Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin 28.03.2019 tarihinde tebliği üzerine davalı vekilinin 09.04.2019 tarihinde verdiği dilekçesinde hükme ilişkin temyiz sebeplerini bildirerek katılma yolu ile temyiz isteminde bulunduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle,
Davanın niteliğine göre, davacı vekilinin duruşmalı inceleme isteminin, 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesi gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 27.12.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturma nedeniyle müvekkilinin 25/08/2016 tarihinde gözaltına alındığını, 20 günlük gözaltı süresi sonunda İstanbul 5. Sulh Ceza Hakimliği 2016/338 sorgu sayılı kararıyla 25/08/2016 tarihinde hakkında yurt dışı çıkış yasağı konularak tahliye edildiğini, atılı suça ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul C.Başsavcılığı 07/09/2017 tarih 2017/88992 soruşturma, 2017/58489 karar sayılı KYOD kararı verildiğini, müvekkili hakkında uygulanan haksız gözaltı ve tutuklama işlemleri nedeniyle 25.157,96 TL maddi, 100.000 TL manevi tazminatın haksız işlem tarihinden itibaren işleyecek en yüksek kredi faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin de davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 11/07/2018 tarihli dilekçesi ile dava dilekçesinde belirtilen maddi tazminat talebinin 1.234,37 TL daha arttırılmasını talep etmiştir.
2. Davalı vekili 16.02.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
3. İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.09.2018 tarihli ve 2017/493 Esas, 2018/369 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 12.03.2019 tarihli ve 2018/4282 Esas, 2019/740 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekiki ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 28.09.2021 tarihli, davacı vekilinin temyiz talebinin reddi ile davalı vekilinin temyiz talebinin kabulü ile hükmün bozulması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
A.Davacı vekilinin temyiz sebepleri
1.Maddi tazminat talebinin tamamının kabul edilmesi gerektiğine,
2.Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna,
ilişkindir.
B.Davalı vekilinin temyiz sebepleri
1.Davanın yasal sürede ve yetkili mahkemede açılmadığına,
2.Davanın reddi gerektiğine,
3.Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarının fahiş olduğuna,
4.Reddedilen miktar üzerinden davalı lehine vekâlet ücreti ödenmesi gerektiğine ve yargılama giderlerinin Hazineye yüklenemeyeceğine,ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü:
Davacı ...’in, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca yapılan 2016/85545 soruşturma sayılı dosyası kapsamında 06/08/2016 tarihinde gözaltına alındığı, 25/08/2016 tarihinde tutuklanması talebiyle İstanbul 5. Sulh Ceza Hakimliği tarafından 2016/338 sorgu numarası ile 'yurt dışına çıkmamak' suretiyle adli kontrol altına alınmasına karar verildiği, yapılan soruşturma sonucunda 07/09/2017 tarihinde 2017/58489 karar numarası ile hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, kararın davacıya 27/09/2017 tarihinde tebliğ edildiği tespit edilmiştir.
KYOK kararının davacıya tebliğ ile bildirildiği ve kararın itiraz edilmeden kesinleştiği, kesinleşmeden itibaren 1 yıllık süre geçmeden ve öğrenmeden itibaren 3 aylık süre içerisinde davanın açılmış olması nedeniyle, davanın süresinde açıldığı tespit edilmiştir.
Davacı vekili aracılığıyla vermiş olduğu dava dilekçesinde, maddi tazminata ilişkin olarak soruşturma aşamasında el konulan telefon, bilgisayar gibi eşyaları kullanamaması nedeniyle yeni bilgisayar ve telefon aldığını belirterek bu bilgisayar ve telefon ücretlerini talep etmiş ise de, soruşturma neticesi söz konusu bilgisayar ve telefonların davacıya iade edildiği, bu yönüyle oluşmuş bir maddi zararın bulunmadığı, davacı tarafından soruşturma aşamasında internette bulunan haber sitesinde yer alan habere ilişkin iletişimin engellenmesi talebinde bulunarak yapmış olduğu masraflar, soyut bu soruşturmadan kaynaklandığı belli olmayan belgelenememiş OGS ücreti ve benzin masrafları, uçak bileti ve hastane masrafları ile soruşturmadan kaynaklı doğrudan kendisinin uğradığı bir zarar olmayan eşine ait pasaport, vize ve noter ücretleri ile kişisel kullanımı için gözaltındayken almış olduğu eşyaların ücretlerini talep edildiği, ancak talep edilen bu ücretlerin davaya konu KYOK kararı verilen soruşturmadan doğrudan kaynaklı harcamalar olmadığı, bu itibarla maddi tazminata konu olamayacağı, KYOK kararı verilen davaya konu soruşturma aşamasında davacının vekil olarak tayin etmiş olduğu avukata ödediği ücrete ilişkin ibraz edilen serbest meslek makbuzları nedeniyle soruşturma aşamasında tutmuş olduğu avukata ödediği sabit olan 10.000,00 TL vekalet ücretinin ise soruşturmadan kaynaklı gider olduğu belirlenerek 10.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmiştir.
