Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan redine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 12.12.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacılar vekili Avukat ... ile davalılar vekili Avukat ...'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri ile Işıklar Holding bünyesinde yavru şirket olarak faaliyet yürüten ... İnşaat ve Taahhüt A.Ş arasında 09.11.1990 tarihinde düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı villa yapımı için sözleşme yapıldığını, şirketler arasında organik bağ olduğunu, sözleşmeye göre %75 müteahhide, %25 arsa sahiplerine düşecek şekilde anlaşma yapıldığını, paylaşım oranının ortak yapılar için de geçerli olduğunu, müteahhidin villaları yaptığını, sözleşmenin 3. maddesi gereğince ortak kullanım alanları yapılmadığını, yapılmış olanın da amacına aykırı şekilde yapıldığını ve üçüncü kişilere satıldığını, ortak yapılar için bugüne kadar bir paylaşıma gidilmediğini, amacı dışında da yapı yapıldığını, Kızılçaşar 241 ada 1 parsel ve 243 ada 5 parselin ortak alan olarak ayrıldığını, 241 ada 1 parselde herhangi bir yapılaşma olmadığını, 243 ada 5 parselde inşaat faaliyeti olduğunu, sosyal tesis yapılmasını beklerken farklı bir yapı yapılarak 3. kişilere satıldığını açıklanan nedenlerle 241 ada 1 parsel yönünden tamamının tapusunun iptali ile davacılar adına tesciline, olmadığı takdirde şimdilik 10.000,00 TL bedelin faizi ile birlikte tahsiline, 243 ada 5 parel yönünden ise tapusunun %25’inin iptali ile davacılar adına tesciline, olmadığı takdirde şimdilik 10.000,00 TL bedelin faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacılar vekili 26.03.2021 havale tarihli dilekçesi ile dava değerini 6.201.000,00 TL’ye ıslah ederek 241 ada 1 parsel yönünden tamamının tapusunun iptali ile davacılar adına tesciline, 243 ada 5 parel yönünden ise 4.863.100,00 TL’nin dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; talebin zamanaşımına uğradığını, davalı Holdinge husumet düşmeyeceğini, işin kesin kabulünün yapıldığını, davalının tüm edimlerini eksiksiz olarak ifa etmiş olmasına rağmen ileri sürülen taleplerinin gerçeği yansıtmadığını, davacılar ile ... İnşaat ve Taahhüt A.Ş. arasında 1990 yılında düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını, davacıların Kızılçaşar 241 ada 1 parsel nolu taşınmaz için tapunun tamamının iptali ile müvekkilleri adına tescilini talep ettiklerini, davacının davayı açarken söz konusu tapu kayıtlarını incelemediğini, bu parsel için arsa sahibi ile rızai taksim yapılarak taşınmazın tamamının davalı şirket adına taksimen tescil edildiğini, davacıların eksik işlere yönelik dava açtıklarını, dava sonucu belirlenen bedelin ödendiğini ve davacılar tarafından ibra edildiklerinin savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar, davalı şirketin 09.11.1990 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesindeki yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bahisle Kızılcaşar Mahallesi 241 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile adlarına tescilini, 243 ada 5 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise tazminat talep ettiği, Kızılcaşar Mahallesi kök 398 parsel malikleri ile yüklenici ... İnş. ve Taah. A.Ş. (isim değişikliği ile ... İnş. ve Enerji A.Ş.) arasında 09.11.1990 tarihinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiği, 398 parselin imar sonucu muhtelif ada ve parsellere şüyulandırıldığı, yeni parsellerden ikisinin davaya konu 241 ada 1 parsel ve 243 ada 5 parsel olduğu, diğer parsellerde sözleşmeye uygun şekilde villa yapıldığı, kök 398 parsel maliki Refika Yılmaz ile davalı şirket arasında 23.10.1991 tarihli resmi senet ile rızai taksim yapıldığı, rızai taksim sonucu davaya konu 241 ada 1 parsel ve 243 ada 5 parsellerin davalı şirkete bırakıldığı, diğer parsellerin ise sözleşmeye uygun şekilde arsa sahiplerine kaldığı ve bu parsellere villa yapıldığı, mevcut delil durumuna göre yapılan değerlendirmeye göre; 241 ada 1 parsel ve 243 ada 5 parselin rızai taksim neticesinde davalı şirkete kalan yer olup “ortak alan” niteliğinde olmaması, yüklenicinin sözleşmeye uygun şekilde arsa sahiplerine villa parseli vermesi ve bahsi geçen iki parselin arsa sahiplerine kalan yerlerden olmaması, aynı davacıların Gölbaşı Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/625 Esas, 2005/691 Karar sayılı dosyasında eksik imalat nedeniyle dava açtığı anlaşılmakla bu durumun yüklenicinin devir yükümlülüğünü yerine getirdiğini göstermesi, tapu iptali talebi yönünden tescilin taksime dayanması karşısında yolsuz tescil olmaması, alacak talebi yönünden ise devir sırasında herhangi bir çekince koyulmaması nazara alındığında zamanaşımı süresinin dolması durumları bir arada değerlendirildiğinde davanın reddine, tapu iptali ve tescil talebi yönünden 241 ada 1 parsel davalılardan ...