Esastan ret
Taraflar arasındaki limited şirket müdürünün azli davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Arben641 ... Eşya Teknik Servis Nakliye İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. kurulurken servis sahibi ortakların amacının masrafları azaltmak ve eşit oranda iş yapıp eşit oranda hisse almak olduğunu, ortakların kendi aralarında servis sözleşmesi feshedilen ortağın hisse ve kar payını alarak ortaklıktan ayrılacağının protokolle kararlaştırıldığını, bu nedenle ortak sayısının dörde düştüğünü, davalı ...'nın şirket müdürü olduktan sonra Ekim 2018 tarihinde ortaklardan ... Kadıoğlu'nun sahip olduğu Kadıoğlu Elektrik Ltd. Şti.'nin servis sözleşmesinin fesih edildiğini, ancak sözleşmesi feshedilmesine rağmen Arben641'den ayrılmadığını, davalı şirket ...'nın sözleşmesi devam eden davacı ve diğer ortağı dışladığını, şirket gelir giderleri ile ilgili bilgi vermemeye başladığını ve şirketi sözleşmesi fesih olan ... Kadıoğlu ile yönetmeye başladığını, Haziran 2019 tarihinde şahsına ait servis sözleşmesinin feshedildiğini, davalının protokole göre müdürlükten ve şirket ortaklığından ayrılması gerekirken ne müdürlükten ne de ortaklıktan ayrıldığını, şirketin ... işvereni ve işbu şirketin kuruluş sebebi olan Arçelik Pazarlama A.Ş.'nin de şirket ile olan sözleşmesini feshettiğini, şirket müdürünün yönetim yetkisini kötüye kullandığını, sadakat ve bilgi verme yükümlülüğünü ihlal ettiğini, ortaklara bilgi vermeden şirket sözleşmesinin feshi ihbarına sebep olacak işlem ve eylemlerde bulunduğunu, bu nedenle şirket müdürünün azli için haklı sebeplerin oluştuğunu ileri sürerek şirkete yönetici kayyımı atanmasına, şirket müdürünün haklı sebeple mahkemece azline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının göreve başlamış olduğu 25.01.2018 tarihinden itibaren düzenli olarak davacının da içinde bulunduğu ortaklara mail yollanarak hesap bakiyeleri ile ilgili bilgi verildiğini, davacının yönetimde olduğu iki yıllık dönem boyunca davalıya aynı şekilde düzenli bir bilgilendirme yapılmadığı gibi ... bir mail dahi gönderilmediğini, davalı Arçelik Pazarlama A.Ş.'ye gönderilen ihtarnamenin şirketini zarara sokacak bir ihtarname olmadığını, bilakis şirketin haklarını korumak için keşide edildiğini, Arçelik A.Ş.'nin göndermiş olduğu mutabakat formu ile ... taraflı olarak şirket aleyhine değişikliklerin yapıldığını, ancak davalı tarafından bu değişikliğin kabul edilmediğini, taleplerinin şirketi zarara uğratmak bir yana karlılığını arttırmak amacıyla şirket müdürünün sorumlulukları kapsamında yapıldığını ve müspet sonuçlar alındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 630 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca her ortağın, haklı nedenlerin varlığı halinde limited şirket yöneticilerinin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını mahkemeden talep edebileceği, maddenin sonraki fıkrasında ise yöneticinin, ... ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden ... yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin haklı sebep olarak kabul olunacağının düzenlendiği, bilirkişi raporunda davalının müdürlüğünün başlangıç dönemi olan 2018 yılında Arben641 Ltd. Şti.'nin mali veriler açısından zirve yaşadığını, 2019 yılında kısmi gerilemeler yaşadığı ve 2020 yılında ise şirketin ana faaliyetinin sonlandığı, faaliyetlerinden zarar ettiği ve buna koşut olarak varlık kalemlerinin genel olarak azalma trendine girdiği, şirketin ödeme gücü olduğu halde vadesi geçmiş vergi borçlarının ödenmemesinin şirketin zararına olduğu ve önceki yıllarda kar eden şirketin 2020 yılında faaliyetlerinden zarar ettiği ve aktiflerini tüketen bir duruma düştüğü belirtilmekle, şirketin kuruluş amacına uygun ekonomik sonuçlar alacak şekilde yönetilemediğinin anlaşıldığı, davalı şirket müdürünün bağlılık ve ... yükümlülüğüne uymadığı, diğer ortakların zararına yol açtığı gerekçesiyle davanın kabulüne, ... Ticaret Sicil Müdürlüğü’nde kayıtlı Arben641 ... Eşya Teknik Servis Nakliye İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin şirket müdürü olan davalı ...’nın 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince azline, karar kesinleşinceye kadar ... kayyımı ...’