Haksız işlem nedeni ile davacının manevi tazminata ilişkin talebinin yapılan değerlendirmesinde, davacının ceza soruşturması geçirdiği ve hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, bu soruşturma nedeniyle 06/08/2016 ila 25/08/2016 tarihleri arasında gözaltında kaldığı ayrıca 14/06/2017 tarihinde adli kontrol tedbirinin sonlandırıldığı, KYOK kararı verilmesi neticesi soruşturma aşamasında yapılan gözaltı ve adli tedbir işlemlerinin haksız olduğu, adli tedbir işlemleri nedeniyle geçen süreler, davacının ekonomik durumu ve sosyal çevresi, haksız işlem nedeni ile toplum içerisinde düştüğü durum, kişinin içsel dünyasındaki yansıması, duyduğu manevi ıstırap ve yaşanan mağduriyet gözetilerek, hakkaniyet ve nefaset ölçüsü içerisinde ve kişide manevi tazminat nedeni ile zenginleşmeye sebebiyet vermeyecek biçimde tazminat verilmesi değer ve kriterleri gözetilerek, davacıda manevi zarar oluştuğu kabul edilerek 2.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü:
İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, hükmedilen vekâlet ücretinin düzeltilmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Tazminat talebinin esasını oluşturan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/88992 soruşturma sayılı dosyası kapsamında davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 06.08.2016-25.08.2016 tarihleri arasında 19 gün gözaltında kaldığı, yapılan soruşturma sonunda 07.09.2017 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, gözaltına alınma tarihi itibariyle davanın 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı anlaşılmıştır.
A. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
A.1.Maddi tazminat talebinin tamamının kabul edilmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden;
5271 sayılı Kanun'un 141 inci maddesine göre ''suç soruşturması veya kovuşturması sırasında'' uygulanan koruma tedbirlerine karşı devlet aleyhine tazminat davasının açılabileceği belirtilmiş olup, davacının avukatlık ücret masraflarının, noter masraflarının, yakınlarının yapmış olduğu masrafların (OGS ücreti, benzin masrafları), davacının kişisel eşyaları için yapılan masrafların, davacının hastaneye ödemiş olduğu muayene ücret farkının, uçak bilet bedellerinin, eşi için yapılan pasaport harcının, vize ücretinin ve noter çeviri masraflarının, yurt dışına çıkma yasağı sebebiyle uğranılan zararların ödenmesini talep etmiş ise de davacının talep etmiş olduğu zararların 5271 sayılı Kanun'un 141 inci ve devamı maddelerine göre belirlenmesi gereken zarar kapsamında değerlendirilemeyeceğinden bu taleplere ilişkin maddi tazminatın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
A.2.Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti yapıldığından hükmedilen manevi tazminat miktarında hukuka aykırılık görülmemiştir.
B. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
B.1.Davanın yasal sürede ve yetkili mahkemede açılmadığına ilişkin temyiz sebepleri yönünden;
5271 sayılı Kanun’un "Tazminat istemi" kenar başlıklı 142 inci maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.
Hükmü karşısında tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/88992 soruşturma sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın davacıya 27.09.2017 tarihinde tebliğ edildiği ve itiraz edilmeksizin kesinleştiği, buna karşın tazminat davasının kanunda belirlenen süre içerisinde 27.12.2017 tarihinde açılmış olduğunun anlaşılması karşısında davalı vekilinin davanın süresinde açılmadığına yönelik temyiz sebebinin reddine karar verilmiştir.
5271 sayılı Kanun’un "Tazminat istemi" kenar başlıklı 142 inci maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(2)İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır.''
Hükmü karşısında davacının davacının oturduğu yer adresinin Ataşehir/İstanbul olduğunun anlaşılması karşısında davalı vekilinin davanın yetkili mahkemede açılmadığına yönelik temyiz sebebinin reddine karar verilmiştir.
B.2. Davanın reddi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden;
5271 sayılı Kanun’un "Tazminat istemi" kenar başlıklı 141 inci maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;
anuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,
Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.
Bu itibarla kanunda öngörülen yasal şartlar oluştuğundan davanın kısmen kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B.3.Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarının fahiş olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Avukatlık ücretinin davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayanması nedeniyle davacı tarafça sunulan serbest meslek makbuzunda belirtilen miktarın maddi zarar miktarının tayininde esas alınamayacağı, ancak; tazminat talebinin dayanağı olan soruşturma dosyasında davacının kendisini vekil ile temsil ettirdiği dikkate alınarak, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde ceza soruşturması evresinde takip edilen işler için belirlenen vekalet ücreti olan 660,00 TL'nin maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması kanuna aykırı bulunmuştur.
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti yapıldığından hükmedilen manevi tazminat miktarında hukuka aykırılık görülmemiştir.
B.4.Reddedilen miktar üzerinden davalı lehine vekâlet ücreti ödenmesi gerektiğine ve yargılama giderlerinin Hazineye yüklenemeyeceğine ilişkin temyiz sebepleri yönünden;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 tarih, 2007/8-2 Esas, 2007/63 Karar sayılı kararında da belirtildiği gibi haksız tutuklamadan kaynaklanan tazminat davalarında, tazminat miktarının davacı tarafça kesin bilinmesi mümkün olmadığından, davalı lehine avukatlık ücreti ödenebilmesi ancak davanın tamamen reddi halinde mümkün olduğundan davalı lehine vekâlet ücreti ödenmemesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Yürürlükteki mevzuat uyarınca yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına hukuka aykırılık görülmemiştir.
Gerekçe bölümünün (B.2.) paragrafında açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 12.03.2019 tarihli ve 2018/4282 Esas, 2019/740 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesi gereği hükmün birinci (1.) paragrafında yer alan bölümün tamamen çıkarılarak, yerine "davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 660,00 TL maddi tazminatın 07.09.2017 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine” ibaresinin eklenmesi, değişen vekâlet ücreti açısından hükmün beşinci (5.) paragrafında yer alan bölümün tamamen çıkarılarak, yerine ''yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettiren davacı lehine, sulh ceza hakimliklerinde takip edilen işler için belirlenen 845,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine" ibaresinin yazılması suretiyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.10.2023 tarihinde karar verildi.