İnş. ve Enerji A.Ş. adına kayıtlı olmakla diğer davalı .... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
1.Davacıların İstinafı
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin rızai taksim iddiasını resen dikkate alamayacağını, tarafların iddia ve savunmaları ile bağlı olduğunu, uyuşmazlıkla binanın paylaşımının söz konusu olduğunu, arsa paylaşımının söz konusu olmadığını, asıl değerlendirmenin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi üzerinden yapılması gerektiğini, tapudaki rızai taksimin de bu sözleşme uyarınca yapıldığını, mahkemenin bilirkişi raporuna aykırı olarak karar vermesinin de yanlış olduğunu, yapılan satışların gerçek satış olmayıp, inşaat sözleşmesine bağlı satışlar olduğunu, davalı şirketin kendi malıymış gibi rızai taksim yapması ve tasarrufta bulunmasının hukuken mümkün olmadığını, sosyal tesis ve ticari alanların projede yer almış ve uygulanmış villalar ile birlikte bütünlük teşkil edecek şekilde duvarlarla çevrildiğini, villalar satılırken sosyal tesis alanının da belirtildiğini, tüm villaların satılmasından sonra davalının duvarları kaldırarak, sosyal tesis alanını ayırdığını ve ticari alan olarak sattığını, bu hususu tanık beyanlarının da doğruladığını, davacı yüklenicinin haksız kazanç elde ettiğini, sosyal alanlar üzerinde arsa sahiplerine bir hak vermediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; devrin, gerçek satış olmadığı, taraflar arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince satışın yapıldığı, sözleşme harici rızai taksime sözleşmede imzası olan davalıların rızası olmadığı, tapuda yapılan rızai taksimin sözleşme uyarınca yapıldığı, rızai taksimin, ilk sözleşmeyle ilgili içerideki paylaşımı gerçekleştirmek için yapılmış yasal bir zorunluluk olduğu, ilk sözleşme yapıldığında davalının dava konusu yeri bu şekilde yapacağını ön görmesi durumunda ilk sözleşmenin bu halde olmayacağı, villaların ticaret merkezi ve ortak alan olacak vaadi ile satıldığı, davalı şirketin holding olmasının yapılan tüm işlemler açısından ... tesis ettiği, arsa sahiplerinin kendilerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiği, ancak müteahhitin kendine düşen kısmı yerine getiremediği, arsa payı inşaat sözleşmesi tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olduğundan TBK m. 125 anlamında iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde temerrüdün ortaya çıktığı, burada seçimlik hak olarak, müspet zararın söz konusu olduğu, çünkü arsa sahibinin sözleşemeye aykırı davrandığı, fiili zarar ve yoksun kalınan karın talep edildiği, bu sebeple müteahhit firmanın sözleşme gereğince devretmediği şimdilerde de üzerinde iş merkezi olan ilgili parsellerin değerinin verilmesi gerektiği belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptal tescil ve tazminat istemlerine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370. maddeleri,
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 470 vd. maddeleri.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle; 23.10.1991 tarihinde şekilde paralellik ilkesi gereği resmi şekilde yapılan rızai taksim ile dava konusu parsellerin davalı yükleniciye devredildiği, davalı ....'nin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin tarafı olmadığı ve taşınmazların da adına kayıtlı olmadığı anlaşılmakla davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle;
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacılardan alınarak Yargıtaydaki duruşmada vekille temsil olunan davalılara verilmesine,
Aşağıda yazılı harcın temyiz eden davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.