Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı vekili taraflarından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı ... Süer vekili, dava dilekçesinde belirtilen taşınmaz nedeniyle tapu iptal-tescil, olmadığı takdirde mal rejiminin tasfiyesi ile alacak isteğinde bulunmuş, aynı zamanda davacı lehine aylık 1.000 TL nafakaya hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının 18 ada 16 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile 1/2 hissesinin adına tesciline olmadığı takdirde tespit edilecek bedelinin yarı parasının tarafına ödenmesine ilişkin isteminin reddine, davacının yoksulluk nafakasına ilişkin isteminin reddine, davacının tedbir nafakasına ilişkin isteminin kısmen kabulü ile, dava tarihi olan 01.04.2010 tarihinden 12.05.2011 tarihine kadar işleyecek aylık 500 TL nafakanın davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuk Hakkında Kanunun 58/1.maddesi "Yabancı mahkeme ilâmının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilâmın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır. Tanımada 54 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi uygulanmaz." hükmünü, 59.maddesi “Yabancı ilâmın kesin hüküm veya kesin delil etkisi yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade eder.” hükmünü içermektedir. Bu hükümlerden çıkan sonuç şudur: Eğer yabancı mahkemece verilmiş olan hukuk davasına ilişkin bir karar Türkiye'de tanınmış ise, o ilamın kesin hüküm etkisi, tanımaya ilişkin kararın kesinleştiği tarihten itibaren değil, yabancı mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren başlar. Başka bir ifade ile, yabancı mahkemece verilen boşanma kararı tanınmakla, yabancı mahkeme kararının kesinleştiği tarihte taraflar boşanmış sayılırlar ve evlilik birliği bu tarihte sona ermiş olur. Nüfusa da, yabancı mahkemece verilmiş olan kararın kesinleşme tarihi boşanma tarihi olarak yazılır. (Nüfus Hizmetleri Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik m.58/1). Tarafların ... Sulh Hukuk Mahkemesi Aile Mahkemesi'nin 25.12.2009 tarihinde kesinleşen 4 F 356/08 sayılı yabancı mahkeme kararıyla boşandıkları, bu kararın ... 9.Aile Mahkemesi'nin 2010/277 esas-2011/168 karar sayılı kararı ile tanınmasına karar verildiği, bu kararın da 12.05.2011 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Taraflar, boşanmalarına ilişkin yabancı mahkeme kararının tanınmasıyla yabancı mahkeme ilamının kesinleştiği tarihten itibaren boşanmış hale gelmişlerdir (5718 sayılı MÖHUK m.54-58-59). Nitekim nüfus kayıtlarına boşanma tarihi olarak yabancı mahkeme ilamının kesinleşme tarihi olan 25.12.2009 tarihi yazılmıştır. Tedbir nafakasına ise boşanma veya ayrılık davasının devamı süresince hükmolunabilir (TMK. md. 169) Evliliğin sona ermesinden sonra tedbir nafakasına hükmedilemez. Tarafların 25.12.2009 tarihinde boşandıkları dikkate alındığında ve evlilik birliğinin sona ermesiyle de, eşlerin birbirlerine karşı, bu birlikten doğan yasal yükümlülükleri de aynı tarihte ortadan kalktığından, bu tarihten sonra, davacı için TMK'nun 169.maddesi çerçevesinde tedbir nafakasına hükmedilemeyeceğinden, davacının tedbir nafakasına ilişkin isteminin de reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kısmen kabulü ile davacı eş için TMK'nun 169.maddesine göre tedbir nafakasına hükmedilmesi doğru olmamıştır.

Davalı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün tedbir nafakasına ilişkin bölümünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 27,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 8,20 TL'nin davacıdan alınmasına, peşin harcın istek halinde davalıya iadesine 28.03.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.