T U T U K L U
D U R U Ş M A V E T A H L İ Y E
T A L E P L İ

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 ... maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 ... maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. ... 26. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.07.2020 tarihli ve 2017/302 Esas, 2020/526 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında nitelikli kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 ... maddesinin altıncı fıkrası, 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 9 yıl 27 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir.

2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 07.12.2020 tarihli ve 2020/2726 Esas, 2020/2492 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 ... maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; eksik araştırma yapıldığına, müvekkilinin savunmasının ne şekilde çürütüldüğünün gerekçesine yer verilmediğine, cezanın üst sınıra yakın belirlenmesinin orantılı ve yasal olmadığına, haksız tahrik ve takdiri indirim hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

1. Sanık ile katılan akraba olup, katılanın sanıktan alacağı bulunduğu, katılanın birçok kez sanıktan alacağını tahsil etmek istemesine rağmen sanığın katılana olan borcunu ödemediği bu hususun sanık tarafından da doğrulandığı, sanığın olay günü katılanı konuşmak için parka çağırdığı, sanığın, emanette kayıtlı ruhsatsız tabanca ile olay yerine gittiği, sağ ve sol diz bölgelerine tabancayla 2 el ateş etmek suretiyle katılanı 13.12.2019 tarihli nihai ve hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu raporuna göre yaşamını tehlikeye sokacak, her iki tibia ve sol fibulada hayat fonksiyonlarını ağır (6.) derece etkileyecek kemik kırığı meydana gelecek ve organlarından birinin işlevinin yitirilmesine neden olacak nitelikte yaraladığı belirtilmiştir.

2. Sanığın atılı suçu ikrar ettiği ancak savunmasında katılanın kendi üzerine atlaması nedeniyle eylemi gerçekleştirdiğini beyan etmiş ise de bu konuda sanık hakkında alınmış bir adlî raporun olmadığı, sanığın 2 nolu celsede açıkça yanında ateşli silahla ve mermiyi de silahın ağzına vererek planlı şekilde geldiği, salt kendi suçunu hafifletmeye yönelik soyut beyanlarda bulunduğu, hakkında birçok icra dosyası olduğu, katılana borcunu ödeyemediği, savunma tarafından dinletilen tanıkların da sanığın aile ... olduğu ve yanlı beyanlarda bulundukları, tarafsız tanık olmadıkları, bu haliyle sanığın suçunu hafifletmeye yönelik soyut beyanlarına itibar edilmediği, hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmadığı belirtilmiştir.

3. Sanığın suç işlemeye meyilli olması, eylemi sonucunda katılanda birden fazla nitelikli halin oluşması, oluşan zararın katılanın tüm hayatı boyunca katılanı etkileyecek düzeyde olması, kullanılan silahın ateşli silah olması ve iki kez silahın ateşlenerek katılanın her iki bacağının hedef alınmış olması, sanığın mermiyi silahın ağzına vererek olay yerine planlı şekilde gelmiş olması, sanığın kastının yoğun olduğunu gösterdiği bu nedenlerle temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak üst sınıra yakın belirlendiği, suç işlemeye meyilli olması nedeniyle sanık hakkında takdiri indirim hükümlerinin uygulanmadığı belirtilmiştir.

4. Sanık savunması, katılan beyanı, tanıkların anlatımları, adli raporlar, nüfus ve adlî sicil kaydı, kolluk tutanakları, dava dosyasında mevcuttur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmemiştir.

1. Bölge Adliye Mahkemesinin karar başlığında katılanın isim ve kimlik bilgilerinin yazılmaması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendine aykırı davranılmış ise de söz konusu hukuka aykırılık mahallinde hükme eklenmesi mümkün eksiklik olarak kabul edilmiştir.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, alınan tüm raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği, eksik incelemenin bulunmadığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, katılandan sanığa yönelen ve haksız tahrik oluşturan söz veya eylem bulunmadığından haksız tahrik hükümlerinin uygulanmamasının isabetli olduğu, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle sanıklar hakkında uygulanmamasına karar verildiği anlaşıldığından, anılan temyiz sebeplerinin incelenmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Gerekçe başlığı altında açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 07.12.2020 tarihli ve 2020/2726 Esas, 2020/2492 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda eleştiri nedeni dışında hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçen süre göz önüne alındığında, sanık müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ... 26. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

12.12.2023 tarihinde karar verildi.