Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı üçüncü kişi vekili, 23.06.2014 tarihinde yapılan haciz sırasında haczedilen ... marka torna tezgahının davacıya ait olduğunu, borçlu şirkete kiraya verildiğini belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı alacaklı vekili; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, mahcuzun 3. kişi şirketin faaliyet konusu ile uyumlu olduğu, ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı 3. kişi ile borçlu şirket arasında Noterlikçe tanzim olunan kira sözleşmesinin haciz tarihi itibarıyla mevcudiyetini koruduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; karar davacı 3. kişi vekili tarafından kötüniyet tazminatına hükmedilmemesi bakımından, davalı alacaklı vekili tarafından ise esas ve yargılama giderleri bakımından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK'nın 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı alacaklı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,

2-Davalı alacaklı vekilinin harç ve vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Davanın esasına yönelik karar verildiğine göre; hacizli malların değeri ile alacak miktarından hangisi az ise onun üzerinden hesaplanacak harca ve nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekir. Somut olayda, takip çıkışı toplam alacak miktarı 30.329,26 TL olup, toplam alacak miktarı hacizli malın değerinden az olduğundan anılan kalemlerin bu miktar üzerinden hesap edilmesi gerekirken mahkemece davacı 3. kişi lehine fazla nispi vekâlet ücretine ve harca hükmedilmesi doğru olmamıştır.

3-Davacı 3. kişi vekilinin kötüniyet tazminatına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Davacı 3. kişi vekili tarafından, tazminat talebinde bulunulmuş olmakla birlikte bu taleple ilgili olumlu olumsuz herhangi bir karar verilmemiştir. Oysa, HMK'nın 297. maddesinde hükmün hangi hususları kapsayacağı sayılmış olup, anılan maddenin 2. fıkrasında, hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Bu itibarla, davacı 3. kişinin tazminata ilişkin talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi doğru görülmemiş, hükmün açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin (2) nolu bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin ve davacı 3. kişi vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün İİK'nın 366 ve 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nın 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 28.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.