen yemek bedelinin doğru tespit edilmediğini, verilmesi gerektiğini belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 22.08.2008 tarihinde davalı ... Makine ve Denizcilik Endistüri ve Tic. A.Ş'ye ait tersanede alt işveren ... ünvanlı işyerinde geminin kargo tankının bulunduğu mahale, burada mevcut olan dik merdiveni kullanarak inmeye çalışması sırasında meydana gelen dengesizlik neticesinde davacının bulunduğu konumdan düşerek yaralanması şeklinde meydana gelen iş kazasında 07.03.2015 tarihli bilirkişi raporu ile davalı ... Makine ve Denizcilik Endistüri ve Tic. A.Ş %40, davalı ...-Fahri Töngelci %40, davacı kazalı işçi ise %20 oranında kusurlu bulunduğu, 27.02.2015 tarihli SGK sürekli işgöremezlik derecesi tespitine ilişkin sağlık kurulu kararı, 03.02.2016 tarihli Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu kararında ve 07.04.2017 tarihli Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu kararında davacının kontrolü gerekmeyen kesin sürekli iş göremezlik derecesinin %0 olduğu, yani fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğu ve malüliyet tayinine mahal olmadığının tespit edildiği davacının 22.08.2008 - 05.10.2008 tarihleri arası 44 gün istirahatli olduğu ve geçici iş göremezlik ödeneği aldığı, Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin emsal nitelikteki 18.07.2007 gün, 2007/9440 E. - 2007/14060 K. no.lu kararında da belirtildiği üzere davacının zararlandırıldığı olay nedeni ile tedavisinin devam ettiği ve çalışamadığı sürelerde %100 işgücü kaybına uğradığının kabul edildiği, davacının ücretinin, Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin yerleşik kararlarında yasal asgari ücretlerin üzerindeki ücret iddiasının kanıtlanması için tanık anlatımlarının tek başına yeterli olmayacağı, toplu iş sözleşmesi bulunmayan işyerlerinde çalışan sendikasız işçiler için sendikalar tarafından bildirilen emsal ücretlere itibar olunamayacağı, ticaret odalarının ve esnaf odalarının emsal ücret belirleyebilecek konumda olmadığı belirtildiğinden, Kurum kayıtları doğrultusunda aylık brüt 660,00 TL kabul edilerek davacının maddi tazminatının 242,82 TL olarak belirlendiği gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun ...nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebepler ile hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu ileri sürerek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının tazminat istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 ncü maddesi ile 4857 sayılı İş Kanun'un 2 nci ve 77 nci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun 4 ncü maddeleridir.

1. Davacı vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 20.07.2016 tarihinden itibaren uygulanan 8 inci maddesinin 3 üncü fıkrasına göre, “Bölge Adliye Mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri beş bin lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Bu fıkradaki “beş bin” ibaresi 6763 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile “kırk bin Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir.
Mülga 5521 sayılı Kanun'un, 6763 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile değişik beşinci fıkrasına göre parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür.

25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 8 inci maddesinde “temyiz edilemeyen kararlar” sayılmış ancak miktar itibariyle kesinliğe bu maddede yer verilmemiş, 7/3 üncü maddede, 6100 sayılı HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümlerinin, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir.

6100 sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca, bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararların temyiz yoluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. HMK Ek madde 1 hükmüne göre de 362 nci maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir.

...nın 362/2 nci maddesine göre “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir”

...nın 366 ncı maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346 ncı madde uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtaya gönderilmiş ise 01.06.1990 tarih, 1989/3 E. - 1990/4 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin reddine karar verebilecektir.

Yukarıda belirtildiği şekilde, iş mahkemelerinin kararlarının istinaf incelemesi sonucu bölge adliye mahkemelerince verilen kararlarda karar tarihine göre kesinlik sınırı: 20.07.2016 - 01.12.2016 tarihleri arasında 5.000,00 TL; 02.12.2016 tarihi sonrası için 40.000,00 TL; 01.01.2017 sonrası için 41.530,00 TL ve 01.01.2018 tarihi sonrası için 47.530,00 TL; 01.01.2019 tarihi sonrası için 58.800,00 TL, 01.01.2020 tarihi arası için 72.07000 TL, 01.01.2021 tarihi sonrası için 78.630,00 TL, 01.01.2022 tarihi sonrası için 107.090,00 TL, 01.01.2023 tarihi sonrası için 238.735,737 TL’dir.

Bu tür davalarda, 6100 sayılı HMK’nın 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.

Belirtilen açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, temyize konu tutarın yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla davacı vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.

2. Davacı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz kapsam ve nedenlerine göre, hükme esas alınan hesap raporundaki hesap ilkelerinin Dairemizce benimsenen ilkelere uygun olması ve davacı vekilince temyiz sebebi olarak ileri sürülen sebeplerin aynı zamanda istinaf sebebi olarak daha evvelce ileri sürüldüğü ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde açıklandığı şekilde incelenerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği bu yönle Bölge Adliye Mahkemesince oluşturulan gerekçenin de yerinde olduğu dikkate alındığında kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

1. Davacı vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE,

2.Davacı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin ilgilisinden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.