İstinaf başvurusunun esastan reddi

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 21 inci maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Ödemiş Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.05.2018 tarihli iddianamesiyle sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149 uncu maddesinin birinci fıkrası (h) bendi, 35 inci maddesi, 53 ve 63 üncü maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

2. Ödemiş Ağır Ceza Mahkemesinin, 2018/227 Esas, 2018/388 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan beraat kararı verilmiştir.

3. ... Bölge Adliye Mahkemesi 7 Ceza Dairesinin, 17.10.2019 tarihli ve 2019/657 Esas, 2019/2189 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Katılan Vekilinin Temyiz İstemi
Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olduğuna,
İlişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

1. İlk derece Mahkemesince, " her ne kadar sanık ...'ın olay tarihinde katılanla yaptığı telefon görüşmesi esnasında katılana yönelik olarak "bana para vereceksin yoksa ben yapacağımı bilirim, seni öldürürüm, ben şu an Tire'deyim, gel hesaplaşalım" şeklinde söz söylemek suretiyle teşebbüs aşamasında kalan nitelikli yağma suçunu işlediği iddiasıyla ve bu doğrultuda tecziyesi istemiyle mahkememize kamu davası ikame olunduğu anlaşılmakta ise de, aşamalardaki sanık savunma ve beyanları, katılan ... beyanları ve tanık S. S. anlatımlarından da anlaşılacağı üzere dava konusu olay öncesinde sanık ve katılanın Tire ilçesinde bulunan iş yerini ortaklık ilişkisi dahilinde işlettikleri ve bu iş ilişkisinden ve bunun sonlanmasından kaynaklı olacak şekilde taraflar arasında suç atma şüphesini kuvvetlendiren husumet oluştuğu, taraflar arasındaki bu iş ilişkisinden kaynaklı husumet ve anlaşmazlığın adli merciilere de yansıdığı, diğer yandan yargılama aşamasında görülen lüzum üzerine BTK'ya yazılan müzekkereye istinaden gönderilen HTS kayıtlarının içeriğine göre daha öncesinde ortaklık ilişkisi bulunan katılan ve sanık arasında olay tarihinde telefon görüşmeleri yapıldığı ve sanık tarafından katılana mesajlar gönderildiği anlaşılmakta ise de, soruşturma aşamasında katılan tarafından tanık olarak bildirildiği anlaşılan tanık U. T.'nin yargılama aşamasında talimat mahkemesi aracılığıyla tespit edilen 09/10/2018 tarihli beyanında katılan ile sanığın ortak olduklarına, katılanın sanığa iftira attığına, katılanın tehdit edilmesi şeklinde bir olay görmediğine, hatta katılanın olayı kendisine anlatmasından sonra bile sanıkla içli dışlı olduklarına ve görüştüklerine yönelik beyanlarda bulunduğu, diğer tanık S. S'nin ise katılanın eşi olup sanıkla katılan arasındaki iş ilişkisinden ve sonrasındaki adli merciilere yansıyan olaylardan kaynaklı sanıkla husumet yaşayan ve tarafsızlığı da şüpheli olan tanık konumunda olduğu, bu itibarla sanık ...'ın aşamalardaki katılana yönelik tehdit içeren söz söylemediğine yönelik savunma ve beyanlarının aksine, sanığın yüklenen nitelikli yağma suçunu işlediğine dair mahkumiyetine yeter, kuşku sınırlarını aşan, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, sanıkla arasındaki iş ilişkisinden kaynaklı husumet yaşayan ve sanığa suç atma şüphesi bulunan katılanın beyanlarının tarafsız tanık anlatımlarıyla desteklenmediği," gerekçesiyle sanığın beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.

2. Olaya ilişkin sanık, katılan ve tanık beyanları tespit edilmiştir.

3. Sanık üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 17.10.2019 tarihli ve 2019/657 Esas, 2019/2189 Karar sayılı kararında katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ödemiş Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

12.12.2023 tarihinde karar verildi.