ın görevinin şirketi temsil ve ilzama yetkili (yönetim kayyımı) sıfatıyla devamına, keyfiyetin masrafı davacıdan alınarak ilanına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın gerekçesinde tahsile karar verilirken hüküm kesinleşinceye dek yatırılan kayyım ücretinin tahsiline şeklinde bir karar verilmediğini, karar kesinleşinceye kadar ödenecek kayyım ücretinin davalıdan tahsiline şeklinde düzeltme yapılması gerektiğini savunarak kararın yalnızca bu yönden kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme dayanak bilirkişi raporunun hükme elverişli olmadığını, şirketin genel kurul yaparak şirket müdürünü seçmesi gerekirken mahkemece kayyım atanmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının azli bakımından gerekçede haklı sebep olarak dayanılan zarar olgusu dışındaki diğer hususların davacının, davalıya karşı şahsi münasebetinden kaynaklandığını, şirket yönetimine ilişkin olmadığını, davacının haklı nedenlerin varlığını ispat edemediği, şirketin zararını oluşturan masrafların neler olduğunun ... ve makul masraflardan olup olmadığının belirlenmesi gerektiği, davalının kusurunun tespitinin gerekli olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının müdür olduğu dönemde, dava dışı Arçelik Pazarlama A.Ş.'nin yetkili servis işini yapan dava dışı şirketin faaliyet kârlarını öncelikle artırmış ise de, daha sonra Arçelik Pazarlama A.Ş.'ye gönderdiği ihtarname ile farklı servisler arasındaki farklı fiyat uygulamasına son verilmesini istediği, ancak bu iddiaya ilişkin bir delilinin olmadığı ve süreç içerisinde önce şirketin faaliyet kârlarının düşmesine, sonrasında Arçelik Pazarlama A.Ş.'nin yetkili servis işinin kaybedilmesine ve şirket faaliyetlerinin sona ermesine neden olduğu, bu durumun şirketin kötü yönetildiğini gösterdiği, diğer yandan eldeki dava devam ederken, şirketin bir kısım vergi borçlarının ödenmediği ve araçların genel kurul kararlarına aykırı şekilde satıldığı, şirket varlıklarının azaltıldığı, bu belirlemelere göre davalının şirket müdürlüğünden azli için haklı nedenlerin oluştuğu görülmekle, davalının tüm istinaf istemlerinin reddinin gerektiği, kayyım ücretinin 6100 sayılı Kanun'un 323 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi gereğince yargılama giderleri içerisinde olduğu, hüküm verilinceye kadar kayyım ücretinin haklılık durumuna göre taraflardan tahsiline karar verilebileceği, ancak hüküm tarihinden kesinleşme tarihine kadar ki sürede yapılacak yargılama giderleri belirli olmadığından İlk Derece Mahkemesince hüküm tarihinde bir karar verilmesinin mümkün olmadığı, hükümden sonraki yargılama giderleri belirli olmadığından, kararın kesinleşmesinden sonra belirli hale gelen işlemin ilamın icrası sırasında dikkate alınacağı ve bu fıkraya ilişkin idari işlemin o aşamada yapılması gerektiği, bu nedenle davacı vekilinin istinaf isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle ve davacının hem müdürlükten azil hem de şirketin feshi davasını açtığını, bu iki talebin birbiri ile çeliştiğini, ayrıca davacının şirket ortaklığından çıkması halinde işbu davada hukuki yararının kalmayacağını, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesince ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/152 E. sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmamasının hukuka aykırı olduğunu, şirketin zarar etmediğini, firmanın zarar etmeye başlamasının sebebinin, Arçelik firmasının servis sözleşmesini haksız ve hukuki dayanaktan yoksun şekilde fesih etmesinden kaynaklandığını, Arçelik firmasına karşı tazminat davası açılması taleplerinin genel kurulda davacı tarafından kabul görmediğini, bu kararın iptali için de dava açıldığını, müdürlük döneminde Arçelik firmasının şirkete yönelik bir şikayetinin olmadığını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, şirket müdürünün azli istemine ilişkindir.
6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi, 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinin ikinci fıkrası
Dava, limited şirket ortağı tarafından şirketin müdürüne karşı açılan şirket müdürünün azli istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemesinin karar tarihinden sonra davacının şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verildiği anlaşılmış olup, artık davacının 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince şirket müdürünün azlini isteme konusunda aktif dava ehliyetinin bulunmadığının kabulü gerekmektedir.
6100 sayılı Kanun'un 114 üncü maddesinin (d) bendi gereğince tarafların yargılama süresince dava ehliyetine sahip olması dava şartlarından olmakla birlikte, bu husus aynı Kanun'un 115 ... maddesi gereğince resen yargılamanın her aşamasında göz önüne alınabilmektedir.
Bu nedenle, davacının limited şirket müdürünün azli davasını açmasının mümkün olmadığı, bu hususun aktif dava ehliyetine ilişkin eksiklik teşkil ettiği gerekçesiyle 6100 sayılı Kanun'un 114 üncü maddesinin (d) bendi gereğince davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.