Esastan ret

Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ve davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili; müvekkilinin murisinden kalan dava konusu taşınmazın davalı ...’nın diğer davalı damadı ...’ya taşınmazı kiraladığını, kira sözleşmesinin geçerli olmadığını, ihtarname gönderildiğini ancak kullanmaya devam edildiğini, talep edilen ecrimisil bedelinin ödenmediğini belirterek el atmanın önlenmesini ve ecrimisil talep etmiştir.

Davalılar vekili; davalı ... yönünden davanın husumetten reddi gerektiğini, yapılan kira sözleşmesinin geçerli olduğunu, haksız bir kullanım söz konusu olmadığını, ihtarname ile bildirilen 600,00 TL’nin davacının hesabına yatırıldığını, davacının taşınmazın kiralandığını daha önceden bildiğini, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, taraflar arasında halen devam eden İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/571 Esas sayılı dosyasının sonucunun beklenmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen esas ve karar sayılı kararı ile kira sözleşmesi bakımından pay ve paydaş çoğunluğu davacının iştiraki olmaksızın sağlanamayacağı, davalı ...'nın tek taraflı akdettiği kira sözleşmesi geçersiz olmakla davacıyı bağlamayacağı, taraflar arasında İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/571 Esas sayılı dosyası bulunduğundan intifadan men ihtarına gerek olmadığı, davacının sadece ...’yı davalı olarak göstermeyip diğer pay sahibi ...'yı da davalı olarak göstererek men'i müdahale ve ecrimisil talep ettiği, geçersiz kira sözleşmesine dayalı olarak kullanan ... yönünden taşınmazın tamamı için men'i müdahale isteminde bulunabileceği, ancak; diğer paydaş da davalı olarak gösterildiğinden davacının 1/2 payı oranında harç ikmal ettirilerek 1/2 pay oranında men'i müdahale kararı vermek gerektiği, ecrimisil istemi yönünden ise tanık beyanları doğrultusunda davalı ...'nın mart 2020 tarihinden itibaren ikamet ettiği, davacı vekilinin son celse beyanı da nazara alınarak davanın kısmen kabulüne, dava konusu taşınmaza vaki müdahalenin davacının 1/2 payı oranında menine, ecrimisil isteminin kısmen kabulü ile 690,40 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; men-i müdahale yönünden kararın infaz edilebilir olmadığını, 1/2 pay yönünden değil tam kabul olması gerektiğini, taşınmazın kiraya verildiğini, ihtarname ile kira sözleşmesinin geçersiz olduğunun bildirildiğini, davacının kullandığı yer olmadığını, paylaşım olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

2. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle, davanın ... yönünden husumetten reddi gerektiğini, haksız işgal söz konusu olmadığını, kira sözleşmesi bulunduğunu, davalının davacının payına düşen bedeli düzenli ödediğini, davanın haksız olarak açıldığını, mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen esas ve karar sayılı kararı ile, davacı ve davalı ...'ın kardeş olup veraset belgesine göre başka mirasçı bulunmadığı, taşınmazın halen muris ... adına kayıtlı olduğu, diğer davalının davalı ...'nın damadı olduğu, davacı yönünden paydaş olmayan 3. kişi konumunda bulunduğu, kira sözleşmesinin pay ve paydaş çoğunluğu olmadan davalılar arasında düzenlendiği, yasa gereği geçerli olmadığı, bu nedenle davalı ...'ın kullanımının haksız fiil niteliğinde olduğu, 3. kişiye karşı davacının tek başına dava açma hakkı olduğu, ancak davalı diğer paydaşın 1/2 pay sahibi olduğu, bu nedenle davacının sadece payı oranında müdahalenin men'ini talep etme hakkı olduğu, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacının payı oranında doğru hesaplandığı, fiilen dava konusu taşınmazda davalı ... ve eşinin oturduğu, davalı ...'ın fiilen taşınmazı kullanmadığı, ancak kira sözleşmesi düzenlenen ve diğer davalıya kiralamak sureti ile eylemde bulunduğu, bu nedenle yargılama giderleri ve ücreti vekaletten birlikte müteselsilen sorumlu olduğu, davacının payı oranında hesaplama yapılarak harç alındığı, bu nedenle 1/2 oranında müdahale kararı verilmesinde yasaya aykırılık bulunmadığı, davanın kısmen kabulünün gerekmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1/2 pay oranında el atmanın önlenmesine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ve infazının mümkün olmadığını, kira sözleşmesini geçersiz olduğu kararda belirtilmesine rağmen bu şekilde karar verildiğini belirterek hükmün bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı ... yönünden davanın husumetten reddinin gerektiğini, diğer davalının işgalci olmadığını kira sözleşmesinin geçerli olduğunu, davacının kötüniyetli olduğunu belirterek hükmün bozulmasını talep etmiştir.

Dava, çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi ve ecrimisil taleplerine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “İyiniyetli olmayan zilyet bakımından” başlıklı 995. maddesi ve “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683. maddeleri.

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve davalılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,12.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.